TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Anayasa isteyen yok 'milli tank'lazım

Suların çok rahat durulmayacağı çok biliniyordu. Ama vatandaşın yeni Anayasa yerine "milli tank" talep edeceğini pek çok aydınımızın, toplum mühendislerimizin bile tahmin ettiğini sanmıyorum. Dolayısıyla Başbakan Erdoğan'ın ramazan sonrası teröre yönelik atacağı şiddet adımlarının en azından kendi seçmeninde bir karşılığı olduğu ortaya çıkıyor.
Seçim vaatlerini internet sitesine koyan AK Parti, vatandaşa sormuş: "En fazla hangisini beğendiniz?" Birinci sıraya "milli tank"yerleşmiş. "En güçlü 10 ekonomi" ikinci sırada, 'yeni Anayasa' vaadi ise sonlarda beğeni bulmuş. Bu yaklaşım ramazandan sonra terörle nasıl uğraşılması gerektiği hakkında yeterli fikir veriyor olmalı.
Ekonomi güçlü ama "milli tank" henüz yok. 'Daha fazla özgürlük verelim, iltimas geçelim, dağdan inmeleri için yeni yolları deneyelim, pozitif ayrımcılık faydalı olabilir, açılım yapalım' gibi süslü laflar vatandaşa vız gelip, tırıs gidiyor. Vatandaş terörün neden azdığını, kimlerin azdırdığını, ancak kötekten anlayacağını değme aydınımızdan daha iyi görüyor.
Ben vaatler arasındaki eğilimi böyle okuyorum. Siyaset yaptığını iddia edip Meclis çatısı altına girmeyen, her gün tuzak kurup can alan terör örgütünü eleştirmeyenler, hatta araya mesafe dahi koymayanlarla başka nasıl mücadele edilebilir ki? Bence de haklılar sadece "milli tank" değil "milli" bir sürü savunma aracı lazım.
Bayram sonrası silahla, tankla tüfekle ilgisi olmayanlar bile bu görüşe katılırsa şaşırmam. Adına Kürt sorunu, Güneydoğu meselesi ne derseniz deyin, çözümüne yaklaştığımızı zannettiğimiz kadar uzağına düşüyoruz. Üstelik 5 yıl öncesiyle günümüzün şartları çok değişmesine rağmen de Ahmet Türk gibi sağduyu sahibi olduğuna inandığımız isimler bile itidal yerine, başka şeyleri tercih ediyorsa, Türkiye'ye elbette "milli tank" gerekli noktasına gelir.
Bu aşamada bu ülkeye yeni bir Anayasa yapmak için ayrılacak zamanı da fazlaca lüks bulabilirler. Durum bunu gösteriyor. Evet, ironi yapıyorum, ama "milli tank"ın ne olduğunu bilmeden, kimin yapacağını, nasıl tasarlayıp, kaça imal edeceğini düşünmeden yapıyorum bu ironiyi.
Hatta İsrail'den Heron isteyen Irak Bölgesel Kürt Yönetimi Lideri Mesud Barzani de belki ilerde Türkiye'den "milli tank" talep edebilir. Malum İran sınırını korumak için havadan İsrail Heron'u yerden Türk tankı fena olmaz. Bu sebeple sadece Türkiye için değil komşular içinde elimizi çabuk tutup savunma sanayimizi kalkındırmamız, özgünleştirmemiz gerekir.
Terörün ve terörle arasına mesafe koymayan siyasilerin peşinden gitmeyen Kürt halkı da "milli tank" istiyor. AK Parti'nin seçmen profiline bakınca tabloyu böyle okuyorum. Onlar da içlerindeki akılsızlarla mücadele için ihtiyaç duyuyor milli savunma sanayiine. En azından dış güçlerin oyununa kolay gelmemeleri için.
Ben de seçmene katılıyorum. İlk Türk muharebe tankı "Altay" için hazırlıklar son aşamaya gelmişse bir an önce üretim bandına girmeli. Ancak "milli tank" yapacağız diye belli şirketlere verip zaman kaybetmek yerine, Türkiye'nin bu işte kabiliyeti olan tüm şirketlerine kapılar açık tutulmalı. Vatandaşın bu eğilimini de birileri yine fırsata çevirip, kritik malzemeleri ithal ederek çarçur etmemeli.

***

Emekli paşa değil sivil memur
Önemli bir kurumun başındaki isim tutuklandığında neden sivil memur olarak lanse edilir? Orgeneraller, tuğgeneraller, albaylar tutuklanıyor, isimleriyle anılıyor, ama bir savunma sanayi şirketinin başındaki tutuklanınca sivil memur oluyor? Çünkü Havelsan, Aselsan gibi savunma sanayi şirketleri çok önemli işlere imza atıyor. Stratejik ürünler geliştiriyor, her şeyi ile milli olan, başkalarının yapamayacağı ilginç projeler geliştiriyorlar. Bu sebeple "isimlerinin zikredilmemesi iyi olur" kanaati var. Sadece yarı resmi, vergiden muaf çalışan savunma sanayi şirketlerinde değil bunlarla davet usulü iş yapan şirketlerde Aziz Yıldırım'ın akrabalarına ait Yaltes de durum aynı. Peki, doğru mu? Kesinlikle hayır.
Yarı resmi, gayri resmi veya özel olsun tüm savunma şirketlerinin de şeffaf olması gerekir. Gizli olan projelerdir. Yeter ki gizliliği hak edecek ürünler yapılsın.
Durum ortada. Gölcük Donanma Komutanlığı'nda ele geçirilen belgelerle ilgili geçtiğimiz cuma günü 6 albay ile birlikte bir sivil şahıs tutuklanıyor. Önce haberlerde sivil memur diye geçti. Sonra öğrendik ki Havelsan Genel Müdürü Dr. Ömer Faruk Ağa Yarman. Çok gizli bir proje üzerinde çalışırken yakalanmış! Doğrudur, yanlıştır benim ilgilendiğim mevzu değil. Ancak savunma sanayi şirketlerimizin neden şeffaflaşması gerektiğine çok iyi bir örnektir.
Halbuki kamuoyu Havelsan'ın başında bir emekli paşa bekliyordu. Yanılmışlar. Oldukça iyi bir kariyeri olan, bulunduğu makamda sırıtmayan, hatta hak eden bir geçmişi var. Fakat yanlış giden işlere imza atmış olmalı ki, 6 albayla beraber tutuklandı. Savunma sanayi Türkiye'nin en önem vermesi gereken alanların başında geliyor. Güçlü ordusu ile övünen bir ülkenin savunma sanayii de güçlü olmalıdır. Birisi eksik kalırsa, diğeriyle ancak kendimizi avuturuz.

Yukarı