TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Yurtdışından postayla ticaret kampanyası

Dış ticaret açığımız rekor üzerine rekor kırarken, ithalatımız da tarihinin en büyük rakamlarına ulaşmışken, ekonomi sayfalarından halen daha ihracat lobisinin aktörleri arzı endam ediyor. Tabirimi mazur görün, ancak 'Ayağında pantolon yok, hangi kravatı takacağım' diye kafa yoruluyor. Tablo böyle. Daha önce de, 'Dış ticarette 3 gol yeniyor, ama atılan tek gole seviniliyor' şeklinde Rifat Hisarcıkoğlu'nun eleştirileri olmuştu. Devamını getiremedi. Hatta 2 gol atmak veya daha az gol yemek de neler yapılacağına dair yaklaşımı da olmadı.
Özellikle dış ticaret açığı ve rekor kıran ithalat hususunda epeyce yazı kaleme aldığımdan eleştiri hakkımı kullanıyorum. Üstelik epeydir, tek kişi olarak bu mevzuda kalem oynatıyorum. Kısa süre önce bana katılanlar olmaya başlayınca sevindim. Ama artık işin detayına, ithalat rekorunun sebeplerine, kimlerin nemalandığına, hangi yasalarla işi kotardıklarına bakmak gerekiyor. Yorum ve dikkat çekme faslı çoktan geçti.
Türkiye'nin ithalat politikasının yeterli olmadığına dair örnekler de verdim. Bunlardan biri de geçen sene gündeme getirdiğim posta yoluyla yapılan tuhaf ticaretti. Önce aldıran olmadı. Üzerine gidince, ilgili bakanlık ve müsteşarlıkları harekete geçirebildim. Tuhaf ticaretin engellenmesi için genelge çıkmasına vesile oldum.
Ancak geçen hafta bu genelgenin aleyhine kampanya başlatanlardan e-mailler gelmeye başladı. Dışarıdan ucuza ürün getiremedikleri için şikâyetçiler ve genelgenin kalkmasını istiyorlar. Eğer Türkiye, 'Muz Cumhuriyeti' değilse, internet üzerinden verilen yurtdışı siparişleri, posta ve hızlı kurye ile yapılan teslimatları Amerika gibi bir düzene kavuşturur. Çünkü mevcut genelge bile yeterli değil. Açık kapı bırakıyor. Amerika veya başka ülkelerde böyle ticari yöntem yok.

 

Gümrük Müsteşarlığı geç uyandı
Gümrük Müsteşarlığı'nın genelge yayınlayarak, bu saçma sapan kontrolsüz ticaretin önüne geçmesinde katkım olduğunu bilen de, bilmeyen de bana elektronik posta gönderip, kampanyalarına destek olmamı istiyor. Oldukça da masum, gerekçeleri, bahaneleri var. 'Yurtdışından kitap getirtemiyorlarmış! Bireysel bakım ürünleri Türkiye'de çok pahalıymış.'
Bu konuda eyleme soyunanlara, tek tavsiyem var. Amerika'dan veya herhangi bir ülkeden sipariş ettikleri herhangi bir ürünü geriye göndersinler, bakalım başarılı olacaklar mı? Hatta bazı ürünlerin ezilmiş boş kutusunu bile ABD'ye gönderemezler.
Bana gelen bir mesaj aynen şöyle: 'Gümrük Müsteşarlığı, 19.04.2011 tarihinde yurtdışından posta ve kargo yolu ile gelen eşyalarla ilgili bir genelge yayımlamıştır. Bu genelge ile yurtdışından posta ve hızlı kargo yolu ile kitap dahi satın almak imkânsız hale getirilmektedir. Çünkü kanunla tanınmış 150 avroluk muafiyet hakkına rağmen, bununla çelişecek şekilde 2 ayda bir, senede ise en fazla 5 kez sınırlaması getirilmiştir.
Denetlenmeyen kâr marjlarından dolayı Türkiye'de 3-4 kat fazla fiyata satılan gıda takviyesi ve kozmetik ürünlerin aynısını, ekonomik nedenlerden dolayı yurtdışından alan/getirten birçok kişinin kişisel alışveriş imkânı ise tamamen engellenmektedir.
Genelgede besin takviyeleri için sadece hastalara yılda 5 defa olmak üzere muafiyet tanınmış, ancak "tedaviamaçlı olmayan" ürünler olarak tanımlanan besin takviyeleri ilaç statüsünde değerlendirilip, gümrüklerden teslimi için hastane raporu ve doktor reçetesi istenmiştir. Hiçbir şekilde gerekçelendiremeyecek diğer yasaklama ise diş macunundan parfüme kadar geniş bir yelpazeyi barındıran kozmetik alımlarına getirilmiştir.
Kişisel özgürlüğe kısıtlama olarak nitelendirilebilecek bu engeli kaldırmak için çabalayanların yanında olacağınız inancındayım.'
Kusura bakmayın böyle saçma sapan isteklerin yanında kim olur? Ama gazetelerin ekonomi sayfalarında 'İhracat rekor kırdı' diye şirinlik yapanlara, bu mesajları gönderin belki değerlendirirler. Bu genelge başıboşluğa son veriyor, ithalatın azalmasına katkı sağlıyor, kendi ticaretimize, vergi sürecine, kayıtlı ekonomiye etki yapıyor. Hâsılı yanlış, geç de olsa düzeltilmiştir.

 

YGS'nin sonunda şampiyon var, reklam var rant şifre niye olmasın?
Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, YÖK Başkanı karizmatik Ali Demir, artık sorumlu kim bilmiyorum. Zira her şey birbirine girmiş durumda. Sorumluluğu olmayanlar tatmin oluyor, sorumluluğu olan ortada gözükmüyor. Asıl sorumluluk duygusu taşıyan veliler perişan durumda, ama yetkililerin umurunda olmuyor.
2011 Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sistemi'nde (ÖSYS) kimin avantaj sağladığını ben
şimdilik çözemedim. Üstelik Yükseköğretim Geçiş Sınavı'nda (YGS) nasıl bir şifreleme olduğuyla da ilgili değilim. Eğer okul ve dershaneler öğrencileri bir ticari meta gibi reklam malzemesi olarak kullanıyorsa, bu kafayla neticeye gitmek için her şey yapılır. Reklama izin vereceksen bile okul ve dershanelerin başarılarına odaklanan. Kurumsallığı önemse. Eğitimi bu kadar bireyselleştirip ticarileştirme.

Yukarı