TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Böyle haberlere hemen atlamayın...

Paris Airshow iki yılda bir yapılan dünyanın en büyük havacılık fuarlarından birisi. Uzun süredir havacılığın nabzını tutma adına Paris Airshow'u kaçırmadan izlerim. Özellikle bu fuarda Avrupa ile Amerika'nın kapışması ve rekabeti çok belirgin olarak ortaya çıkar. Paris ile dönüşümlü olarak Londra'da iki yılda bir yapılan ve aynı büyüklükteki Farnborough International Airshow bu açıdan daha dengelidir. Ne tam Avrupalıdır, ne de Amerikalı. Tam bir İngiliz işi. Her iki taraftan da ticari olarak faydalanabilmek için ara bir yere konuşlandırılmıştır. Bu sebeple Londra'da Boeing (ABD) ve Airbus (Avrupa) daha dengededir. Ancak Paris'te durum her fuarda farklılık arz eder.
Hatta Airbus'a kızanlar bile yoğun bir Boeing siparişini Paris'te açıklamayı tercih edebilirler. Bu sebeple Air France-KLM ortaklığının alacağı uçaklar için Fransa'dan üstü kapalı Airbus uyarısı gelmesi çeşitli açılardan önemli.
Diyeceğim şu ki; bu fuarlarda açıklanan sükseli haberlere, biraz haber gibi değil farklı gözle bakın. Paris-Tokyo arası, fuarda açıklanan bir haberle 2.5 saate inmez. Öyle olsaydı; bizim Hürriyet Gazetesi o işi geçen yıl halletmiş olurdu. Amerika'da hiçbir gazetede, saygın dergilerde dahi yer almayan, Boeing'in kâğıt üstünde kalan bir konsept çalışmasını habere çevirerek New York-İstanbul arasını bayağı kısaltmışlardı. Üstelik onlardan 6 ay önce bu konsept uçakları Habertürk'te yazmama rağmen. Ancak bu fuarda açıklanan haberin en azında ayağı yere basan tarafı var. Çünkü işin sahibi piyasaya deklare etmiş durumda. Ama muhabbet katkı ayağı daha fazla.
Avrupa Hava Savunma ve Uzay Şirketi (EADS), daha anlaşılır ifadesiyle Airbus'ın çatı şirketi, Paris-Tokyo arasındaki uçuş süresini 2.5 saate indirecek hipersonik yolcu uçağı üzerinde çalışıyormuş. Atmosferin üzerinde uçacak şekilde tasarlanan jet motorlu 'ZEHST' (Zero Emission Hypersonic Transportation - Sıfır Emisyonlu Hipersonik Ulaşım) hem de biyoyakıt kullanarak çevreyi de kirletmeyecekmiş.

***

Bunun adı hayalleri uçurmak
ZEHST gibi geleceğe yönelik planlanan tasarımlar, projeler üzerinde, hayata geçirilmeye karar verilme anına dek çok oynanır. Her sene farklı bir gelişmeden, buluştan, uygulamadan bahsedilir. Kanatları, motorları, gövdesi, uçuş yüksekliği, kullanacağı yakıt ve uçacağı mesafe üzerine farklı fikirler ortaya atılır. Aslında yapılan bir beyin fırtınasıdır. İki rakip şirketin hayallerinin projelerle yarıştırılmasıdır.
Bu sebeple 50 ile 100 arasında yolcu taşıyabilecekmiş, sıradan havaalanlarını kullanabilecekmiş, seyir yüksekliği 32 kilometre olacakmış, saatte 4 bin 800 kilometre hıza ulaşabilecekmiş, 9 bin 720 kilometrelik Paris-Tokyo arasını 3 saatten az bir sürede kat edebilecekmiş gibi detaylara boğulmayın. İnsansız ilk test uçuşunu yapacağı 2020'ye de çok var, ticari uçuşlara başlaması umulan 2050'ye de. Fazla heyecanlanıp kalbinizi yormayın.
Sesten hızlı uçabilen bir uçağa ihtiyaç var. Doğru. Ancak sadece 16 adet üretilmiş Concorde gibi kedinden önce sesi gelen, gürültü sebebiyle birçok meydana inemeyen, gövdesinin darlığı yüzünden konfor sunamayan uçaklara değil. Ticari verimliliği olan, yüzlerce talep görebilecek modellerin tasarlanması için çalışılıyor.
Diyeceğim o ki, ZEHST'in EADS'ın uzay kolu Astrium ve Japon ortakları tarafından projelendirilecek olmasını dikkate alın. EADS Teknoloji ve Yenilik Şefi Jean Botti, "Atmosferin üzerinde uçacağı için onun gibi gürültü çıkarmayacak. Yolcu üzerindeki ivme çok az olacağı için yolcuların eğitimden geçmelerine ya da özel kıyafetler giymelerine gerek olmayacak" diyor, ama bu projenin daha çok yenilenmeye ihtiyacı olacaktır.
Pardon unuttum. Bilet fiyatlarının da 6 bin dolar değil tabii, 6 bin Euro olacağı tahmin ediliyormuş. O tarihe Euro kalırsa ve de 2050'de ışınlama işi ortaya çıkmaz ise...

***

Büyük yüzücü, ünlü türkücü ve borsa sarmalı
Önceki gece birçok insan televizyonun başına kilitlenerek, Acun Ilıcalı'nın iyi bir profil belirlemesiyle ortaya çıkardığı Survivor yarışmasını izledi. Nihat'ı AK Parti, Derya'yı CHP'ye benzetenler, şehirlerden gelen oyları da bu şekilde yorumlayıp eğlenenler oldu. Biliyorum. Ancak halk SMS oylarıyla bu benzetmeyi onaylamadı. Derya, AK Parti gibi kazanan taraf oldu. Fakat Nihat da CHP gibi kaybedenler arasındaki kazanan olarak tartışılan tarafta kaldı.
Dün uğradığım birçok yerde kendimi, Nihat-Derya tartışmasının ortasında buldum. Nihat'ı Seda Sayanlı günlerden biliyorum. Fazla söze hacet de duymuyorum. Fakat Derya'nın da düzgün olduğuna ikna olmuş değilim. Yarışmadan önce bulaştığı para-pul işlerinden henüz sıyrılmış değil. Sporla ilgili devlet kurumlarına posta koymasının, olimpiyatlara kendi kafasına göre katılabileceğini açıklamasının, meydan okumalarının arka planını maalesef çözemedim. Onun anlattıklarıyla da tatmin olmadım.
Galiba sporcuların parayla imtihanları hep böyle negatif oluyor. Borsada manipülasyon yaptığı iddia edilen 35 kişi gözaltına alınıyor ve "keriz silkeleme"si yapanların milli sporcular olduğu kayıtlara geçiriliyor. Tuhaf değil mi?

 

Yukarı