TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Koşaner'in ricasıyla bir dönem daha...

Siyasilere ve askeri bürokrasiye yakın bir kaynağıma güvenerek Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül'ün yeniden milletvekili adayı olmayacağını, AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da bu yönde düşündüğünü iki ay önce yazdım. Hatta yerine, yeni dönemde Milli Savunma Bakanlığı Savunma Sanayii Müsteşarı (SSM) Murat Bayar'ın getirilmesi yönünde çalışma yapıldığını da kaydettim.
Bayar'ın görevinden istifa edip milletvekili aday adaylığı için başvurmaması üzerine bir yanlışlık olduğunu hissettim. Ardından Vecdi Gönül bir dönem daha AK Parti'den ve de Antalya'dan milletvekili adayı oldu. Kaynağıma göre yeni kabinede de Milli Savunma Bakanı olması bekleniyormuş.
Artık "mışlı muşlu" anlatacağım, zira kaynağımın daha önce ifade ettikleri bayağı değişti. Ancak mazereti var. Diyor ki; Genelkurmay Başkanı Işık Koşaner, Başbakan Erdoğan'a Gönül'ü bir dönem daha Milli Savunma Bakanlığı'nda tutması için ricacı oldu. Tablo da gösteriyor ki bu rica kırılmamış.
Kaynağıma bu defa askerlerin Vecdi Gönül sevdasının nereden geldiğini sordum.
Birincisi; görevde bulunduğu 8 yıl boyunca statükoyu bozmamış, hükümetin değil askerin tarafını tutmuş. Basit bir örnek. Benim sıklıkla yazıp dikkat çektiğim üzere, TSK Güçlendirme Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı olarak, iştirakleri olan savunma sanayii şirketlerinin, emekli askerlerle birlikte onların referans verdiği kişilerin istihdam yeri olmasına da yardımcı oluyormuş.
Ayrıca bu yerlerin piyasa şartlarında çalışacak, rekabetçi birer şirket olması için komutanları kırmayı göze almamış. Çünkü muvazzaf ve emekliye ayrılan paşaların güvence kaynağı olan bu şirketlerde, paşaların aile efradına da sorgusuz sualsiz iş veriliyor. Genelkurmay Başkanı Işık Koşaner'in gelini Berrin Koşaner de HAVELSAN'da çalışıyor.
Ve bugünlerde SSM'de 3 müsteşar yardımcısından biri olan emekli Tümgeneral Ömer İnak'ın yerine yine bir emekli paşanın müsteşar yardımcısı yapılması isteniyormuş, Bakan Gönül de buna sıcak bakıyormuş...
Asker-sivil arasında "Al gülüm ver gülüm" oyunu böyle oynanıyormuş.

*

Helikopter kazasının görünmeyen yüzü....
İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nde yaklaşık 15 yıldır aynı koltukta oturan, Doğu hizmeti yapmadan bulunduğu yerde terfi alarak göreve devam eden Havacılık Şube Müdürü var mı? Kazalar olurken, o birimde sabit kalan birileri varsa ilk önce o noktaya bakılmaz mı? Bu uçuş acil görev emriyle yapılmadığına göre İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü mevzuatları çerçevesinde Görev İstek Formu (GİF) düzenlenmesi gerekir. Bunu Havacılık Şube Müdürü düzenler, onaylar. GİF yoksa kafalarına göre uçmuşlar, bu şubenin müdürü de daha önceki kazaya davetiye çıkardığı gibi buna da teşne olmuş demektir. Bu durumda kazanın neden ve nasıl olduğu ile uğraşmak kadar, kimin davetiye çıkardığına bakmak daha önem kazanmaktadır. Ve bu tarz kazalar "pilotaj"diye de geçiştirilemez...
Helikopterin bakım ve kontrol detaylarıyla da uğraşmamız gerekir. İşte burası karışıktır ve cevap alma imkânı da yoktur.
Emniyet Genel Müdürlüğü'ne ait helikopterin nasıl düştüğü kadar, kazanın hangi şartlarda araştırılacağı da önemli. Zira daha önce yaşanmış benzer kazaların durumu ortada. Araştırma yerine kapatma taktikleri uygulanıyor. Hatırlayın, 5-6 yıl önce düşen helikopterde mevzuatlara göre bulunmaması gereken şahıslar, şoförler vardı ve hayatlarını kaybettiler. Ders alınmış mı? Ceza kesilmiş mi? İlgili yöneticiler yerinden oynatılmış mı?
Önceki kaza doğru düzgün araştırılmadığından, yenileri yaşanıyor. Asker ve polis gibi devlet hava araçlarına sivillerin binmesinin yasak olmasındaki en önemli detaylardan birisi de sigortadır. Ama bu demek değildir ki, polis ve askeri yetkililer kafasına göre uçar. Fakat öyledir. Çünkü bu iki alandaki vukuatlar bu iki alanın otoritesine bırakılmıştır. Asker ve polis araçlarında sivil birinin başına bir şey gelmesi kadar, ezkaza mekânınıza düşmesi halinde de yandınız demektir...
Helikopter kazaları ister polis, ister asker, isterse sivil olsun, Türkiye'de yaşandığı sürece muammaya dönmeye devam edecektir. Çünkü helikopter kullanımında ciddi bir lakayıtlık olduğu gibi düzenleme eksikliği, kontrol ve denetim sıkıntısı da söz konusudur. Kısa süre önce de asker, helikopter düşürdü. Hiç kimse sağlıklı bir kaza kırım raporunun ortaya çıkacağına inanıyor mu?
Muhsin Yazıcıoğlu'nun hayatını kaybettiği helikopterin her şeyinden güya Ulaştırma Bakanlığı Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü (SHGM) sorumluydu. Ama SHGM sorumlu olmasına rağmen ağzına, gözüne ve yüzüne bulaştırdı. Devlet Denetleme Kurulu bile işin içinden çıkamadı. Bırakın ortaya bir rapor koymayı, spekülasyonlar açık bomba bıraktı...
İsparta'da düşen Atlasjet uçağı, Irak'ta Türk işçilerini taşırken çakılan, sigorta problemli Rus yapımı uçak içinde havadaki yaşananlardan ziyade yerdeki otoritenin yanlışlarının payına bakmak gerekir.
Merak etmeyin İstanbul Emniyet Müdürlüğü Havacılık Şubesi'ne bağlı Fransız yapımı Alouette 2 model helikopterin kazası bir süre sonra unutulacaktır. Benzer yeni kaza olduğunda ben yine hatırlatırım.

Yukarı