TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

TÜSİAD Başkanı da Somali'ye gidiyorsa tamamdır...

Somali'nin durumu ortada. Neden oldu? Nasıl bu duruma geldi? Bunlar ayrı konular. Şu an insanlar açlıktan patır patır toprağa dökülüyor. Özellikle çocuklar bu yaşama savaşında ilk kaybedenler oluyor. Küçük çocuğunun cansız bedenini, bir büyüğünün döktüğü suyla yıkayıp kefenleyen ve iki üç kişiyle öte âleme gönderen bir anne-babanın yaşadıklarını neyle izah edebiliriz? Lafı uzatmaya gerek yok. Hiçbir şeyle. O halde koca dünyanın küçüldüğünü, küreselleşerek büyük bir kasabaya döndüğünü herkesten iyi bilen ülkemizin kaymak tabakasının Somali yardımlarına kem gözle bakmaları niye. Ayrıca Türkiye'de hangi fakire el uzatmışlar ki Somali'dekine laf yetiştiriyorlar?
Kendi yoksulumuz, fakirimiz, başkasına yaptığımız yardımlar, uzattığımız eller yüzünden daha kötü duruma düşmez ki, bilakis böylece belki yoksulluğun ne demek olduğunu en acısını görerek daha iyi kavrayacağımızdan, bizdekilere de daha fazla el uzatma şuuruna ereriz. Böyle düşünüyorum, ancak ülkemizde yardımları eleştiren tayfanın zaten böyle bir kaygısı yok ki. Tam bir "Sütsüz koyun fazla meler" misali Hulki Cevizoğlu mantığı hâkim bir kısmına. Oldukça sığ ve o kadar banal, yardımseverlikten uzak. " İyiliğe gücün yetmezse, kötülük yapma."
Bir iftar programında, Somali'ye yardımları birinci öncelikle konu yapmış "Kimse Yok mu?" yönetiminden bir isimle konuştum. Durumun içler acısı olduğunu söyleyerek, Somali'de uzun süre kalıcı olduklarına dikkat çekti. Çünkü konu sadece açlığı yenmek değil, sağlıklı yaşam şartlarını oluşturmak. Bunun için de ülkenin istikrara, fakir devletin de küçük desteklerle ayakta durmaya, güçlü olmaya ihtiyacı var. Eğer Türkiye, Başbakan Erdoğan'ın öncülüğünde Somali'de bunu sağlarsa, Somali açılığın değil, Kara Afrika'da bu tarz sefaletlerin nasıl giderileceğine dair en güzel örnek olur. Hatta diğerlerini de kurtarmanın merkezine dönüşebilir. Çiçero'nun dediği gibi, '"Acıyı tanımamış olmak büyük bir acıdır".
Başbakan Erdoğan'ın Somali ziyareti sıradan bir şey olmayacak. Batılı, ikiyüzlü devlet adamlarının da maskesini düşürecektir. " Yardım ediyormuş gibi yapıp, çalacak neyi var" diye ayar çeken Batılı sömürgecilerin, insanlık nasıl oluyor, yardım nasıl yapılıyor sorularına da cevap bulacakları bir ziyaret olacaktır. "Kimse Yok mu?" ekibinden biliyorum, yardımların nasıl yapıldığını, halden nasıl anladıklarını, incitmeden, üzmeden zayıf bedenleri hayata nasıl tutturduklarını. Bu sebeple yardım için yola çıkmış epeyce organizasyon var. İçinizin ısındığına elinizden geleni esirgemeyin. Öyle cep telefonunuzdan atacağınız SMS ile de yetinmeyin. Biraz yardım yaptığınızı cüzdanınız, cebiniz de hissetsin.
Şimdi gelelim kaymak tabakanın derneğinin başkanın Somali ziyaretine. İlk önce haberi alınca zaten inanmadım. Kemal Kılıçdaroğlu'nunun ziyaretini anladım. Hatta "Ne işi varmış" bile dedim. Bir de Somali yerine yanlışlıkla başka bir memlekete gitmemesi için dua ettim. Malum Somali'yi açlıktan başka bir şeyi ile tanımıyoruz ki. Alametifarikası az olduğundan ve ziyaretlerde rekabete veya metazori davetlere dayandığından yanlışlık olabilir. Gönüllü olsa yanlış gidilen yerde bile iyiliğe yelken açılır. O ayrı.
Meğer TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Boyner de Somali'ye gidiyormuş. Ben kendileri böyle bir karar aldılar ve gidiyorlar şeklinde anladığım için şaşırdım. "Hadi ya..."dedim. Öğrendim ki Başbakan Erdoğan davet etmiş. Bu durumda davete icabet etmemek olmaz. Umarım TÜSİAD için de Türkiye'de yardımlara uzak kalan kesimlere durumu anlatması için de hayra vesile olur.
Dönüp gelip bir de Suriye'ye giderlerse iyi olur. Komşuda da iyi gitmeyen şeyler var, ama bazıları bırakın Türkiye'yi ellerinde olsa Amerika'yı Suriye'nin üzerine salıp Beşar Esad'ın pestilini çıkarmak istiyor. Ya sonra. Batı'nın, Amerika'nın, Avrupa'nın Suriye umurunda mı? Demokrasi, insan hakları onlar için Ortadoğu'da telaffuz edilecek kelimeler değil ki. Bunu bir de TÜSİAD'ın görmesinde fayda olmaz mı?

***

TPAO'nun halka arzı gecikiyor
Uzun süredir gündemde olmasına rağmen Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı'nın (TPAO) halka arzı bir türlü yapılamıyor. Mutlaka aşılması gereken meseleler vardır. Ancak TPAO güçlü bir yapıya kavuşturulmadığı müddetçe Türkiye ancak petrol ithal eden konumdan çıkamaz. Kaynağında araştırma yapmaktan, üretimden, başka coğrafyalarda petrol aramaktan uzak kalır. Enerji Bakanı Taner Yıldız, TPAO'nun halka arz çalışmalarını 2012 yılında başlatacaklarını belirtiyor, fakat bence geç kalınıyor. Keşke gelecek yıla kalmadan
bitirilse.
Nedenleri o kadar çok ki. En basitinden Azerbaycan ilişkilerinde bile BP'nin, Statoil'in gölgesinde yürütülen gelişmelerden ancak Azeri yetkililerin yarım yamalak ifadeleriyle bilgi sahibi oluyoruz.
16. büyük ekonomiye sahip bir ülkenin, üstelik dünya petrol rezervlerinin büyük çoğunluğuna sahip bir bölgede yer alan bir ülkenin hareket kabiliyeti olmayan, ekonomik özgürlüğü sınırlı bir petrol şirketiyle ne yapabildiği ortada. TPAO'nun bu durumunu ne kadar hızlı değiştirirsek o kadar yol alabiliriz.

Yukarı