TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Emir erleri gitti emir subayları kaldı

AK Partide grubun yarısı ve bir bakan gitmiş. Azcık ağırlığı olanlar kalmış. Emir subayı pozisyonunu korumuşlar. Fakat emir erleri hem AK Parti'de hem de MHP'de silinmiş durumda. Çünkü yenilenme adı altında yeni emir erleri lider kadrolar tarafından meclise davet edildi. Seçmene düşen sadece hangisine "evet" mührünü basacağı. Bu kadar basit. Ama listelere bakınca eski isimler üzerimize üzerimize geliyor. İsmini duymaktan usandığım isimler sanki her şehirden adaymış gibi sıkıcı olmaya başladı.
Listeler öncesi kanaatim, bu köhne isimlerle kaşılaşınca kesinlikle değişmiş durumda. Çok eskimiş siyasetçiye de "hayır." Nerden aday olursa olsun.
Etrafımı yokladım, benzer rahatsızlık onlarda da var. Yeni adaylar da kusura bakmasın. Tepemizdeki eskiler için alttaki yeni yemlere takılamayız. Bu oyuna gelmek, tuzağa düşmek zorunda değiliz.
CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun, kullanım tarihi geçmiş siyasetçileri tarihe gömerek hayırlı bir iş yaptığını düşünüyorum. Umarım karşılığını alır. Şahsen Önder Sav'ı başımızdan savması sebebiyle müteşekkirim. Sav, bu boşlukta geçmiş günahlarına kefaret olması kabilinden bir umre yapar artık. İyi de AKParti'nin 'Sav'ları, yenilenmeye yönelik söylemleri, vaatleri ne olacak?
Seçim oyunları, yerini gerçek seçimlere ne zaman bırakacak?

 

Ali Sami Yen resmen sahipsiz bırakılmış
UEFA Şampiyonu Galatasaray'ın yuvası Ali Sami Yen Stadyumu'nun yıkımında gösterilen vefasızlık, ciddiyetsizlik, özensizlik, dikkatsizlik ve hatta duyarsızlık gazetemizin birinci sayfasında 'Tarih yazdı tarih oldu' ibareleriyle rapor edilmişti. Benim içim burkuldu.
Bu stadın hükmü şahsiyeti yok mu? Cansız bedenin bu şekilde parçalanmasına, tekmelenmesine kim izin verdi? Galatasaray Kulübü, kötü gidişatı bu onursuzlukla taçlandırmak zorunda mıydı? Akıl tutulması mı yaşadılar? Türkiye'ye takım olarak tarihi başarılar tattırmış, milli takımın dünyanın zirvesine çıkmasında ciddi katkılar sağlamış bir kulübe ev sahipliği yapmış mekân bu şekilde yıkılmaz, biraz özen ister.
Müteahhit mantığıyla ve vurdumduymazlığıyla iş makinelerini stada sokarsan böyle tablolar ortaya çıkar. Tarihi hatıraları bu şekilde yıkan müteahhitin, işadamının onun yerine nasıl bir eser dikeceğini açıkçası merak ediyorum. Merak etmek bile fazla. Çünkü aşağı yukarı tahmin edebiliyorum. Hatta yıkımı böyle yapanın yerine de benzeri mantıkla bina dikeceğini görür gibi oluyorum. Kesinlikle kalite, estetik, mimari harika ve yeni binaların yapım esnasında çevreye özen gösterimi aranmamalı.
Stadı yıkarken isimleri kapatmayı akıl edemeyen, şehrin göbeğindeki bir binayı taş ocağına girmiş gibi dağıtan, yıkım anına ve zamanına özen göstermeyen, yetmezmiş gibi bu şekilde kayıtlara geçirilmesine çanak tutanları kınıyorum. Müteahhidi de Galatasaray yetkililerini de...
Adnan Polat ve arkadaşlarının bu hatıraya sahip çıkmamaları, yıkımının nasıl yapılacağına dair kafa yormamaları kocaman bir ayıp. Daha ötesini vizyonsuzluk, ilkesizlik olarak da yorumlamak mümkün. Şimdi Galatasaray'ın neden baş aşağı gittiğini daha iyi anlıyorum. Geçmişine sahip çıkamayan, böyle bir ekip, geleceği de elbette inşa edemez. Nitekim durum ortada.
Galatasaray taraftarının yerinde olsam, ilk fırsatta, Telekom Arena'da Ali Sami Yen'i bu şekilde yolcu etmeye çalışanlara hak ettikleri cevabı veririm.

 

İDO'ya katma değerli teklif gelmedi
İhalenin yapıldığı gün Bloomberg HT'de canlı canlı değerlendirme yapınca yeterli olduğunu sandım. Ama meraklıları tatmin olmamış, rakamı nasıl bulduğumu soruyorlar. Bence bu alanda özel sektörümüz yeni olduğundan, somut veriler üzerinden yürüyerek fiyat belirledikleri için tatmin eden bir rakam ortaya çıktı. Ancak sürpriz olmadı. Ortaya çıkan en yüksek rakamı az buldum. 2 yıl sabredin, bana hak vereceksiniz. Şahitlerim de Hamdi Akın ve Sani Şener olacaktır.
Belediye ve diğer kamu kurumlarının, yeni İDO'nun (İstanbul Deniz Otobüsleri) yenilikçi adımlarına sorun çıkarmamaları kaydıyla. Böylece üç tarafı denizlerle çevrili Türkiye'de, denizin insan taşımacılığında kullanımı sebebiyle yeni bir küresel markayla tanışabiliriz. Tanışacağız. Buna inanıyorum.
Ben ihalede sürpriz bir rakamın, en azından bir milyar doları zorlayan tekliflerin olmasını arzu ediyordum. Ama ümitli olmadığımdan, ihale öncesi kalem dahi oynatmadım. Çünkü gelen 5 teklif azdı. Şartname alanların yarısından fazlasının teklif vermemesini, bazı hususların iyi anlaşılmadığı veya yeterince sarih olmadığı şeklinde yorumladım. Dolayısıyla katma değerli düşünerek, masaya gelen, bir vizyonla teklifini ortaya koyan yok gibiydi. İstisnası belki TAV olabilir.
Cirosu, kârı, gemi ve yolcu sayısı, iskeleleri, işletme yılı gibi somut veriler üzerinden hesap yapılmış, teklifler buna göre hazırlanmış. Gelecekte neler olabileceğine çok kafa yorulmamış.
Böyle hesap yapılsaydı TAV Atatürk'ü, Limak ve ortakları Sabiha Gökçen'in işletmecisi olamazlardı. Bu tartışmalar sebebiyle de Hamdi Akın ile Atatürk Havalimanı ihalesi sonrası "Bir milyon dolarlık" iddiaya girdim, ama netice alamadım. İDO ihalesi sebebiyle iddiamı da yineliyorum.

Yukarı