TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

İsrail ile görünmeyen ilişkilerimiz

Türkiye-İsrail ilişkilerinin en basit tarafı ticari ilişkiler. Bu tarafta pek sorun yok. Olsa bile ilişkileri çıkmaza sokacak etki söz konusu değil. Çünkü rakamsal boyut Türkiye ekonomisi içinde adeta yok hükmünde. Ancak askeri ve savunma sanayii ilişkileri öyle değil. Zira bu taraftaki girift ilişkilerin boyutlarını bile tam olarak hesap etmek mümkün değil. Özellikle savunma sanayiinde ilişkilerin nasıl askıya alınacağı veya alındığı tam belli değil.
Milli Savunma Bakanlığı Savunma Sanayii Müsteşarlığı'nın (SSM) Türk Silahlı Kuvvetleri'ni Güçlendirme Vakfı'nın uhdesindeki savunma sanayii şirketleri başta olmak üzere diğer kamu ve özel şirketlere verilen işlerin alt üstlenicileri, yani görünmeyen tarafında İsrail'in savunma sanayii şirketleriyle kurulan ilişkiler nedir? Bilen var mı? Mesela yerli insansız hava araçları üretiminde İsrail'in görünmeyen katkısı olduğunu ben sektörden biliyorum. ASELSAN'ın bazı projelerinde de benzeri katkının üstü kapalı gerçekleştiği belirtiliyor. Bu ilişkileri kim ortaya çıkaracak ve Türkiye içindeki özel sektörlere yönlendirecek?
Bahsettiğim konu Heron projesi değil. Üç yıla yakın bir gecikmeyle Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) envanterine giren 10 adetlik Heronların durumu ise ayrı bir inceleme alanı. Zira ASELSAN kamerası kullanılsa dahi bilgilerin değerlendirilmesinde, operasyonlarda İsrail'in katkısı ne olacak?
Heronlar 52 saat havada kalması gerekirken teknik sıkıntılar sebebiyle bu ihtiyacı karşılamadığı belirtiliyor. Gece ve gündüz anında görüntü ve ses aktarması gerekirken çeşitli sebeplerle istenilen şekilde kullanılmıyor. 30 bin feet yüksekliğe çıkma sorunları da ayrı bir mesele. Bu durumda Heronlara ilişkin sözleşme, ana yüklenici TAI ile İsrail IAI ve Elbit firmaları arasında imzalandığına göre tüm bu sorunların kaynağı nedir? Kim hesap sormuştur? Heronları bu aşamadan sonra kimler, nasıl güvenli olarak hizmette kullanacak?
Ayrıca Başbakanlık için alınan uçaktan güvenlik donanımları sebebiyle yaklaşık 10 milyon dolar daha fazla ödenerek Genelkurmay'ın envanterine 115 milyon dolara giren iki adet Gulfstream 550 iş jeti bulunuyor. Gulfstream ile İsrail'in çok ince ilişkileri olduğu, hatta bazı üretim hatlarının da Tel Aviv'de olduğu biliniyor. F-16'larda, JSF-35 savaş uçaklarında milli yazılım, güvenlik gibi konuları önemseyenler komuta kademesinin kullanımında olan G 550'ler için ne önlem almıştır?
Ben iki ülke ilişkilerinin çetrefilli boyuta girmesinden savunma sanayiimiz adına mutluyum. Çünkü Türk özel sektörünün önü, İsrail ile iş yapanlar yüzünden ciddi anlamda kesiliyordu. Vakıf şirketleri ve onlara hizmet veren alt üstleniciler sıkıştığında soluğu İsrail'de veya başka yabancılarda alıyorlardı. Üstelik ihtiyaçlarını karşılama imkânı olan Türk şirketlerine şans bile tanımadan. İsrail-Türkiye ilişkilerindeki gerginlik en azından bu açıdan faydalı...

Başı sıkışan Rum'un petrolüyle oynuyor
Kıbrıs Rum yönetimi, ağustosun son günlerinde Akdeniz sularında sözde "Münhasır Ekonomik Bölge"olarak tanımladığı ve "Afrodit" olarak isimlendirdiği 12. parselde, Amerikan Noble Energy şirketiyle petrol ve doğalgaz sondaj çalışmalarına başlayacağını açıklamıştı. Bu haber ilk defa Jerusalem Post'ta yer aldı. Yani Türkiye-İsrail ilişkilerinin zirve yaptığı dönemde Rum-İsrail yakınlaşması olarak gündeme geldi.
Fakat Rumlar daha önce 2007 yılında Mısır ve 2008'de Suriye ile de benzer girişimlerde bulundular. Bu defa yanlarına İsrail'i ve Amerikalı bir şirketi almaları önemli. Ama ne Rum eski gücünde, ne de İsrail Gazze açıklarındaki doğal gaz yataklarıyla beraber Rum kesimiyle Akdeniz'de petrol ve doğal gaz sondajı yapmaya destek verecek potansiyelde.
Amerikan Noble Energy şirketinin İsrail'in Delek firmasıyla da bir anlaşması var. Akdeniz'de bir Amerikan varlığı da söz konusu. Türkiye'nin de bu girişimlere karşı "tehdit ve uyarıları" var. Firkateynlerimiz Akdeniz'e indiğinden yalnız olmayacak gibi...

Yukarı