TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Helikopter kazasında müdürün rolü yokmuş!

Mayıs ayında meydana gelen helikopter kazasında 3'ü emniyet mensubu 5 kişinin bulunduğu Alouette 2 tipi polis helikopteri, Boğaz'a düşmüş, Pilot Emniyet Müdür Yardımcısı Kemal Özdemir yaralı, 2'si polis, biri çocuk biri de THY görevlisi 4 kişi de hayatını kaybetmişti. Henüz kazayla ilgili olarak soruşturmalar devam ediyor. Türkiye'de sivil, asker veya polis hava aracı kazaları ise Batı'da gördüğümüz şekilde kamuoyunu tatmin edecek şekilde nihayetlendirilmiyor. Bu kapsamda mayıs ve haziran aylarında gündeme getirdiğim hususlar için İstanbul Emniyet Müdürlüğü Havacılık Şube Müdürü Pilot Uygar Elmastaşı, bir cevap göndermiş.
Özetle yazdıklarımın aksine kazada kendi sorumluluğu olmadığının altını çiziyor. Benim de bazı söyleyeceklerim var, ama önce açıklamasına bakalım;
"Şahsım, İstanbul Emniyet Müdürlüğü-Havacılık Şube Müdürü-Pilot 3. Sınıf Emniyet Müdürü olarak 15.07.2009 tarihinde İstanbul Valilik Makamının onayı ile Havacılık Şube Müdürü olarak atanmış olup, halen Havacılık Şube Müdürü Vekili olarak görevde bulunmaktayım. Bu göreve atanmış olduğum döneme kadar pilot alarak İstanbul ve bölgesinde değişik rütbelerde ve farklı Şube Müdürleri emrinde görev yaptım. Dolayısıyla yazıda yer alan 18 yıldır Şube Müdürü olduğuma dair ibare gerçeği yansıtmamaktadır. Ayrıca havacılıkla ilgili olduğunu iddia eden herkesin bileceği üzere, bir pilotun aynı bölgede uzun süre görev yapması, bölgeyi yakından tanıması özellikle polis havacılığı ve uçuş emniyeti bakımından yazıda ima edildiği üzere uçuş emniyetini azaltıcı bir faktör teşkil ettirmektedir. Bunun yanı sıra yazıda ileri sürülen tarihlerde, bu görevde olduğum tezine dayanarak İstanbul'da meydana gelen polis helikopteri kaynaklı kaza kazanın müsebbibi olarak gösterilmekteyim. Öncelikle 3 Nisan 1998 tarihinde İstanbul Haliç'te meydana gelen elim Puma tipi helikopter kazasında şahsım, pilot komiser olarak görev yapmakta olup, o dönemde Şube Müdür Vekili 3. Sınıf Emniyet Müdürü rütbesinde başka bir şahıs, kazadan yaralı olarak kurtulan pilot ise Sözleşmeli Pilot olarak görevli bir başka şahıstır. Kazadan dolayı en küçük sorumluluğum bulunmamaktadır. İkinci olarak bahsi geçen 20.05.2011 tarihli elim Alouette tipi helikopter kazasında şahsım Havacılık Şube Müdürü Vekili olarak İstanbul İl Emniyet Müdür Yardımcısı, Havacılık Müdürü, Pilot 2. Sınıf Emniyet Müdürüne bağlı olarak görevli olup, bahse konu kazada helikopterin kazada helikopterin pilotu da sorumlu İl Emniyet Müdür Yardımcımızdır.
Söz konusu yazıda bahsi geçen Pilot Emniyet Müdürü, 25.07.2006'da Köprü Koruma Şube Müdürlüğüne atandığında, Şube Müdürü olarak şahsım değil, sorumlu İl Emniyet Müdürü Yardımcımız görev yapmaktadır. Ayrıca 20.05.2011 tarihli elim kazanın sebepleri ayrıntılı olarak, Emniyet Genel Müdürlüğü, Havacılık Dairesi Başkanlığı, Kaza Kırım ve Anket Heyetleri tarafından araştırılmakta ve soruşturulmaktadır."
Verdiği cevaptan ve geçen haftaki atamalardan anladığım kadarıyla bir gel-git söz konusu. 15.07.2009'da Havacılık Şube Müdürlüğü'ne atanan Elmastaşı, geçen hafta yeniden aynı göreve getirilmiş. İçinde bulunmaması gereken şahıslarla düşen helikopterin Görev İstek Formu'nu (GİF) olay tarihinde bu görevi vekaleten yapan Elmastaşı'nın düzenlenmesi gerekiyor. Ancak açıklamasında bu konuya değinmiyor. Hukukumuzda vekil, asilin bütün yetki ve sorumluluklarına sahip olduğuna göre bu konuda bir tereddüt bulunmaması gerekir. Ya GİF yoktur ya da varsa Elmastaşı tarafından imzalanmıştır. Başka bir seçenek aklıma gelmiyor. Cevap vermeye çalıştığı bazı konular ise onun ilgi ve yetki alanında değil. Ayrıca 1998'deki kazanın halen daha sonuç raporu yok mu ki, yorumla cevap veriliyor.

***

Aziz Yıldırım'ı Devlet Su İşleri savunmalı
"Milli Savunma Bakanlığı neden Aziz Yıldırım"ı savunuyor?' diye bir soru sormuştum. İlginç yerlerden, enteresan bilgiler geldi. Fenerbahçe'deki şike skandalı için henüz ortada ne kadar rakam döndüğünü bilmediğimiz gibi paraların kaynağından da haberdar değiliz. Fakat Aziz Yıldırım'ın savunma sanayiindeki etkisi bilinmeyen bir şey değil.
Mesela; yıl 2004. Havelsan Genesis projesinde 100 Milyon USD tutarında pasta dağıtıyor. 50 milyon USD bir şirkete, 25 milyon USD başka bir şirkete, 25 milyon USD ise Aziz Yıldırım'ın yeni kurduğu ve o zamana kadar yazılım konusunda hiç ürün geliştirmediği bilinen şirketi Yaltes'e veriliyor. Tecrübesi olmayan Yaltes'e kurum içinde 'olmaz' tepkileri yükseliyor. Hatta imza yetkisi olanlar eleştiride önde duruyor. Ama netice alamıyorlar.
O dönem imza yetkisi olan bir isim, Havelsan Genel Müdürü'ne soruyor; "Alt yüklenicileri hangi kriterlere göre seçtiniz?"
Cevap: "Konu ile ilgili Savunma Sanayi İcra Komitesi'nin gizli bir kararı var."
Artık gizli kararlarla, ihalesiz Havelsan, Aselsan ve diğerlerinde yüklenici belirlenme döneminin geride kalması gerekir ki, kaynağı meçhul zenginler ortaya çıkmasın, savunma sanayiindeki diğer şirketlerin önü açılsın, demokrasimiz ilerlesin, ülke gelişsin..

Yukarı