TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

İran ticareti mi tehdidi mi tercih eder?

Bugünün İran'ında mollalar söz sahibidir. Geçmişin İran'ında da inişli çıkışlı da olsa mollalar hep ön planda olmuştur. Bir İran seyahatimde mollaların bu ağırlığını anlatan güzel bir anekdotu not almıştım.
Geçen yüzyılın ortalarına doğru İran, şeker ihtiyacının önemli bir kısmını Rusya'dan temin ediyormuş. Ancak İran içinde ticareti mollalar kontrol ettiğinden, Rus tacirler iç piyasada etkin olamamaktan, fiyatlara müdahale edememekten şikâyetçi olmaya başlamışlar. Çözüm arayışına girmişler. Ve kendilerince modeli de bulmuşlar. Mollaları ekarte edip İranlı tacirlerle, çeşitli şehirlerdeki işadamlarıyla direkt ticaret yapacak sisteme geçmişler. Fazla zaman geçmeden mollalar, kendi kanallarıyla piyasa arz edilen şeker rakamlarının azalma sebeplerini tespit etmişler.
Ve cuma günü hutbelerde, 'Kâfirin ürettiği şekerle içilen çaylar caiz değildir' mealinde bir uyarı, imamlar tarafından cemaate duyurulmuş. Bunun üzerine şeker satışları dibe vurmuş. Rus tacirler kaybettikleri pazarı yeniden kazanmanın yolunu ararken İranlı mollalarla müzakere etmekten, onlarla anlaşmaktan başka çare olmadığını görmüşler. Mollaların her şartlarını kabul edip kenara çekilmişler. Rus tacirlerle mollalar arasındaki bu anlaşmadan sonra, İranlı mollalarca kâfirin ürettiği şekerin yeniden nasıl caiz yapılacağı tartışması başlamış.
Kıtlama çay tiryakisi İran Azerileri arasında anlatılan bu hadise dini pencereden bakınca helal/haram noktasında önem arz ediyor. Fakat mevzu menfaat olunca mollalar onun da çözümünü bulmuş; 'Kâfirin ürettiği şeker, ağza atılmadan önce çaya batırılırsa caiz olur.'
Gündemde iki konu var. Birisi İran'ın Suriye meselesi sebebiyle Türkiye'ye yönelttiği iddia edilen 'NATO tesislerini vururuz' tehdidi. Diğeri ise her şeye rağmen İran ile ticareti geliştirmek isteyen ve bu sebeple İran'a çıkarma yapan Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği'nin (MÜSİAD) arayışları. İran'ın Türkiye'yi tehdit eden açıklamalarına inanırım, ancak Türkiye ile ticari ilişkileri geliştirmek için durup dururken gümrük vergilerini azaltacağına inanmam. Zira İran'a yön veren, yönetimi elinde tutanlar, Türkiye'ye, kendilerinden farklı mezhepteki Müslümanlara bakışları ile Fransa, Almanya gibi ülkelere bakışları, iş yapma arzuları çok farklı.
Bahsettiğim durumu Başbakan Erdoğan bizzat yaşamıştı. Dost bir ülkenin başbakanı olarak, İran gezisini sadece doğalgaz fiyatlarında pazarlık yapmak için 6 saat uzatmasına rağmen kuruş aşağı inmemiş, jest bile yapmamışlardı. Dolayısıyla MÜSİAD yetkililerinin ticareti geliştirmek için İran ile yapacakları pazarlıklarda iki ülke arasındaki tüm dengeleri görebilecek bir çalışmaya, hatta heyete ihtiyaç var. Başka türlü netice alınması söz konusu bile olamaz.
Çünkü İran bambaşka bir ülke, önce bunun bilinmesi lazım. Komşumuz, halkı Müslüman olan bir ülke, fakat kafaları farklı çalışıyor.

***

MÜSİAD boşuna çağrı yapıyor
MÜSİAD yetkililerinin ikili ticareti geliştirmek için sıraladıklarını yapmak imkânsız değil, ama ona yakın bir şey. Zira yıllarca Batı'nın tokadını yemiş, 1950'lili yıllarda Musaddık ile adım attığı ilk demokrasi deneyiminde özgürlükçü geçinen Amerika'nın tuzağına düşmüş, Şah Pehlevi'nin diktatörlüğü altında halkı baskılanmış ve demokrasi yolunda zaman kaybetmiş bir ülke.
Batılılara karşı kazanılmış haklarını, Batı ile ilişkisi olan hiçbir ülkeyle temas kurarak sıkıntıya sokmak istemiyor. Özeti bu. Türkiye Sünni bir Müslüman ülke olmaktan öte Batı ili ilintili Batılı bir memleket olarak telakki ediliyor. Ciddi bir mezhep taassubuyla da hareket söz konusu. Böyle bir İran için bölgede güçlü olmak, kendi mezhebini arkalamak birinci plandadır. MÜSİAD'ın arzuladığı, ticaretin gelişmesi için sıraladığı maddeler umurlarında bile değildir. Eğer benzer ürünleri Rusya'dan, Almanya'dan, Fransa'dan azcık pahalı da olsa temin ediyorlarsa Türkiye'yi dikkate bile almazlar.
İran'a yönelik ticaret Türkiye'nin ve Türk işadamlarının meselesidir. İki ülke arasındaki dış ticaret dengesi İran'dan yanadır. Doğalgaz ve petrol ürünlerini Anadolu'ya satarak kendi adına ticaretini yapmaktadır.
Bizim işadamlarımız iyi niyetli, dost canlısı, Türkiye'nin İran yönelik politikalarından memnun oldukları için iki ülke arasında sorunsuz ticareti haklı olarak istiyorlar. Amma velâkin İran istiyor mu? Eğer istemiş olsaydı, bugün bu meseleyi işadamlarımız gündeme getirir, bizde konuşur muyduk?
MÜSİAD Genel Başkanı Ömer Cihad Vardan, iki ülke arasındaki ticaret hacminin rahatlıkla üç katına çıkacağını söylüyor. Doğru, ama önce Suriye, Bahreyn, Yemen gibi bölge meselelerinin çözülmesi 'Arap Baharı'nın bitmesi gerekiyor. Aksi halde İran-Türkiye arasındaki ilişkilere İran'ın milli sporu satranç damga vurur. MÜSİAD'ın yaptığı iş gezisi bile boş olur.
Şimdi başlıktaki sorunun cevabına gelelim. Suriye'ye arka çıkan İran, Türkiye'ye direkt saldırırım demiyor, ama 'NATO tesislerini vururum' diyor. Bu tehdidi ticaretimizi iki katına çıkarmak için yapmış olabilir mi?

Yukarı