TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Bahçeli gündeme getirdi avukatı Güntürkün istifa etti ama Faruk Bayındır başka havada

Gazetenin hukuk servisi, "Bu aşamada yayınlama zorunluluğu bulunmamasına karşın..." notunu düşerek, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin kaset skandallarının internette yayınlanmasıyla gündeme getirdiği isim olan İbrahim Faruk Bayındır'ın noter kanalıyla gönderdiği "ihtarnameyi" incelemem göndermiş.
Bayındır ya da kim olursa olsun, bu köşede adından, kurumundan bahsedilen herkes aynı üslup ve uzunlukta cevap hakkını kullanabilir. Cevap hakkına hava vermesine, kendini kamuoyuna haklı gösterecek yöntemlerle noterlere tevessül etmesine gerek yok. Türk mahkemeleri de bu işleri iyi inceler ve kararı verir.
Bayındır'ın muhatap olduğu konu daha çok su götüreceğinden gönderdiği cevaba yer vermek istiyorum. Ayrıca havacılık camiasındaki ilişkiler ağı sebebiyle kendine iyi bir avukat bulmuştu, ama o da gördüğü lüzum üzerine Bayındır'ı terk etti. Bu da istifa gerekçesi:
"MHP tarafından 08.05.2011 günü İstanbul'da düzenlenen seçim mitingi sırasında MHP lideri Sn. Devlet Bahçeli tarafından yapılan konuşmada, kaset skandalları ile ilgili yayınlar yapan internet siteleri ile bağlantılı olduğu, değişik ülkeler üzerinden yapılan alçakça yayınları gerçekleştirdiği iddia edilen İbrahim Faruk Bayındır'ın ve bu şahsın genel müdürü olduğu Tarkim Uçak Bakım Onarım Havacılık Ltd. Şti.'nin vekilliğinden gördüğüm lüzum üzerine istifa ettim. Kamuoyunun bilgisine sunarım. Saygılarımla. Av. Onur Güntürkün."
Fakat hakkını teslim etmem gerekir ki Bayındır, Güntürkün sayesinde ilk tepkileri, meydana gelecek hezeyanları iyi atlattı. Karşı dava açarak kamuoyunun ilgisini başka tarafa çekti. Ama o hava da, avukatının vekillikten istifa etmesiyle uçtu gitti. Gelelim bana gönderdiği cevaba...
Bahçeli'nin kahramanı Bayındır diyor ki:
"Gazetenizin 11.05.2011 tarihli nüshasında Güntay Şimşek'in 'Devlet Bahçeli biraz daha bastırırsa...' başlıklı köşe yazısı yayınlanmıştır. Yazının içeriğinde ise tarafımın AK Parti'deki üçüncü sınıf diyebileceğim siyasetçi ve bürokratlarla yakın ilişkileri olan, bu sayede, kısa zamanda akılla, mantıkla izah edilemeyecek kadar zengin olup büyüyen bir isim olduğum, AK Parti'den kendi kafasına uygun bürokratlarla birlikte de havacılık sektöründe nüfuzlu hale geldiğim, Ulaştırma Bakanlığı'na yakın olduğum düşünülerek Uçuş Okulları Derneği Başkanlığı görevine getirildiğim, özel iş jeti sahibi holding patronlarının bile yüksek bedeller nedeniyle sahip olmak istemediği veya kiralamadığı Atatürk Havalimanı Genel Havacılık Terminali'nde uçuş okulu olduğum, ama yakın zamanda Adana'da bile hangar açtığım,
Ulaştırma Bakanlığı'ndaki nüfuzumu kullanarak birtakım atamalara dahlim olduğu gibi iddialara yer verilmiştir.
Yayınlanan haberler, tamamen kasıtlı, kişilik haklarına saldırı niteliği taşıyan kamuoyunu yanlış bilgilendirici ve gerçek dışıdır. Şöyle ki;
Tarafımın ve müdürü olduğum Tarkim Havacılık'a şahsımın siyasi bağlarından dolayı iltimas geçildiği ve imtiyaz sağlandığı iddiası sadece bir siyasi parti üyesi olmam ve siyasi faaliyetlerimden yola çıkarak toplumdaki genel kanıyı da kullanıp yönlendirmek suretiyle kasten ve kötü niyetli olarak ticari kıskançlık ve kişisel beklentilere cevap alamama hıncındaki etkisiyle iş hayatındaki durumum ve konumum siyasete bağlanmak istenmektedir. Tarafımdan ve sahibi olduğum Tarkim Havacılık'ın her türlü ticari faaliyeti mali ve hukuki denetime açıktır. İş hayatımız, ticari faaliyetlerimiz, işletme ve iştigal konumuz, yapmış olduğumuz işin durumu ve geçmişi incelendiğinde herhangi bir siyasi imtiyaza ihtiyaç duymayacağı aşikârdır. Şirketimizin ve tarafımın faaliyetleri şeffaf olup hiçbir gizliliğe yer yoktur. Tarafım sahibi olduğum uçuş okulu da sivil havacılık konusunda her türlü bilgi ve hizmet sunacak donanıma fazlasıyla sahiptir. Haberde belirtilenlerin aksine."
Bayındır'ın kullandığı dil ve yöntem bu. Kaset skandallarıyla işin nereye gideceğini bilmediğimden, Bahçeli'nin tanıttığı şahsın daha iyi tanınması için kendi ağzından ifadelerle kamuoyuna sunulmasının faydalı olacağını düşünüyorum.
Bayındır ve Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü'nde Ali Arıduru'nun oturduğu dönem aslında tam bir inceleme konusu. Haziran 2010' da bu vatandaşın müdürü olduğu Tarkim'in eğitim uçağı düşüyor. İki kişi ölüyor. Sonuç nedir? Bu vatandaşın başkanı olduğu dernek neden dağılıyor?
Geçen yazımda Arıduru'nun Tarkim'i koruduğunu, bu şirketi inceleyenlerin SHGM çalışanlarını zor durumda bıraktığını kaydederek, Lisans Müdürü Pilot Doğan Küçük'ün Tarkim sebebiyle işsiz kaldığını yazdım.
Meğer o olaydan sonra Tarkim'in işletme bakım yetkilerine ilave olarak, full eğitim yetkileri de kesintisiz olarak devam etmiş, halen de devam ediyormuş.
Ayrıca Avrupa Havacılık Güvenliği Ajansı (EASA-European Aviation Safety Agency-) denetlemesinin hemen öncesinde, Tarkim de istihdam edilen 2 İspanyol ve 1 İranlı uçuş öğretmeni, SHGM nin özel denetiminden hemen sonra işletmeden ayrılmışlardır. Nasıl çalışıyorlardı? Müeyyidesi ne oldu? Verin cevabı da göreyim... İlla kaset mi lazım?

Yukarı