TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Kazakistan İslam ülkelerine ekonomik model olma yolunda

Nursultan Nazarbayev'in bağımsızlığından bu yana 20 yılda ülkesini nasıl geliştirdiğine bakmak istenirse sanırım sonradan başkent yapılan Astana yeterli olacaktır. Yaklaşık 2-3 yıl aralıklarla geldiğim Astana'da her defasında farklı tabloyla, bölgesini aşıp dünyada parmakla gösterilen hatta ödüller alan eserlerle karşılaşıyorum. İlginç olanı ise bu yapılanların halkın ihtiyacını gidermekle kalmayıp onları dünyaya bakışını değiştirecek, bir adım önden gitmelerine vesile olacak vizyonda olmaları.
Organization of Islamic Cooperation (OIC) yani İslam Konferansı Teşkilatı'nın (İKT) ismini ve logosunu değiştirerek, İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) adını aldığı Astana'daki toplantıya Kazakistan Dışişleri Bakanlığı tarafından yollanan davetiyeyle yola çıktığımda, Air Astana'nın Airbus 320'sinde Irak Dışişleri Bakanı Hoşyar Zebari'yle beraber yolculuk ettim. Ancak tamamen dolu olan uçağın yarıdan fazla yolcusu İİT toplantısı için yola koyulmuştu. Astana'daki toplantıya üye ve gözlemci ülkeler de ciddi katılım göstermişler. Basın mensuplarının ilgisi de çok fazlaydı ve sadece Müslüman ülkeler değil Avrupa'nın bazı ülkelerinden de temsilciler vardı.
İİT'nin 38. Dışişleri Bakanları Toplantısı'nda Kazakistan Devlet Başkanı Nursultan Nazarbayevde katılarak bir konuşma yaptı. Daha da ilgimi çekeni Nazarbayev'in teşvikiyle bu toplantıdan kısa süre önce 7-9 Haziran'da 7. Dünya İslami Ekonomik Forumu'nun gerekleştirilmesi ve Nazarbayev'in bu girişimlere atıf yaparak İslam âlemine öncülük yapmak için gayret gösterdiklerini açıklaması oldu.
Nazarbayev, İslami bankacılık ilkelerini teşvik etmek için kapsamlı önlemler alınması gerektiğine, İslami borsa kurulmasına, hukukun ve diğer islami menkul değerlerin yerleşmesine inanan bir isim. Bu düşüncelerini tekrarlayarak bu alanda öncü olmak istiyor. Daha da ilginci Kazakistan, post Sovyet topraklarında islam finansman araçlarını komple bir paket olarak yasalarıyla kabul eden ilk ülkedir.
Daha önce Astana'ya geldiğimde Kazakistan Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) dönem başkanlığını devralmıştı. Bu defa ise İİT Dışişleri Bakanları Konseyi Başkanlık görevini üstlendi. Üstelik İİT yetkileriyle konuştuğumda toplantıya çok iyi ev sahipliği yaptıklarını ve organizasyonlarının kusursuz olduğunu söylediler. Gerçekten de büyük toplantıları her şeyiyle organize etmede ciddi mesafe kat etmişler. Orta Asya'da bu anlamda Kazakistan ile yarışacak ülke yok.
İKT isminin ve logosunun daha anlaşılır bir hale getirilmesi için ciddi tartışmalar yapıldığını da burada öğrendim. Yapılan değişiklikler de çok yerinde ve karışıklıkları önlüyor. Ancak İstanbul'da hazırlanan hilal içinde bir dünya ve ortasında Kabe'nin yer aldığı amblem ve yeni ismin kabul ettirilmesi kolay olmamış. Netice itibarıyla İKT'den İİT'ye dönüşen isim ve amblemde ciddi Türk imzası var. Binin üzerindeki eser arasından, uzman bir kuruluş tarafından seçilen amblemde genç bir Türk tasarımcının Raciha İpek Öke'nin imzası var. Sade bir dünyayı saran hilal ve kalbindeki Kâbe öncekiyle kıyaslanmayacak kadar teşkilatı anlatıyor.

***

'Arap Baharı'na önlem paketi
Genel Sekreter Ekmeleddin İhsanoğlu hem açılış konuşmasında hem yaptığı basın toplantısında İslam coğrafyasındaki karışıklıkları, Filistin'in durumunu gündeme getirince Batılı gazetecilerin neden yoğun ilgi gösterdikleri daha anlaşılır oldu. İhsanoğlu, Libya, Suriye bağlamında sık sık "Arap Baharı" sorularına muhatap oldu. Batılılar ne düşündüğünü merak ederken, Arap gazeteciler de, endişelerini dile getirerek, bu gelişmeler nereye gidecek sorularına cevap aradılar.
İhsanoğlu, "Arap Baharı" sürecine detaylı bir değinme yaparak, İİT şartı ve 10 Yıllık Eylem
Planı çerçevesinde gerginlikleri ortadan kaldıracak uygun çözümleri önerdiklerini söyledi. Mesela üye ülkelerden 10 yıllık eylem planını insan hakları, iyi yönetişim ve sosyo ekonomik kalkınma adına hayata geçirmelerini talep etti. Hatta Tunus ve Mısır'daki değişimlerin halk kitlelerinin isteği sonucu geldiğini ve bu durumun memnuniyet verici olduğunu belirtti. Ve ciddi bir tespit: Devrimlerin ardından İhsanoğlu' nun ziyaret ettiği ülkelerde, İİT'nin 10 yıllık eylem planında belirttiği tüm ilkelerin hayata geçirilmesi için önemli adımlar atıldığı gözlemlenmiş.

***

Türk Tahkim Mahkemesi kuruluyor
Astana'da Türkçe Konuşan Devletler İşbirliği Konseyi kısa adıyla Türk Konseyi Genel Sekreteri Halil Akıncı'dan da ciddi bilgiler öğrendim. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün yakından takip ettiği Türk Konseyi'nin mazisi çok kısa. Geçen yıl İstanbul'da, TOBB'un binasında mesken tutarak faaliyete başlamışlar. Önemli icraatlarında ve yolun başındayken lazım gelen maddi ve manevi desteği TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu'ndan görüyorlarmış.
Türk Konseyi'nin 3 ayağı var. Devlet Başkanları, Dışişleri Bakanları ve Kıdemli Memurlar konseyi. Cumhurbaşkanı Gül'ün desteği ve özellikle Nursultan Nazarbayev'in fikirleriyle bu konsey harekete geçmiş ve ciddi hedefleri var. Üyeleri Türkiye, Kazakistan, Azarbaycan ve Kırgızistan.
Halil Akıncı anlatınca geçmiş yıllarda bu konularda neden somut adım atılmadığının, ilişkilerde mesafe kaydedilemediğinin sebeplerini az da olsa öğrendim. Çünkü sadece tören ve program yapan, görüntü veren liderler bu işin kurumsallaşması yolunda adım atmamışlar. İki devlet bir millet, ana vatan, ata yurdu, kardeş cumhuriyetler, Türkçe konuşan ama bir türlü anlaşamayanlar olarak 20 yıldır yerlerinde saymışlar.
Türk devletleri arasında işbirliğini güçlendirmek, daha ileri adımlar atılabilmesi için ortaya çıkan sorunların başında ticari anlaşmazlıkları, mahkemelik olan konuları çözecek sistemlerin ve girişimlerin olmaması geliyor. Bu durum büyük-küçük tüm yatırımcıları zorladığı gibi Türkiye de zaman zaman yaşandığı üzere kardeş ülkelerin uçaklarına el koymaya kadar gidiyordu. Şimde Türk Tahkim Mahkemesi kurularak bu sorunların ortadan kaldırılması hedefleniyor. Azeri kardeşlerimiz de böylece petrol ve doğal gaz boru hatlarında İngiliz hukukundan belki vazgeçerler.
Ayrıca üniversitelerarası birlik, Türkoloji konusunda en geri olan Türklerin Rusya ve Amerika'dan bu bayrağı devralması için yeni girişimler de söz konusu. Daha da önemlisi Türk Konseyi, Türklerin tarihindeki gönüllü yapılan ilk birlikmiş. Tarihte bu şekilde birlik olmamış bir devlet veya topluluk diğerine galip gelerek Hunlular gibi birlik sağlamışlar...

Yukarı