TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Her şeyi ithal ederek kalkınmak zor

Türkiye'de ismiyle müsemma şirketlerin en önemlilerinden birisi olan Asil Çelik'in yapımına 1974 yılında başlanmış, 5 yıl sonra da hizmete açılmış. Başladığı hızla devam etmiş olsaydı, sanayimiz, makine imalat sektörü daha farklı noktada olabilirdi.
Türkiye'nin bugün yaşadığı sorunların başında gelen makine imalat sanayiindeki tesislerin azlığına bakarsak üzülmemiz gerekir. Zira nitelikli çeliği üretemezseniz, nitelikli makineler de yapamazsınız. Hammaddenizi ürüne dönüştürüp, ihraç etmeye çalıştığınızda karşınıza ithalattan gol yediğinize dair tablolar çıkar. Nedeni basit. Üretim yapmak için aldığınız makineleri ve onların imalatını sağlayacak materyalleri üretemiyorsanız ve bu gerçeği görerek ilgili sektörlerin önünü açmıyorsanız yazık Türkiye'nin haline...
Dış ticaretimizde tuhaflıklar olduğuna, ithalattaki büyüme hızının korkutucu boyutlara ulaştığına, uzun süredir bu köşeden dikkat çekiyorum, ama neler yapılacağına dair de merakımı giderecek araştırmalar yapıyorum. Adnan Dalgakıran'ın bu açıdan önemli bir görev ifa ettiğine ve etmeye devam edeceğine inanıyorum. Makine Tanıtım Grubu (MTG) çatısı altında, 'tıkır tıkır'sloganıyla ve Güler Sabancı, Mustafa Koç, Erdoğan Demirören, Bülent Eczacıbaşı, Cem Boyner, Abdulkadir Konukoğlu, Serpil Timuray gibi iş dünyasının önemli isimleriyle yapılan reklam kampanyası en azından bir bilinç geliştirdi. İthalatın önemli ayağını oluşturan ve gelişmişliğin tartışılmaz göstergesi olan makineleşme boyutuna yerli vurgu yapılmasını sağladı. Nâzım Hikmet'in mısralarına taşıdığı üzere 'makineleşmek' ne kadar önemliyse, onun bir adım ötesi olan makine imalatı için gerekli hammaddeyi, teknolojiyi ülke kaynaklarıyla sağlamak da o denli kaçınılmaz. Konuyu Asil Çelik ve aynı alanda sadece bir rakibi olan yine Bursa'da faaliyet gösteren Çemtaşgibi nitelikli çelik imalatı yapanlara getirmek istiyorum. Türkiye'de otomotiv fabrikaları, yan sanayisi, makine imalatı, savunma sanayii, petrol, madencilik ve doğal gaz arama gibi alanlarda nitelikli çeliğe ihtiyaç duyuluyor. Ama ihtiyacı karşılayacak tesisimiz az.
Kısa süre önce Asil Çelik Genel Müdürlüğü koltuğuna bir yıl önce oturan Dr. Osman Kılavuz'la bir araya geldiğimde sektörün fotoğrafını çekme şansını yakaladım. Zira Kılavuz, uzun bir süredir sektörün içinde olan önemli bir sima. Bu görevinden önce Karabük Demir ve Çelik Fabrikaları (KARDEMİR) A.Ş. Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Müdürü olarak görev yapıyordu.

 

Kalite, nitelik tamam, üretim eksik
Asil Çelik ise Türkiye'nin kilometre taşlarından birisi. Koç Holding-devlet ortaklığıyla yola çıkıyor. Sonra kamuya devrediliyor. 2000 yılında özelleştirilerek Diler ve Güriş Grubu'nun çatısı altına giriyor. Büyüyen Türkiye'nin atılımlarına paralel olarak da yeni yatırımlar yapıyor. Hedefini ise daha da büyütmüş durumda.
Türkiye'nin nitelikli çelik tüketimi yaklaşık 800 bin ton/yıl. Bunun yüzde 50'si ülkemizde üretiliyor. 2010 üretim rakamı 438 bin ton/yıl. Nitelikli çeliğin hammaddesi yüzde 70 oranında hurdadan sağlanıyor. Hurdanın da yüzde 40'ı yurtiçinden, yüzde 60'ı yurtdışından temin ediliyor. Ancak nitelikli çelik imal etmek ciddi bir know how ve teknoloji istiyor. Asil Çelik'in temelinde de Japon ve Alman bilgi ve birikimi kullanılmış. Bu sebeple de Türkiye'nin ihtiyacı kadar ürün üretmese dahi, üretiminin yüzde 40'ını ihraç ediyor. İhraçta birinci sıradaki ülke ise Amerika. Anlayacağınız bu alanda başarılıyız.
Ancak tesislerin mevcut haliyle rakipleriyle yarışması zor. Dünyada kaliteli çelik üreten tesislerin ortalama üretim kapasitesi bir milyon ton/yıl. Türkiye'de ise bu alanda faaliyet gösteren iki tesisin kapasitesi bile bu rakama ulaşmıyor. Ancak, Asil Çelik'in 200 milyon Euro'luk yatırımla üretim kapasitesini 1 milyon tona çıkarmayı hedeflemesi önemli bir gelişme.
Bursa Orhangazi'de, İznik Gölü'ne yakın bir noktada faaliyet gösteren Asil Çelik, sanayi tesislerine yakınlığın avantajını kullanıyor. 1650 derece ısıda hammaddeyi eritip, rafine ediyor. İstenmeyen gazlardan, maddelerden arındırıyor. Nitelikli çelik haline getiriyor. Aklımıza dahi gelmeyen alanlarda ülkenin önünü açıyor. 2010 yılında 322 milyon TL ciro yapmış. 850 çalışan sayısını, yakında bine çıkarmayı hedefliyor. Her şeyden öte nitelikli işlere katkı sağlıyor.

 

İki zikzakla vergiler aşılıyor
Türkiye'de makineleşmenin önündeki problemlerden birisi olarak nitelikli çeliğe önem verilmemesini göstermek mümkün. Bugün nükleer santralların en önemli tarafını nitelikli çelik kapların oluşturduğunu ve her ülkenin bu işin altından kalkamadığını söylersem, konunun önemini anlatmış olurum. Ayrıca Türkiye savunma sanayiinde önemle adımlar atması sebebiyle de bu alanda özel teşvik ve destekler sağlanması gerekiyor. Ama şu an durum tam tersi uygulamalarla karşımızda.
Nitelikli çeliğin ithalatında bir sınırlama olmadığı gibi yerli üretimin korunmasına yönelik de bir adım yok. İthal ürünlere uygulanan yüzde on seviyesindeki vergi engeli de, nitelikli çeliklerin üzerinde hafif bir işlem, küçük bir zikzak yapılarak aşılıyor. Hammadde böylece mamule dönüşerek Türkiye'ye vergisiz, engelsiz, sorunsuz giriyor.

Yukarı