TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Heronların nasıl alındığını kimse sormuyor?

Başbakan Erdoğan'ın "İsrail Heronlarımızı geri vermiyor"çıkışından bu yana herkes insansız hava aracı konusunda ahkâm kesmeye başladı. Halbuki insansız hava araçları konusuna Türkiye ilgi gösterir, özel sektörünün de önü açılırsa önümüze tarihi bir fırsat çıkması an meselesi. Öyle milli uçak, milli tank, milli gemi gibi milli gösterip, yerli dolambaçlı yollara girmeden havacılık sektörünü çağımız itibarıyla en iyi yerinde yakalayabiliriz. Hatta bu alanda dünyanın birkaç ülkesinden birisi olabiliriz. Yapılması gereken, içerideki beyin güçlerine fırsat verip organize etmek.
Başka bir şey gerekmiyor. Emin olun İsrail'den alınan Heronlar için sarf edilenden daha fazla emek de gerekmiyor. Geçmiş yıllarda Sovyetler Birliği'nin yolcu uçağı sınıfında uçak aile tipleri oluşmuş 4 markası vardı. Antonov, Yakolev, İlyushin, Tupolev. Bir de savaş uçakları ve helikopter markalarını üzerine ekleyip havacılıktaki tecrübesini düşünün. Ama aynı Sovyetler'in mirasçısı Rusya bugün yolcu uçağı konusunda başarısız.
Askeri uçaklar üreten Sukhoi firmasının sivil havacılık bölümü, İtalyan Finmeccanica'nın geliştirdiği modelini pazarlamakta ciddi sıkıntılar çekiyor. Sukhoi Superjet 100, 75 ile 95 yolcu kapasiteli fly-by-wire sisteme sahip, ama sorunları aşabilmiş değil.
Aynı Rusya, insansız hava aracı konusunda başka ülkelerden temin gayreti içinde. Çünkü insansız hava araçlarının havacılıkla birlikte yazılım boyutu var. Uzaktan takibini sağlayacak yazılım ve donanımı birbirine entegre edip neticeye varmak icap ediyor. Faydalı yük taşımaları son yılların olayı. Bunu başaran da sınırlı sayıda ülke var.

 

Türkiye'nin insansız hava aracını kim engelliyor?
Şu an kendimize ait ne savaş, ne yolcu uçağımız var. Fakat geçmişte Vecihi Hürkuş, Nuri Demirağ gibi isimlerimizin geliştirip uçurduğu ürünleri biliyoruz. Bugün yerli değil, milli insansız hava araçları için oynanan oyunun geçmiş yıllarda bu iki isim için sahnelendiğini de biliyorum. Bu sebeple İsrail'e gidip dönmeyen Heronlar konusunda bakmamız gereken asıl adresler içeride. Türkiye, insansız hava aracı çalışmalarına mini de olsa imza atmış ve şu an kendi milli yazılımlı ürününü Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) kullanıyor. Küçüğünü yapanların pekâlâ büyüğünü de yapacağından endişe eden dış mihraklara daha fazla prim verilmeden içeride savunma sanayiine katkı yapacak özel teşebbüslerin önü açılmalıdır. Bizzat TSK Güçlendirme Vakfı şirketlerimizin bu işe yardımcı olması gerekir. Yabancı projeler taşeronluk yapmayı, ana üstlenici olmayı bir kenara bırakıp fırsat eşitliğini kendi milli şirketlerine de tanımalıdırlar. Türkiye kendi insanıyla, miniden sonra insansız hava aracının milli taktik modelini de yapabilmiş. Hangarda bekliyor. TAİ'nin de önemli mesafe kat ettiği biliniyor. Fakat devletimiz bitene sırt çeviriyor, bitmeyene destek verecek beyinleri temin etmiyor.

 

Savunma sanayiinin taşeronları
İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Rektörü Prof. Dr. Muhammed Şahin ve ekibi milli helikopter projesiyle birlikte, insansız döner kanat hava aracında ciddi mesafe kat ettiklerini belirtiyor. Rektör Şahin ve Uzay Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Alim Rüstem Aslan ile Motorlu Hava Araçları Tasarım ve Mükemmeliyet Merkezi'ni gezerken İTÜ'deki gelişmelerin harika olduğunu söyleyebilirim.
Ancak Türkiye'de benzeri kurumlar arasında ciddi bir uyumsuzluk, birbiriyle kötü rekabet, başarılarını eleştirme, hep bir yerlere yaranma duygusuyla hareket etme zihniyeti sonuca gitmeye engel. Savunma sanayii projelerindeki menfaat çarkı sorunun ana kaynağı.
Bu sebeple İsrail'e tamir için gönderilen Heronlar geri gelmiyorsa, kabahati kendimizde aramamız gerekir. Nasıl anlaşma yapılmış ki yedek Heron, yedek motor, teminat gibi hiçbir husus konuşulmuyor. Savunma Sanayii Müsteşarı Murad Bayar, Heronların alt üstlenicisi TAI yetkilileri de bir şey söylemeli. Heronlara teknik katkı yapan Aselsan da bu katkıyı hangi anlaşma karşılığında elde ettiğini izah etmeli.

Yukarı