TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Benzin pompasıyla kültürümüz gelişecek!

Benzinde ya da daha genel anlamıyla akaryakıtta saçma sapan promosyonların kalkmasına rağmen rekabetin tam anlamıyla olmadığını defalarca dile getirdim. Promosyonlar kalktı, ama maalesef bankalardan, kredi kartlarına yönelik finansal promosyonlardan kurtulamadık. Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Hayati Yazıcı'nın ifadelerini okuyunca benzin zamları konusunda, kâr marjları hususunda hükümetin fikir üretmemesi, söz sarf etmemesi gerektiğine inandım.
Beş ana dağıtıcıdan birinin akaryakıt istasyonuyla, diğerini kıyaslayın. Göreceksiniz benzinin, motorinin litre fiyatında bir değişiklik, rekabet yok. Halen daha banka kredi kartlarından medet uman bir anlayışı hüküm sürüyor. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'nun (EPDK) bu alanda 'fiyat ve hizmet rekabeti'diye bir beklentisi varsa, lütfen finansal promosyonları kaldırsın. Ama işleri biraz zor görünüyor. Çünkü benzin üzerine konan ek vergilerle kültürümüzü geliştiriyoruz. Tıpkı depremle eğitimimizi geliştirdiğimiz gibi...
Bakan Yazıcı diyor ki: "İstanbul Avrupa Kültür Başkenti 2010'a da kaynak yaratılması amacıyla 20 Haziran 2008'de devreye giren benzinde litre başına 1.5, motorinde 1 kuruşluk zam kalıcı oldu. O zam, sadece İstanbul'a değil, bütçeye ek kaynak yaratmak içindi. 30 Haziran'da İstanbul Kültür Başkenti Ajansı'nın görevi bitiyor, ama akaryakıttaki kesintinin ortadan kalkması söz konusu değil."
Bu sözlerin ardından, neden kalıcı olduğuna dair de bir sürü süslü laflar edilmiş. Kesinlikle inandırıcı, tutarlı bulmadığımı söylemeliyim. En fazla vergi yükü olan bir emtia üzerine bu kadar yüklenmek olmaz. Benden kes, rahat bir şekilde ona buna dağıt. Böyle bir anlayış olabilir mi? Turizm gelişiyormuş! İstediğin kadar anket yap. Gelişimin kaynağının bu olduğuna ikna olmam mümkün değil.
'İstanbul Avrupa Kültür Başkenti 2010 Ajansı'nın web sayfası ve internet içeriği için bile bir milyon dolara yakın bir para sarf eden basiretli tüccarlara kim inanır? Lütfen bu akaryakıt üzerine daha fazla çullanmayın. Becerebiliyorsanız, üzerindeki vergileri indirin. Kültürel bahaneyle kalıcı gerekçeler üretmeyin...
Avrupa Kültür Başkenti Ajansı Başkanı Şekip Avdagiç her şeyi ortaya koymuş: "470 milyon liralık bütçemiz vardı. Bu paranın 440 milyon lirası harcandı. Bütçe rakamımız ise Avrupa'da rekor kırdı. En yüksek bütçe oldu. "
Kesinti bahanesi olan alan için bile toplanan parayı sağa sola dağıtmalarına rağmen bitirememişler. Elde 30 milyon kaldığına göre...

*

Böyle turizm mi olur?
Hatırlayın geçen yılın mayıs ayının son günlerini, çok değil bir yıl önceki bugünleri: 'Antalya'da, tur otobüsü köprüden uçtu. 13'ü Rus turist 15 kişi öldü. 4 saat uykuyla yola çıkan şoförün uyuduğu iddia ediliyor.' Evet, kaza sonrası anlaşıldı ki en zayıf halka denetimsiz tur otobüsleri. Ve şoför de direksiyon başında uyumuş. O tarihten sonra bu hususta nasıl bir düzenleme olduğunu bilmiyorum. Zira düzenleme olabileceğini tahmin etmiyorum.
Gelelim bu senenin mayıs ayının son gününe: 'Bodrum'da tekne gezisinde alkol aldıktan sonra zehirlenen ve Antalya da tedavi gören Rus rehberlerden birisi hayatını kaybetti. 14 Rus rehber ise 'alkol zehirlenmesi' şüphesi ile Akdeniz Üniversitesi Hastanesi'nde tedavi altına alınırken, iki Rus rehberin hayati tehlikeyi atlatamadığı belirtiliyor.'
Toplu zehirlenme olduğuna göre, klasik bir alkol zehirlenmesinden bahsedilemez. Anlaşılacağı üzere bir denetimsizlik, bir haksız kazanç için sahte alkol servisi söz konusu. Üstelik toplu zehirlenenler turizm elçisi rehberler.
Akdeniz çanağındaki en önemli turizm ülkesine yakışıyor mu? Daha önce de 'her şey dâhil' sistemi sebebiyle beş yıldızlı otellerde bile kaçak alkollü içecek satıldığı gündeme gelmişti. Önlem alınmamış. Seçim kampanyası çerçevesinde siyasileri de benzer tehlike yakalar mı?

*

Emniyetin helikopter kazasına bir not
İstanbul Boğazı'na polis helikopteri düştüğünden bu yana, değişik senaryolar yazılıyor. Kazaya gerekçeler üretiliyor. İşi bildiğini iddia edenler ahkâm kesiyor. Kimse Emniyet Genel Müdürlüğü'nde bu hassas havacılık işlerinin nasıl yürüdüğünü sorgulamıyor.
'Havacılıkta kurallar kanla yazılmıştır' darbımeseli, işin azami dikkat gerektirdiğine ve kurallara her halkada tartışmasız uyulmasına işaret eder. Fakat İstanbul'da polis helikopteri kaynaklı iki kaza meydana geliyor. Kimse 'ilgili birimin başında kim var?' diye sormuyor.
İstanbul Emniyet Müdürlüğü Havacılık Şube Müdürü Pilot Uygar Elmastaşı kaç yıldır bu görevde? Galiba 20 yıldır İstanbul'da, 18 yıldır bu koltukta. Şimdi dönelim eski İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah'a. Emniyet Genel Müdürlüğü, bu görev için Başbakan'ın helikopter pilotlarından birini atıyor. Cerrah da o şahsı Fatih Sultan Köprüsü'ne müdür yapıyor. Elmastaşı yerini koruyor.
Beyler bu mantaliteyle askerde, poliste, sivilde havacılık olmaz. Kazalar olduğunda sabit olan noktaları gözden geçirmiyor, adam kayırıyorsanız, geleceğiniz karanlıktır.

Yukarı