TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Anadolu kartalları

Dün Betül Mardin'in davetiyle ilginç bir toplantıda buldum kendimi. İlginçliği şöyle: İlk defa bir sinema filminin oyuncuları, yapımcısı, yönetmeni, senaristi ve görüntü yönetmeniyle birlikte yapılan bir organizasyona katıldım. Havacılığımıza adanacak bir sinema filmi Anadolu Kartalları'nın Havacılık Müzesi'nde doğum sancılarına şahitlik etmek güzeldi.
Bu filmin normal şartlarda, bahsedildiği ölçüde her yönüyle kaliteli çekilmesinin zor olduğunu tahmin ediyordum. Ancak yönetmen Murat Vargı detayları anlatınca, işi nasıl kolaylaştırdıklarını ve ne gibi desteklerle yola çıktıklarını söyleyince "Tamam"dedim. Bu defa Genelkurmay'ımız hayırlı bir işe geç de olsa vesile olmuş, destek vermiş. Türk Hava Kuvvetleri'nin (THK) 100. yıldönümüne anlamlı bir katkı sunmak isteyen sinema sektörüne yardımcı olmuş. Bana kalsa bu görevleri, ama asker "görev" derken başka şey anlıyor. Özellikle Amerika'yı örnek alan paşalarımız, birazcık Hollywood gözüyle mevzuları ele alabilirse işimiz daha kolay olacaktır.
Çünkü bizim Hava Kuvvetleri'miz, Genelkurmay'ımız, hâkim oldukları her şeyi milletin değil kendi malları gibi gördüklerinden, iki adım ileri götürmeyi zül sayar, yenilenmeyi bir türlü beceremezler, onlara yol göstermeye çalışanlara da burun kıvırırlar. Fakat artık havacılık F-16 pilotluğundan ibaret değil. İnsanlı hava araçlarının sonu geliyor. Gökyüzündeki hamasi kahramanlıklar bitiyor. Adam Amerika'dan insansız hava araçlarını kumanda ederek  Afganistan'da operasyon yapıyor. Buna da teknoloji, ilim, fen diyorlar.
Havacılığımıza ve tarihine sahip çıkmadıysak, bunun en başta gelen sorumlularından birisi Genelkurmay Başkanlığı ve doğal olarak Türk Hava Kuvvetleri Komutanlığı'dır. Yeşilköy'deki Havacılık Müzesi'nin durumu bile tek başına ne demek istediğimi anlatmaya yeter. Umarım bu 100. yıl hatırasına kapsamlı bir şeyler olur. Ben daha önce bu müzeye katkı yapmak üzere yola çıktım, ama ilgili makamlar kılını dahi kıpırdatmadı.
Ayrıca toplantıda, bu filmde ciddi emeği geçenlerden birisiyle sohbet ederken, nasıl bir eser olacağını sordum, aldığım cevap: "Uçakları onlar yapıyor, ancak biz de nasıl kullanıldığını onlara göstereceğiz."iddialı, hamaset kokan, içeride birilerine şirin gelecek, ama dışarıda züğürt tesellisine bile yardımcı olmayacak bir cümle... Ancak her halükârda havacılık sektöründe önemli kilometre taşları olan Türkiye'ye yakışan bir film olacağını düşünüyorum. Filmin yapımcıları, Fida Film/Bluelf Movie, Genelkurmay ve THK bu filmle havacılığın Türk gençliğinin gönlüne girmesine vesile olacağını düşünüyorlarmış, fakat tek başına bir film yeterli olmayacağı gibi bu şekilde sevgi de kifayet etmez. Çünkü artık başka ülkelerin yaptığı uçakları kullanan cesur Türk pilotlarıyla gideceğimiz fazla mesafe yok.

*

Güzel bir hikâye 'bağış uçaklar'
Yukarıda altını çizdiğim hususlar çerçevesinde daha güzel filmler yapılmasına Anadolu Kartalları'nın kapı aralayacağına inanıyorum. En azından Atatürk'ün bu yöndeki gayretleri, aldığı başarılı neticelerle birlikte, yaşama veda etmesiyle bu işe engel olanlar işlenebilir. Hadi Hezarfen Ahmet Çelebi'yi geçtim, ancak havacılık tarihimizin ilk pilotu olarak kabul edilen Mehmet Feza Evrensev ile tarihi yolculuğa çıkabiliriz.
Girişimci ruhlarıyla, uçak modelleri geliştiren, uçuran, yurtiçindeki satılmış tiplerle mücadele eden ve maalesef başarılı olamayan Vecihi Hürkuş ve Nuri Demirağ gibi simalar fazlasıyla birer sinema filminin kahramanı olabilirler. Aviator filmi ve Howard Hughes ismi hafızalarda olmalı. Emin olun bizimkilerin hikâyeleri çok daha etkileyici. Dünyanın ilk kadın savaş pilotu ve ilk Türk kadın pilot Sabiha Gökçen, Türkiye'nin ilk kadın akrobasi pilotu olan ve kısa süre önce 91 yaşında hayata veda eden Edibe Kutucuoğlu gibi isimler birer bedava film kahramanı olarak bizleri bekliyor.
Ve halkımız, genç cumhuriyetin hava gücünü kuvvetlendirme kampanyası kapsamında ağırlıklı olarak 1925-1935 yılları arasında toplam 250 uçak satın alıyor. Tamamıyla yurdun dört bir köşesinden yapılan gönüllü katılımlarla. En fazla uçağı da 24 adetle İzmir ili satın alıyor. Diğer illerimiz ise şöyle: İstanbul 15, Samsun 7, Trakya 4, Manisa 3, Edirne 2, Adana 3, Giresun 3, Bursa 3 ve Zonguldak 2 adet. Bu millet çoktan havacılığa gönül vermiş ama...

*

Uçak bağışlayan tüccar Dadaş'ın ölümü
Erzurumlu tüccar Nafiz Kotan Bey, Birinci Dünya Savaşı sırasında ordumuza iki uçak bağışlamış. Uçaklara da "Erzurumlu Nafiz" ve "174. Alay" isimleri verilmiş. Nafiz Kotan ayrıca kendi parasıyla 4 uçak daha almış. Bu uçaklar İtalyan tasarımcı Celestino Rosatelli tarafından tasarlanmış, FIAT tarafından üretilmiş. 1918 yılından itibaren hizmete giren iki kişilik keşif uçaklarına da Nafiz 1-2-3-4 isimleri verilmiş.
Atatürk ile Nafiz Kotan, bu uçakların İstanbul ve İnebolu üzerinden gizlice uçurularak Anadolu'ya getirilmesini kararlaştırmışlar. Ancak intikalleri kolay olmamış. Bütün servetini Milli Mücadele'ye bağışlayan rahmetli Nafiz Kotan, bir otel odasında, yoksulluk içinde vefat etmiştir.
Alın size sinema filmlerine konu olmaktan öte hikâye...

Yukarı