TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Petrolde rekabetin önü açılıyor

Türkiye'de petrol fiyatlarını tartışma dönemlerimiz belli. Uluslararası piyasalarda petrolün varili yukarı doğru çıkmaya başladığında, ne kadar vergi verdiğimizi, bayi paylarını, ana dağıtıcıların kâr marjlarını ve promosyonlarla yapılan rekabeti masaya yatırıyoruz. Her defasında ameliyat masasına yatırdığımız akaryakıt sektörünü, her defasında masadan yarı baygın kaldırıyoruz. Ama kabahatlisi bizler değiliz. Bizzat sektörü düzenleyip denetlemesi gereken kurumlar.
Mesela sektörü regüle eden Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'nun (EPDK) yeniden düzenlenmesi uzun süredir tartışılıyor. Ancak EPDK'nın daha efektif çalışması amacıyla bölünmesi planlanıyorsa, konuşulduğu gibi iki parçaya değil, petrol, doğal gaz ve elektrik olmak üzere üçe ayrılması daha iyi olmaz mı?
Ayrıca EPDK yekpare kalsa da, birkaç bölüme ayrılsa da elindeki mevcut kanunların acilen gözden geçirilmesi gerekir. Çünkü petrol lobisinin petrol yasası üzerindeki etkisi bilinmeyen bir şey değil. Fakat Türkiye'de petrole yön veren ana dağıtıcılar ve bayiler olmak üzere iki ayrı tekelci grup olduğu, bunun da rekabeti engellediği gözden kaçırılmamalı. Petrol cephesinin de devlet eliyle bir sarmala itildiği ve kurtarılmayı beklediği ortada. Bu sarmalı sonlandıracak önemli bir karara EPDK imza attığı için tebrik etmemiz gerekir.
Yeni düzenlemeyle akaryakıt dağıtım şirketleri, farklı tüzel kişilikler yoluyla kendi bayilerini sınırsız şekilde kurabilecekler. Sabah'tan Mehmet Nayır'ın haberine göre amel edersek, ortaya iyi bir tablo çıkacağını söyleyebiliriz. EPDK'nın yaptığı düzenleme yerinde ve son derece doğru bir adımdır. BP, Shell, Total, Opet, POAŞ gibi ana dağıtıcıların kendilerine ait sınırsız akaryakıt bayilerine sahip olmasının önü açılıyor. Bundan böyle bayilerde rekabet adına farklı fiyatlar, promosyonla değil ürünle yarışlar görebileceğiz.

***

Çift taraflı tekelin sonu mu?
Yeni düzenlemeyle petrol üzerindeki çift taraflı kâr marjları, çift taraflı tekelci baskılar kalkmış olacak. Düşünsenize 1963'ten beri yasayla faaliyetlerini devam ettiren Türkiye Akaryakıt Bayileri Petrol ve Gaz İşverenleri Sendikası (TABGİS) söz konusu.
Böyle bir kurumun varlığı demek, en son intifa süreleri 5 yılla sınırlanan akaryakıt bayilerinin, bazen dudak uçuklatan rakamlarla bir şirketten diğerine transfer olmasının faturasını da vatandaşa ödetmek anlamına geliyordu. Şimdi bu bayilere, dağıtıcılar istedikleri miktarda, istediği süre kadar sahip olacak. Böylece akaryakıt üzerine de tek kalem kâr marjı gelecek. Yani aradan bir nemalanma bölümü kalkacak. Aklın yolu bir, ama onu görebilmek, aradakilerini ikna etmek kolay olmuyor.
Halbuki Petrol Piyasası Kanunu'na göre dağıtım şirketlerinin kendine ait bayi sayısı toplam adedin yüzde 15'ini geçemiyordu. Yeni düzenlemeyle yüzde 15 pazar payı sınırlaması ortadan kalktı, petrolde dikey entegrasyonun önü açıldı, ama başka tehlikeler de var. Şimdi bu düzenlemenin sağlıklı yürüyebilmesi için -madem Avrupa yı örnek alıyoruz- bir başka düzenlemeye daha ihtiyaç var.
Bölgeler, şehirler, ilçeler (yoğunluğa göre) bazında 20, 30 km ölçülerinde çemberler çizilip dağıtıcıların bu bölgeler içinde kontrolü ele almalarının önüne geçecek düzenleme yapılması lazım. Aksi takdirde yine rekabet olmaz. Hatta aynı bölgede 1 -2 dağıtıcının bayileri hâkim olursa, fiyatta rekabet olmayacağını gelişmiş ülkeler, mesela Avrupa keşfetmiş. Sıra EPDK'nın düzenlemesinde.

***

Özkök duran toplara iyi vururdu ama
Türk HavaYolları'nın (THY) sponsor olduğu iki dünya markası Manchester United ve Barcelona'nın ABD'de Washington Fedex Stadyumu'nda karşı karşı geleceklerini birkaç hafta önce öğrenmiştik. Bu iki takımın skorunu değil, elbette bir araya geldikleri spor aktivitelerini merak ediyorduk.
Maç iyi bir atmosferde Türkiye'den Hürriyet Gazetesi'nin gözetim ve sponsorluğunda oynanmış. 2-1 galip gelen ManU'ya kupasını da THY'nin Amerika yüzü NBA yıldızı Kobe Byrant vermiş. İki takımın 81 bin 500 kişinin önünde yaptığı maçın devre arasında bir de penaltı yarışı yapılmış. Sahaya Türkiye'den Hürriyet yazarı Ertuğrul Özkök ve Kobe Byrant çıkmış. Bir de Özkök'ün ismini yazmadığı bir Türk işadamı. Ben onun işadamı değil Hürriyet Amerika Temsilcisi olduğunu sanmıştım, yanılmışım. Demek ki bu güzel maçı ülkemiz adına Hürriyet'ten sadece 3 kişi takip etmiş.
Maçın devre arasında, 81 bin 500 kişinin önünde yapılan penaltı çekilişinde Ertuğrul Özkök 3 şuttan sadece birini gole çevirebilmiş. Halbuki 3 penaltı, 3 ayrı Hürriyet elamanı için düşünülmüş. Ama Özkök kendini tutamayıp çocukluk hayalini gerçekleştirme adına duran toplara basmış tekmeyi. Ve stattaki 81 bin 500 el kaosa kalkmış, böyle penaltı çekilir mi diye inletmiş Washington'u. Özkök de kendini, "Birgün herkes hayata karşı attığı penaltı atışlarından en az ikisini kaçıracak" şeklinde savunmuş. Bence masa başında duran toplara falso veren birinin, bu yaşta da Amerika'da penaltı çekmesi bile mucize, üzülmesine gerek yok. Gökten düşen üç elma da onun olacak...

Yukarı