TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Petrol artışından kârlı çıkanlar da var

Petrol fiyatlarının hızlı yükselişi, diktatör liderleri keyiflerinin bozulmaması için Batı'ya petrol arzını istikrarlı bir şekilde yapmaya sevk ediyor. Libya karışıklığı sebebiyle Suudi Arabistan'ın atmış olduğu adımlar güzel örnektir. Fakat Ortadoğu'da sular durulacak gibi değil. Bu ülkelere demokrasi, halk istediği için değil, petrol güvenli aksın diye gelecektir. Değişimin bedelini de ilgili ülke halkları yine petrolle ödeyecektir.
Ancak yaşanacak her süreç Türkiye açısından da önemli. Karışıklıklarla gelecek değişim, hem petrol fiyatlarının yükselmesi sebebiyle hem de Ortadoğu ile ekonomik ilişkilerini belli bir düzleme getirme gayreti nedeniyle Türkiye'de istikrarsızlığa kapı aralayacaktır. Protestolar petrol fiyatlarını tetikledikçe, Ortadoğu halkları, diktatörlere karşı bekledikleri Batı desteğini alamayabilirler.
Diğer taraftan Türk ihraç ürünleri üzerinde nakliye ücretlerinin ciddi etkisi olması Türkiye'nin dış ticaretini de etkileyecektir. "Petrol fiyatları üzerindeki ağır vergiler aşağı çekilerek, bir kolaylık sağlanabilir mi?" Kafa yorulması icap ediyor. Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği (IATA), petrol fiyatlarındaki artışın havayollarının kârlarını 2011'de yüzde 50 oranında azaltacağını iddia ediyor. Üstelik bu sene yolcu oranının yüzde 5.6 oranında artacağına dair beklentilere rağmen. Yakıt masraflarının, yüzde 40'11k bir oranla, havayollarının operasyon maliyetlerinde en büyük gider kalemi olduğu düşünülürse, petroldeki zikzakların ekonomi üzerindeki ilk etkisini bu alanda görmemiz mümkün olacaktır.

 

Kerozinde tur operatörü turist ve havayolu üçgeni
Türkiye'yi ilgilendiren bir başka konu ise turizm ve petrol ilişkisi. Türkiye'ye yönelik turizm paketleri yaklaşık 9 ay önceden pazarlanmaya başladığı için tur operatörleri ve havayolları ilişkilerinde, hatta charter seferlerinde ciddi tartışmalar oluyor. Ancak burada durum tamamen havayollarının lehine çalışmaktadır. Tarifeli veya charter uçan şirketlerin bir çoğu yıllık bazda uçak yakıtını hedge diyor. Petrol firmalarıyla anlaşarak belli bir fiyata sabitlenen akaryakıt rakamları yine de artışlar gerekçe gösterilerek yolculardan ilave para isteniyor.
Avrupa Birliği'nde (AB) yolcuların, 21 gün önceden uçak yakıtının (kerozin) arttığına dair bilgilendirilerek, ek olarak ödenmesi istenen rakamın bildirilmesi gerekiyor. Yolcu kabul etmeyerek tur paketi veya seyahat iptal edilebiliyor. Türkiye'ye turist getiren tur operatörü ve acentelerin en büyük handikaplarından birisi çok sayıda kişinin aranıyor olması. Mesela Avrupa'nın bazı kentlerinden Antalya'ya gelecek yolculardan 15 ile 30 Euro arasında ilave kerozin farkı isteniyor.
Bazı tur şirketleri havayolları ile anlaşırken kerozinin tonunu 500 ile 700 dolar arasında hesap ederek, tur paketi satmışlar. Şikâyetçi oldukları konu, havayollarının talep ettiği artış rakamının neye göre hesap edildiği. Dolayısıyla bazı şirketlerin bu durumu fırsata çevirdiği belirtiliyor. Sanıyorum Türkiye'yi ilgilendiren tarafında Ulaştırma Bakanlığı veya Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü'nün (SHGM) bu konuya refakat etmesi gerekiyor. Hatta Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın devrede olması gereken bir durum.

 

Bir otorite gerekli ama
Dünyadaki çeşitli hava meydanları, içinde havayolları, meydan ve terminal işletmeleri, mahalli yönetici ve otoritelerin yer aldığı bir komisyon tarafından yönetiliyor. Çünkü bir şehirde bulunan havalimanı, o bölgenin en önemli değer kaynağıdır.
Türkiye'de ise meydanlar tamamen merkezi otorite tarafından kontrol ediliyor. Her birim de kendine göre karar alıyor. Hava meydanlarının bağlantı yolları, etrafında yapılaşma, güvenlik sıkıntısı, meydanların kapasitesini belirleyen halkaların her birinde başka birimin yetkili olması, tam bir karmaşaya sebep oluyordu. Dileyelim bundan sonra bu sorun asgariye iner. Zira İstanbul Atatürk Havalimanı'nın terminal işletmecisi TAV, Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) ve Türk Hava Yolları (THY) 'Birlikte Karar Alma Projesi ne imza atmışlar. Kanaatimce bu konunun tüm Türkiye geneline yaygınlaşacak şekilde bir yapıya kavuşturulması gerekir. Daha önce de yazdığım üzere, yurtdışındaki örneklerinden hareketle 'Port of Authority' yani 'Liman Otoritesi' ihdas edilmesi için bu kurumlar arasına ilgili şehrin belediye başkanı ve mülki amirinin de girmesinde fayda var.
Atatürk Havalimanı için sektörün üç büyük oyuncusunun attığı adım kesinlikle çok doğru ve yerinde. Çünkü Türkiye'de havacılık büyüdü, ama hızlı karar alacak, sıkıntıları zamanında giderecek şekilde yapılanma olmadı. Bu iyi bir adım.
DHMİ Genel Müdürü Orhan Birdal'ın halka açılma yolunda çalışma yaptıklarını söylemesi ise daha önemli bir kazanım olacaktır. Bu konuyu ilk defa gündeme getiren birisi olarak kesinlikle DHMİ'nin THY gibi halka açılarak, Türkiye'ye bir atılım yaşatacağına, özel sektör hüviyetine kavuşmasıyla havacılık olgusunun daha da değişeceğine inanıyorum. Böylece sektörün iki kanadı kara ve hava tarafı dengelenmiş olacaktır.

Yukarı