TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Başbakan, Azerbaycan'dan ne getirecek?

"Gönül umduğu yerden küser" misali, Azerbaycan-Türkiye arasındaki ilişkiler bir dargın bir barışık havada geçiyor. Çünkü kardeşler arasında umulan, beklenen gelişmeler maalesef bir türlü hayata geçirilemiyor. Ermenistan meselesi, terör, ikili ticaret, savunma gibi konular iki kardeş devletin mecburen mesafe kat etmesi gereken alanlar. Hükümetler yapmasa bile halkların baskısı bu yönde adım atılmasını zorunlu kılıyor. Bu sebeple de tribüne oynanıyor. Fakat Azerbaycan'ın ne tarafa doğru yol alacağına net karar vermemiş olması, iki ülke arasındaki münasebetleri istenen noktaya taşımıyor.
Basit bir örnek: Halen daha iki ülke arasında vize problemi var. "İki millet, tek devlet" sloganına yakışan vizesiz ziyaretler, Azerbaycan'ın garip tavırlarından dolayı gerçekleşemiyor. Öyle ki, "Neden olmuyor?"dediğiniz her şey için Azerbaycan'ın örtülü bir bahanesi söz konusu. Ancak vize için net bir görüş yok. Son zamanlarda üstü kapalı olarak Ermenistan ile sıkı fıkı ilişkileri olan İran bahane ediliyor. Gürcistan bile Türkiye ile vize uygulamasını kaldırdı, ama Bakü halen daha ayak sürüyor. Bakalım bu seyahatte çözülecek mi? Bu ayıp kalkacak mı?
Ayrıca iki ülke arasında, Ermenistan ile Türkiye arasında gerçekleşen gazeteci ziyaretleri bile gerçekleşmiyor. Çünkü Azerbaycan tarafında sivil toplum kuruluşlarına hareket kabiliyeti tanınmıyor.
Hesap ortada. Sovyetler Birliği'nin dağılmasının üzerinden 20 yıl geçmiş, ama Türkiye-Azerbaycan ilişkileri Rusya-Azerbaycan ilişkilerinin yarısına bile gelememiş. Rusya ve İran, Hazar Denizi'nin statü sorunu nedeniyle, Türkmenistan doğalgazını Azerbaycan'a ulaştıracak Trans Hazar Doğalgaz Boru Hattı Projesi'ni desteklemiyor. 1997 yılından bu yana gündemde olan bu hat için başlangıçta Azerbaycan da Türkmen doğalgazının kendi pazarlarını etkileyeceği endişesiyle sıcak bakmamıştı.
ABD Dışişleri Bakanlığı Avrasya Enerji Özel Temsilcisi Richard Morningstar'ın kısa süre önce bu konuda şöyle bir beyanatı olmuştu: "Azerbaycan ve Türkmenistan'ın kendi enerji kaynaklarını nereye ve hangi yolla ihraç edecekleri bu egemen ülkelerin kendilerine bağlıdır. Biz bu ülkelerin bağımsızlığına ve kararlarına saygı duyuyoruz." Fakat ortada bir netice yok.
Merhum Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev'in öngörüsü ve kararlılığı sayesinde "Doğu-Batı Enerji Koridoru" açıldı, ancak oğul Aliyev'e düşen bu hattı güçlendirmek, kaynak çeşitliliğine kavuşturmak.
Ayrıca iki ülke arasındaki ticaret de istenen seviyede değil. Geçen yılın rakamları ortada. Dış ticaret hacmi yaklaşık 2.5 milyar dolar. Bu sene 3 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Fakat iki ülke arasındaki enerji projeleri ne kadar önem arz etse de gözlerin en fazla çevrildiği bu stratejik konularda istenen anlaşmalar yapılabilmiş değil.
Çünkü Azerbaycan'ın enerji kaynakları üzerinde Türkiye'nin söz sahibi olabileceği bir şirketi yok. Petrol ve doğalgaz sahalarının gelişiminde, enerji üretiminde sorumluluk üstlenecek BP veya Statoil gibi bir şirketimizin olmaması enerjinin başlangıç noktasında nakıslığımızı gösteriyor. Acilen Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı'nın (TPAO) güçlü bir şirkete dönüştürülmesi gerekir. Yoksa büyük enerji şirketlerinin arka planda oynadıkları rolleri göremez, sadece doğalgaz ve petrol talep ederek mesafe de kat edemeyiz.

***

Nabucco'ya 'hayır' İngiliz hukukuna 'evet'
Türkiye'de seçimler öncesi, Kayseri'de imzalanan Nabucco Doğalgaz Boru Hattı Projesi Proje Destek Anlaşmalarına (PSA) ilk tepki nereden gelmişti? Azerbaycan'dan. Azerbaycan Devlet Petrol Şirketi (SOCAR) Başkanı Rövneg Abdullayev, Azerbaycan tarafının bir boru hattına destek vermek niyetinde olmadığını söylemişti. Sözünü yuvarlamayı veya yoruma açık pozisyonda bırakmayı bile tercih etmemişti. Direkt "hayır" demişti.
Ayrıca Nabucco'ya destek vermeyen SOCAR Başkanı, Türkiye ve Azerbaycan arasında 29 Nisan tarihinde planlanan transit gaz anlaşmasına imza koymaktan neden imtina etmişti? "Anlaşma metni Türk hukukuna göre mi, yoksa İngiliz hukukuna göre mi olacak" çıkmazına girilmiş, Azeri kardeşlerimiz İngilizlerin arkadan bastırmalarıyla Türk hukukunu kabul etmemişlerdi. "Tek millet, iki devlet, ama üçüncü ülkelerin hukukuyla ilişki." Böyle bir yaklaşımdan netice çıkar mı?

***

Büyükelçi Faig Bagırov'un dikkatine
Haziran ayında yazdığım iki yazım sebebiyle Azerbaycan Ankara Büyükelçisi Sayın Faig Bagırov, Basın Konseyi'ne başvurmuş, "Basın Meslek İlkeleri'nin 4. ve 6. fıkraları uyarınca, yetki ve kurallar kapsamında gereğinin yapılmasını..." istemiş.
Bu kadar uğraşa gerek yok ki. Ben yazılarıma verilen cevapların hepsine saygılıyım, yayınlıyorum. Dolayısıyla iki satır cevap yazmanız yeterli olurdu. Ayrıca Azerbaycan halkıyla ilgili benim gibi birinin nasıl bir sorunu olabilir? Fakat müsaade ederseniz, Azerbaycan yönetimi ve yöneticileri hakkında eleştiri hakkımızı kullanalım. Elbette eleştiri sınırlarını zorlamadan, kırmadan, dökmeden...

Yukarı