TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Dış ticaret açığı anketlerle düşer mi?

Devlet Bakanı Zafer Çağlayan, gönderdiği bir elektronik mesajla, 'Dış Ticaret Beklenti Anketi'ne dikkat çekiyor. Anket çalışması 2010 yılında en fazla ihracat ve ithalat yapan ilk 500 firma temelinde yapılmış. Firmaların da yüzde 80'ini bu çalışmaya katılmış. Bu oran ithalat ve ihracat yapan şirketlerin her iki kesiminin de yüzde 45'ine yakın bir seviyeyi gösteriyor. Anket formunu yanıtlayan firmaların yüzde 24'ü sadece ihracat ve yüzde 12'si sadece ithalat yaparken, yüzde 64'ü ise hem ihracat hem ithalat yapıyormuş. İthalatçılar da çok fazla görünür olmak istemiyor. Çünkü ithalatın artış hızı son sürat devam ediyor.
Dış Ticaret Müsteşarlığı Ekonomik Araştırmalar ve Değerlendirme Genel Müdürlüğü tarafından geliştirilen 'Dış Ticaret Beklenti Anketi'nin (DTBA), 2011 yılı ikinci çeyrek beklentileri bana göre çok fazla bir anlam ifade etmiyor. Çünkü tablo ortada. Dış ticaret açığının aşağı çekilmesi yönünde neler yapıldığı ve içeride üretimi destekleyecek hangi adımların atıldığına yönelik karar beklentisi içinde olan birisi olarak, beklenti anketlerinin neticelerine sadece üzülüyorum.
Hatta Türkiye İhracatçı Meclisleri'nin (TİM) her açıklamasında ise irkiliyorum. Çünkü terazinin bir kefesi, üstelik ağır basan tarafı ihmal edilerek topluma pembe tablolar çiziliyor. Dış ticaretin iki tarafında aktifrol oynayanların, sadece işin ihraç boyutuyla gözlerimizi boyamalarını hoş karşılamak mümkün değil. İthalatçı şirketlerin de ilan edilmesinin, sektör sektör oyuncularının duyurulmasının faydalı olacağına inanıyorum. Tüccarlık yerine işadamlığının, tüketim yerine üretimin önemi daha iyi ortaya çıkacaktır. Başka türlü dış ticaret açığının aşağı inmesi, ihracatın, ithalatı karşılama oranının dengeye kavuşması söz konusu olmaz.
Halbuki anket sonuçları da ithalatın neden arttığını ortaya koymuşken Sayın Zafer Çağlayan'dan beklentimiz, bu sebeplerin ne tür çalışmalarla bertaraf edileceğidir. Diğer bir ifadeyle anket sonuçlarını değil, doğurduğu sebeplerden hareketle alınması gereken önlemleri merak ediyorum. Ankete katılan ithalatçı şirketlere göre ithalatın artmasına şunlar sebep oluyormuş:
1) Yurtiçi üretim olmayışı: % 67
2) Yurtiçi üretim miktarının yetersizliği: % 67
3) Yurtiçi fiyatlarının yüksekliği: % 60
Bu gerekçelerin en azından oranlarına katılmıyorum. Mesela değerli madenleri hammadde olarak ihraç edip, çok daha yüksek fiyattan ürün olarak geri satın alınmasına, ithal edilmesine nasıl bir yorum yapılabilir? Bahane üretmek yerine çözümler ortaya konması, hükümetin de içeride üretimi destekleyecek stratejiler belirlemesi gerekmez mi?
Bakanlık 3 ayda bir beklenti anketini neden yapıyor? Sadece şirketlerin sorunlarını ve beklentilerini değil, hükümetin de dış ticaret açığını aşağı çekmek için ne tür tedbirler, yaptırımlar, teşvikler ve stratejiler geliştirdiğini de bilmemiz icap etmez mi?

 

Ray ithal ederken lokomotif ihracına başladık
Demiryolu sistemimiz, sürekli zarar yazan, gelişemeyen bir konumdan kurtuluyor. Ama biraz daha sabır gerekiyor. Çünkü AK Parti Hükümeti, genç Türkiye'nin tarihi boyunca, bu alanda yapmış olduğu tüm yatırımlardan daha fazlasını yaparak tüm dengeleri değiştirdi. Demiryolunu yeniden ve modern bir şekilde hayatımıza sokacak adımlar attı. Üstelik sadece yeni raylar, hat yenilemeleri, sinyalizasyon, elektrifikasyon ve yüksek hızlı tren çalışmalarıyla da sınırlı kalmadı yatırımlar. İşin teknolojisine de el attılar. Dün Türkiye'nin ilk yerli dizel tren seti raylarla buluşurken, aslında yeni bir devrin de kapısı aralandı.
Otomotiv sektöründe bir markası olmayan, petrol kaynakları bulunmayan bir ülkenin bu denli karayolunu kullanması doğru değildi, ancak bu durumu düzeltecek bir babayiğit de yoktu. Bu sebep Ulaştırma'nın eskimeyen Bakanı Binali Yıldırım ve TCDD Genel Müdürü Süleyman Karaman'a ne kadar teşekkür etsek azdır. Yaşanan olumsuzluklar karşısında acımasızca eleştirenlerin, bu güzel gelişmeler karşısında da övgülerini esirgememeleri
gerekir.
Ayrıca ulaşımın en önemli bir modunun tüm alanlarında varlık gösterebilmek de sanıldığı kadar kolay değil. Gelişmiş ülkeler, ürün satmak, ürünlerini satacak yeni hatların gelişimine katkı yapmak için ne kadar çaba sarf ediyorlarsa, bu işin teknolojisini paylaşmakta da o derece ketumlar. Dolayısıyla böyle bir alanda varlık göstermeye çalıştığınız an bazı negatif durumlara da hazırlıklı olmanız gerekir. Geçmişte yaşanan olumsuzlukların bu kapsamda görülmesi gerektiğine inanıyorum.
Bu sebeple Türkiye Vagon Sanayii AŞ (TÜVASAŞ) tarafından inşa edilen Türkiye'nin ilk yerli dizel tren seti, aynı zamanda iyi bir ihraç kalemi olacaktır. 9 yıl önce böyle bir şey söylenseydi inanmazdım. Ama bugün bile yapılanları halen tam olarak görme şansına sahip değiliz. Zira öyle bir sektöre yatırım yapılıyor ki, topluma yansıması yıllar alıyor. Çünkü demiryolu yüksek meblağlı ve yatırım süresi uzun olan bir alan.
Geçmişe bakıyorum, şaşırıyorum. 10 yıl önce Güney Afrika'dan ray ithal eden bir ülke, Amerika'ya lokomotif ihraç eder hale gelmiş.

Yukarı