TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Bu proje çılgın olmaktan çıktı

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın açıkladığı 'Kanal İstanbul Projesi' üzerinde neden bu kadar gürültü koparıldığını anlamakta zorluk çekenlerden birisi de benim. Zira 10 yıl öncesinin çılgın projeleri bugün faaliyete geçmek için gün sayıyor. Boğaz'ın altından geçen Marmaray, dünyadaki en önemli projelerden birisi konumunda. Osmanlı İmparatorluğunda hayali kurulan, ama gerçekleşmesi bir asırdan fazla zaman alan bir proje bitmek üzere. Ancak iki binli yılların başında bile bunu yapmak hayaldi.
Üstelik tek başına Marmaray Projesi de değil, bütün demiryolu sistemlerimiz, hayal edilemeyecek boyuttaki çalışmalarla ve büyük rakamlarla yenileniyor. Kanal İstanbul Projesi' için telaffuz edilen rakamın yarısına yakını demiryolu için harcandı. Yüksek hızlı demiryolu hatları, altyapısı, lokomotif, vagon gibi yan sanayilerle birlikte hızla gelişiyor. Ancak demiryolu yatırımları, kör alanda kaldıkları için görünmediği gibi kimse harcanan rakamlarla da ilgilenmiyor. Fakat bence, Türkiye'nin raylı sistem ulaşım modu için yapılanlar, 'Kanal İstanbul Projesi'nden çok daha ötede ve hayati önem taşıyor.
'Kanal İstanbul' ile iki deniz birbirine kavuşturuluyor. Boğaz'ların yükünün hafiflemesi amaçlanıyor. Belki de İstanbul'a kalıcı bir imza atmak amaçlanıyor. Ancak Anadolu'daki demiryolu yatırımları ve onları taçlandıran Marmaray Projesi ile iki kıta Avrupa ve Asya birbirlerine kesintisiz, modern ve yüksek kapasiteli sistemle bağlanıyor. Demiryolu Boğaz Tüp Geçişi, küçük ölçekte İstanbul'un iki yakasını bağlıyor gibi görünse de, fotoğrafın tamamına baktığımızda, Çin'den Avrupa'nın öteki ucuna olan güvenli bir güzergâhı işaret ediyor. Böylece ticari taşımacılığın rengi değişecek. Ancak bugünlerde bunu kimseye anlatmak mümkün bile değil.
Nasıl ki 'Kanal İstanbul' en büyük kanallardan birisi olacaksa, Marmaray da halihazırda dünyadaki en büyük ulaşım altyapı projelerinden birisidir. Dolayısıyla, 'Bu projeyi yapamayız. Çok paraya mal olur. Gücümüz yetmez. Falanın fikriydi. Filan da daha önce düşünmüştü' yaklaşımlarını bir kenara koyalım. Eğer AK Parti yeniden iktidar olursa, tartışmasız bu projede hayata geçer, demiryolu sistemine sahip üçüncü köprü de. Hatta Marmaray'ın kardeşi İstanbul Boğazı Karayolu Tüp Geçiş Projesi de hizmete girmek için zaman kollar.
Mevcut tabloda kimsenin bunların önünü kesmeye gücü yetmeyeceğine göre, daha iyisinin ortaya çıkabilmesi için aklıselim olmak gerekir. Ayrıca son yıllarda yapılan işlere baktığımda 'Kanal İstanbul' çok da çılgın gelmiyor. Ben de Disneyland Projesinin müteahhidi İnanlar İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Serdar İnan'a hak veriyorum.

 

Bu strateji iki bakanın arasını açmaz mı?
Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün, Türkiye'nin ihracatına katkı yapacak ve daha önemlisi ithalatını dizginleyecek ciddi bir çalışmaya imza attı. 'Türkiye Makine Sektörü Strateji Belgesi ve Eylem Planı' son yıllarda duyduğum kayda değer çalışmalardan birisi. Fakat Devlet Bakan Zafer Çağlayan'ın da bu projenin tanıtımında yer alması iyi olurdu. Zira işin ihracat tarafı örgütlenecekse, devrede dış ticaret varsa, Bakan Çağlayan olmadan yapılacak işler biraz ağır işlemez mi?
Makine sektöre yeterliliğini gelişmiş ve gelişmekte olan pazarların tamamına yakınına yaptığı ihracatla kanıtlamıştır. Gayri safi yurtiçi hasıla, imalat sanayi üretimindeki payı, ihracat, istihdam, rekabet edebilirlik, yatırımlar, dışa açıklılık ve makro ekonomik büyüklükler açısından Türkiye'deki en önemli sektörlerden biri olmuştur. Amma velakin gereken desteği görmek bir yana, makine ihracatçıları şu sıralar ciddi kötek yemektedir. Üstelik AK Parti Hükümeti de bu gerçeklere uzun süre sessiz kalmıştır.
Demek ki, bu ülke için çalışmak, üretmek, geliştirmek, gelişmiş ülkelerle yarışacak hale gelmek tek başına yeterli değildir. Çeşitli cenahların ve hassaten ithalat tarafındakilerin de mamalarına dikkat etmek gerekir.
Eylem Planı 2011-2014'e göre hedeflenen bazı hususlar şöyle: 'Katma değeri ve marka değeri yüksek makine sanayiine dönüşümü sağlayıcı hukuki düzenlemeler ve yapısal tedbirler hayata geçirilecek. Üreticilere sağlanan KDV iadesi uygulaması hızlandırılacak. Yerli üretimi bulunan makinelerin 2. el ithalat sınırlandırma uygulaması AB tam üyeliğine kadar devam ettirilecek. Kamu alımlarında yerli makinelerin tercih edilmesini sağlayıcı düzenlemeler yapılacak. Piyasa gözetim ve denetim faaliyetlerinin, ithalat kontrolleri dahil olmak üzere, etkinleştirilmesi ile belgeli üretim yapan firmalar korunacak.'
Bu konular maazallah ithalatçıların yanında zikredilse kavga çıkar. Hatta saygın gizli ithalatçı ihracatçılarımız da yumruk saydırır. Ancak makine sektörü şanslı Nihat Ergün gibi bir bakanla strateji belirlemişler. Ayrıca eski Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Müsteşarı ve AK Parti Muğla Milletvekili Adayı Ali Boğa'nın bu strateji çalışmalarında ciddi katkısı olduğunu unutmamak gerekir. Bakalım bu süreçte neler olacak? Strateji belgesi de 'tıkır tıkır' işleyecek mi?

Yukarı