TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Greensboro'dan Wright Kardeşlerin diyarından...

Kuzey Caroline Eyaleti'nin
plakasında ne yazıyor? Wright Kardeşlerin bu
topraklarda ilk uçuşu yaptığından hareketle bir yorum yaparsanız yanılmazsınız. Ama ben, plakalarda görünce şaşırdım ve gayri ihtiyari "Budur işte" dedim. Evet ibare aynen şöyle; "First in flight." Türkçe'ye nasıl çevireceğiniz size kalmış.
Temmuz'da bu topraklara ayak atınca Wright Kardeşlerin ilk insanlı uçuş denemelerini neden eylül ve sonraki soğuk aylarda yaptıklarını da kısmen anlamış oldum. Zira hava bunaltıcı derecede sıcak. İnsanlı ilk uçuşun bu hava şartlarında olup olmayacağını bizim Hava Kuvvetleri'ne sormak gerekir. El âlem aya gittikten sonra bozuk radarlara bakıp, belki bir açıklama yaparlar.
Yemyeşil Greensboro, biraz daha sahilden içeri kalıyor, ama Kitty Hawk deniz kenarında sert rüzgârların estiği bir yer. Wilbur Wright da bu sebeple Kuzey Karolina Eyaleti'nde, bu kasabada, Wright Glider isimli planörünü denemeye karar veriyor. Kardeşler, Eylül 1900'de ilk defa Kitty Hawk'a gelmişler. (Şimdi burada rüzgâr santralı var mı diye soranlar olur, görmedim.)
İkinci gelişlerinde, 23 Eylül 1903'te, deneme yapacakları hava araçları geliştirilmiş ve Flying Machine olarak tescil edilmiştir. Uçuş denemeleri başlar ve 17 Aralık 1903'te,
Kitty Hawk
kasabasına yakın Kill Devil Hills mevkiinde başarıya ulaşılır. Hava aracının adı da Wright Flyer olmuştur. Orville Wright'in kumandasında, 12 saniye sürede 36.6 metrelik ilk uçuş gerçekleştirilmiştir. Sonraki denemelerle hem havada kalış süresi, hem de uçulan mesafe artarak günümüze kadar geliyor.
İlk uçuşta 12 saniye havada kalınması mı, yoksa 36.6 metre mesafe uçulması mı önemli? Bu tartışmayı size bırakıyorum. Ben Japon Honda'nın Greensboro merkezli Honda Aircraft Company'nin CEO su Michimasa Fujino'ya dönüyorum; "Neden Amerika, niçin Greensboro?"
Tahmin ettiğim üzere hem Amerika'daki hafif jet pazarına dikkat çekiyor, hem de Nort Caroline'nın plakasına 'First in flight a vurgu yapıyor.
Honda'nın da ilk uçuşa buradan geçmesinde yeterince sebep var.

'Sayın uçaktaki canlılar'

Greensboro'ya gitmek için uçaktan başka vasıta, tek havayolunun dışında da alternatif ikinci şirket söz konusu değildi. Avrupa üzerinden bir havayolu ile uçmak demek, aktarma sayısını çoğaltmak ve zamanı uzatmak, yorgunluğu katlamak ve seyhati bu yoğun sezonda riskli hale getirmekle eşanlamlı. Amerika da küçük denebilecek bir kente gidecektim ve buraya bağlantı veren Chicago'dan bile küçük uçaklarla sefer yapıldığını United Airlines ile uçunca gördüm.
Uçağımız Brezilyalı Embraer'in ilk göz ağrılarından, yolcu uçağı üretiminde boy göstermeye başladığı 145 modeliydi. Etine dolgun siyah bir hostemiz vardı. Hem kabin amiri hem de memuru olarak cevval bir tipti. Bu boyda bir uçak böylesine güçlü bir hostese yeter de artar bile. Embrarer de aşağıdan yukarı doğru çekilerek kapatılan baş üstü dolaplarının kapaklarını bir kapatışı vardı, anlatılır gibi değil. Baş üstü dolaplarının hacmi küçük olduğundan, kapakları yukarı doğru çekip, kitlenmesini sağlayabilmek için zar zor sığdırılan eşyalarla güçlü mücadele gerekiyor. Dolayısıyla hostes seçimi süper...
Uçağın kapısında elimdeki kabin boyutlarına uygun çantayı, kapının önünde görevliye teslim edip, fişi alıp yerime geçeceğim de, içinde bilgiyasardan tutun da bagaja verilmeyecek aklınıza gelecek her türlü eşya ne olacak? Kurtarabildiğimi yanıma aldım. Valizi teslim ettim. İki saatlik uçuş sonrası sağ salim aldım.
Ancak İstanbul dan Chicago'ya kadar kabinde getirdiğim, check-in esnasında ve aktarma anlarında zaman kaybetmemek -bu kadar rötarın yaşandığı günlerde bir de valizi kaybetmemek olarak da değerlendirebilirsiniz- boyunu küçük tuttuğum bavulumun, tipi ufalan uçak sayesinde gövdesinin ne kadar büyüdüğünü de gördüm.
Bir de hostemizi, 'Ladies and gentlemen' diye söze başlarken görecektiniz. Şarkı söyler gibi uzatıyor, kaptan pilot edasıyla hükmedici konuşuyor, ama kendince eğleniyor ve kesinlikle de işinden zevk alıyor. Ama nesinden zevk aldığını çözemedim. Çünkü her anonsunu ve muamelesini 'Sayın uçaktaki canlılar' şeklinde algıladım.
Evet, Greensboro'ya gelmek için iki alternatifim vardı. New York ya da Chicago üzerinden aktarmalı uçmak. New York'un durumu malum. Özellikle yazla birlikte saatlerce rötarlar gündeme geliyor. Üstelik neden olduğunu ve nerden kaynaklandığını da çoğu zaman yolcular öğrenemiyor. Türk Hava Yolları (THY) dışında başka bir havayolu ile gitme seçenekleri birden fazla bağlantı sebebiyle düştüğüne göre geriye uygun bir aktarma merkezi kalıyor, Chicago.
Ancak THY, Star Alliance üyesi, ama bu ittifak gurubu içinde milli havayolumuzun büyümesinden, Amerika seferlerinin çoğalmasından rahatsız olan şirketlerin varlığı sebebiyle olması gereken anlaşmaların yapılamadığına bir kez daha şahit oldum. New York üzerinden ittifak gurubu içinde bağlantı veren şirket Chicago için aynı şeyi yapmıyor. Bu defa ayrı bir bilet alip, zamanı kendin ayarlaman gerekiyor. Onu da düşünüp Chicago varış ile Greensboro kalkış arasını 4 saat tuttuk. İstanbul dan bir saatlik rötarlı kalkış da bize dokunmadı.
Hasılı iyi bir uçuştu....

Yukarı