TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Devlet Bahçeli biraz daha bastırırsa...

MHP'yi sarsan kaset skandalları ile ilgili olarak adres gösteren, isim veren Genel Başkan Devlet Bahçeli, hangi bilgi ve belgeler ışığından İbrahim Faruk Bayındır'ı işaret etti, net bir bilgiye sahip değilim. Fakat Bayındır'ın kendine güç vehmedecek enteresan işlere meyilli olduğunu biliyorum.
Faruk Bayındır, AK Parti'deki üçüncü sınıf diyebileceğim siyasetçi ve bürokratlarla yakın ilişkileri olan, bu sayede, kısa zamanda akılla, mantıkla izah edilemeyecek kadar zengin olan, büyüyen bir isim. Yakından tanıdığımdan biliyorum, 'hangar' kelimesini duyduğunda, 'o nedir' diyen birisiyken, 6 ay sonra hangar sahibi oldu. AK Parti'den kendi kafasına uygun bürokratlarla birlikte de havacılık sektöründe nüfuzlu hale geldi. Ulaştırma Bakanlığı'na yakın olduğu düşünülerek Uçuş Okulları Derneği Başkanlığı görevine getirildi.
Özel iş jeti sahibi holding patronlarının bile yüksek bedeller nedeniyle sahip olmak istemediği veya kiralamadığı Atatürk Havalimanı Genel Havacılık Terminali'nde uçuş okulu Tarkim Air adına hangarı var. Tarkim, bildiğiniz sıradan bir uçuş okulu. İyilerden bile değil. Ama yakın zamanda Adana'da bile hangar açtı.
Tabi Faruk Bayındır ve AK Parti derken, bütün partiyi zan altından bırakmayayım, zira Ulaştırma Bakanlığı Sivil Havacılık eski Genel Müdürü (SHGM) Ali Arıduru ile kurduğu ilginç bağlantılarla konumu güçlendirdi. Arıduru da bürokrasi esnasında sahip olduğu mal varlıklarıyla incelenmesi gereken ayrı bir isim. Bu nedenle 'havacılık sektöründe nasıl iş yapılır' başlığı altından bir tez konusu yazılacaksa, bürokrasi ayağında Ali Arıduru, piyasa yeni girmiş ve esnaflıktan terfi yolunda gayret gösteren tarafta da Bayındır'ın yer alması ciddi yol gösterici olacaktır. Ayrıca havacılık sektöründe, özellikle güvenlik konularında tekel haline gelenlerin kanun ve yönetmeliklerle nasıl kayrıldıklarını da unutmamak gerekir.
Bayındır'ın nasıl kollandığına ben bir örnek vereyim, siz de Ulaştırma Bakanlığı uhdesindeki SHGM'de Ali Arıduru'nun ne dolaplar çevirdiğini daha net görün. Avrupa Havacılık Güvenliği Ajansı (EASA-European Aviation Safety Agency-) denetim yapmak üzere Türkiye'ye geliyor. Denetleneceklerden birisi de Tarkim Air. SHGM, özel adamlar gönderip, EASA'dan önce bu şirketi denetime hazır hale getiriyor. Neden çünkü öncesinde her şeyine göz yummuş. Eğer Tarkim vukuatlı bulunursa, direkt Türk sivil havacılık otoritesi sorunlu hale gelecektir. Telaş bundan.
Ancak Tarkim'in eğitim için yeterli alt yapıya sahip olmadığı yönünde rapor tutan SHGM Lisans Müdürü pilot Doğan Küçük, başarılı bir pilot olmasına rağmen Ali Arıduru'nun baskısıyla görevinden ayrılıp uzun süre işsiz kalıyor. Şu an Türk Hava Yolları (THY) Uçuş Okulu'nda (Flight Academy) görev yapıyor. Tarkim Uçuş Okulu'na bakım yetkisi vermeyen SHGM Bakım Müdürü Zafer Şimşek ise başka bir göreve kaydırılıyor. Neden?
Fakat bütün bu negatif adamların, Ulaştırma Bakanlığı'nda kümelenmesinden Binali Yıldırım'ın nasıl haberi olmamış, onu anlamakta zorlanıyorum. Anlamda veremiyorum.

 

Evden hayata tutunmak zor
Yaklaşık 5 yıldır tedavi için karar veremiyordum. Korkumdan erteleyip durdum. Gidip değişik doktorlara muayene oldum, filmler çektirdim, ancak hastane koridorları gözümü korkuttu. Ardından birkaç kez daha değişik hastanelere gittim, bu kez doktorlar yüreğimi hoplattı. Bunun üzerine burnu kırık olan ve 18 yaşına geldiklerinde ameliyatı gerçekleşen iki oğlumun tedavi süreçlerini ve görüntülerini de ekleyin, bıçak altına yatmamak için yeterince sebep oluştu.
Fakat sorunumda ben biraz kilo alınca daha da arttı. Derken bir ay önce yine gidip tomografi çektirdim. Doktor hemen ameliyat yapalım dedi. Ama karar veremedim. Hastane yönetimden dostlarım devreye girdi. Ancak ikna olmadım. Derken yaklaşık 15 yıldır tanıdığım, iki oğlumun bademcik ameliyatıyla başlayıp, kırık burunlarını düzelterek yola devam eden Operatör Dr. Nevzat Demirbilek'in şifalı ellerine kafayı teslim ettim.
Sinir yapan, uykusuzluğa sebep olan, genizden konuşmaya zorlayan, hatta ekranları başındaki izleyicilerimi rahatsız eden (bu husus da değişik mesajlar da aldım), problemimi gidermeye, acilen nefes yollarımı açtırmaya karar verdim. Çünkü gece sadece ben uykusuzluk çekmiyordum, başkalarını da etkilemeye başlamıştım.
Geçen hafta bu işe kararlı bir şekilde hastaneye yöneldim. Bıçak altına yattım. Şu an suratım görmeye tahammül edilecek durumda değil. İlk iki gün 'nefes alamayacağım'diye ciddi psikolojik sıkıntılar yaşadım. Hatta sıkışma anında, bandajları nasıl çekip atacağımı bile planladım.
Fakat bu sıkıntılı süreçte de ilginç şeyler yaşadım. Sigorta şirketim, sigortamı yenilemeyi zamana bırakmış. Özel hastanenin bana yardımcı olması gereken görevlisi başka havaya girmiş, bazı bankaların call centerları Pazar günleri telefonlara cevap vermiyormuş. Hatta hafta içi hizmet verenlerde 15 dakikadan önce telefonu açmıyormuş. Sabit telefonumu Superonline yapmıştım, o da cep telefonu gibi çekim sorunu yaşabiliyormuş. Gözlük göze değil, şapkaya da takılabiliyormuş...
Bütün bunları daha az nefes aldığım evdeki günlerimde öğrendim.

Yukarı