TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Kabinenin de çoğu usta

Yeni bakanların çoğunun eski isimler olması, 61. Erdoğan Hükümeti'nin işi ustalığın da ötesine taşıyacağını gösteriyor. Halbuki beklentiler daha farklıydı. Kabinede farklı isim görmeyi arzulayanların sayısı az değildi. Ancak yeni hükümet üyelerinin hepsi tam anlamıyla Başbakan Erdoğan dizaynı oldu. Dün yazımda yer verdiğim " Cumhurbaşkan Gül ile Erdoğan arasında kabine üzerinde bir pazarlık yapılmayacak" bilgisi fazlasıyla doğruymuş.
Yeni kabinede kendi adıma sevindiğim iki husus oldu. Milli Savunma Bakanlığı koltuğunda Vecdi Gönül'ü, Milli Eğitim'de Nimet Çubukçu'yu yeniden görmemek ülkenin geleceği açısından iyi bir gelişme. Biri eğitimi, diğeri savunma sanayiini ve gelişimini yeterince kilitlemişti. Ayrıca ortada bir de yanlış döndürülen başarı hikâyeleri söz konusuydu. Mesela son 10 yılda Türkiye'nin kaydettiği ekonomik büyüklük ile savunma sanayiindeki göstermelik hareketleri yan yana koyun... Milli Savunma Bakanlığı'nın özellikle durumu idare ettiği, mevcut menfaat çarklarının devamı yönünde gayret gösterdiği net anlaşılacaktır. Üstelik Türkiye'ye en büyük kazığın savunma sanayii tarafından atıldığı da net görülecektir.
Bu sebeple Savunma Sanayii Müsteşarlığı (SSM) grafik eğrileriyle göz boyamaya kalkmasın. Kesinlikle savunma sanayiine yön veren vakıf şirketlerinin değişmesi, arpalık olarak
kullanılmaktan çıkarılması için son noktadayız. Türkiye'nin bölgesinde Amerika'dan veya İsrail'den aldığı silahlarla arzı endam etmesinin komşu ülkeleri rahatsız ettiği ne kadar biliniyor? Halbuki savunma sanayii için bulunduğumuz bölge Türkiye'ye süper fırsatlar sunuyor. Anlı şanlı paşalarımız sayesinde yıllarca Batı için silah satılan pazar olduk, bundan sonra pazarlama dönemine başlamamız gerekir. Bunun içinde önce yargıların kırılması, ardından saçma sapan ideolojiler atılması gerekir.
Savunma sanayiinde çıkış yolu belli. ASELSAN veya benzerlerinin bizleri daha fazla aldatmasına müsaade etmeden, gerçekten kendi beyin gücümüzle yapıp ihraç edeceğimiz ürünlerle güçlenebiliriz. Bu sebeple kamuoyuna yansıyan şüpheli ölümlerde aydınlatıcı, tatmin edici bir netice alınması farzı ayın derecesinde. Daha sonra da rekabetçi yapının önü açılmalıdır.
Eğitim mevzuu ise cidden karışık bir konu. Özellikle özel okul ve dershaneler önce Hüseyin Çelik ile bir başıboşluğa itildi, ardından Nimet Çubukçu ile direkt probleme dönüştü. En azından bu dönemde, ülkenin başından dershane belasının atılması, özel okullarda verilen eğitim kalitesinin ölçülebilir hale getirilmesi, insanların paralarıyla aldatılmasının önüne geçilmesi şart.

***

Bakanı olmayan grup var mı?
Erzincanlı İzmir Milletvekili Binali Yıldırım'ın Ulaştırma Bakanı, Erzurum Milletvekili Recep Akdağ'ın yeniden Sağlık Bakanı olması ne kadar alkışlandıysa, eminim Vecdi Gönül ile Nimet Çubukçu'nun kabinede yer almaması da o derece teskin edici oldu.
Ayrıca bakanlık beklentisi içinde olan gruplar da söz konusuydu. Hükümete dışarıdan destek veren bazı grupların, bu hizmetlerinin bakanlıkla taçlandırılmasını beklediklerini biliyorum. Ancak beklentilerinin ne kadarının karşılandığını kestiremiyorum.
Vaktiyle Süleyman Demirel'e destek veren Nur Cemaati'nin bir kolunun önemli isimleri, seçim sonrası soluğu Başbakan Demirel'in yanında alırdı. Ve Demirel'e kendilerinden bir ismin bakan yapılacağı sözünü hatırlatırlardı. Demirel de "En büyük Nurcu benim. Başbakan sizden, daha ne istiyorsunuz"diyerek topu ustalıkla taca atardı.
AK Parti de böyle bir beklenti ve pazarlık olmayacağını biliyorum; zira Erdoğan ile birlikte birçok cemaat, tarikat ve grup istediklerine fazlasıyla kavuşmuş durumda. Hatta AK Parti ile bazı dini gruplara olan aidiyet hissinin azaldığını da söylemek mümkün. Eğer Türkiye'de bireysel özgürlüklerin önü açılırsa tablonun daha değişeceğini söylemek de mümkün. Dolayısıyla iyi giden bir tekere kimse çomak sokmak da istemez.
Diğer taraftan kamuoyunun gündemini bu açıdan özellikle Sağlık Bakanı Recep Akdağ ve Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım'ın ciddi anlamda meşgul ettiğini biliyorum. Kasım 2002'den bu yana iki bakan görev başında. Yıldırım'ın seçim kanunu sebebiyle, seçimler öncesi görevini bağımsız isme bıraktığı süreleri, hizmetlerinin darası olarak düşsek bile ortada kırılması zor bir zaman dilimi ve projeler söz konusu. Üstelik iki bakanın da önemli projelerini bitireceği, meyvelerini toplayacakları bir döneme giriyoruz.

***

Ah rötarlar, yine geldi rötarlar
Yazın sıkıntı yaşanacağını, kışın birkaç defa çeşitli örneklerle anlattım. Üstelik İstanbul Atatürk Havalimanı kaynaklı rötarların nedeni çok açık ve belli. Rüzgâr hesaplarını, taksi yollarını, yönetim şekillerini, yaklaşmada mil sınırının azaltılmasını bir kenara koyun... Çözüm de bunlarda değil, sorun da. Türk Hava Yolları (THY) büyüdüğü kadar Atatürk'e sefer yapmak isteyen bayrak taşıyıcı havayollarının sayısı da artıyor. Bu havayolları hiçbir şekilde Sabiha Gökçen'i kabul etmez, etmiyor. Dolayısıyla bu büyüme oranı, sorunları da büyütüyor, rötarları da...

 

 

Yukarı