TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Ortadoğu'da yeni Türkiye'nin ihtiyaçları

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Kuzey Afrika gezisi, sadece Batı'da değil dünyanın dört bir yanında yankılanıyor. Ekonomisi giderek büyüyen Türkiye'nin siyaseten de bölgesel bir güç olarak ortaya çıkmasıyla Ortadoğu'nun havası tamamen değişecek gibi görünüyor. Batı'nın Türkiye'ye karşı sürekli çifte standart davranmasının kodları arasında Müslüman bir kimlik taşıması gerçeği, Türkiye'nin Ortadoğu'daki etkisini daha güçlü kılıyor. Üstelik halklarını dikkate almadan, Ortadoğu'nun otoriter liderleriyle yapılan Batı ittifakının bitme eğilimine girmesinin başka sebepleri de var. İsrail-Filistin gerçeği bunlardan birisi. Şimdi İsrail-Türkiye denkleminde Batı'nın veya Amerika'nın tercihi daha da belirleyici olacak. Dolayısıyla Ortadoğu kısa vadede karışacak, ama ortaya nasıl bir tablo çıkacak kestirmek zor.
Batı'dan yapılan tespitler gayet açık. "Washington, bu tavrıyla NATO'nun çok önemli bir üyesi olan Türkiye'yi yabancılaştırabilir."
Her tespit ve yorum zayıflama trendine giren Batı karşısında Türkiye'nin güçlenme yolunda olduğunu ortaya çıkarıyor. Fakat şimdiye kadar çok değişik faktörler Türkiye'yi bugünkü konumuna taşıdı. Bundan sonra daha sıkı çalışmamız ve yeni Türkiye'nin de özellikle savunma sanayiinde, ihracat kalemlerinde, iç istihdamda, teknolojik ürünlerde sahne alması gerekir. Halen daha da Ortadoğu'da oyun kurucu bir enerji şirketimiz yok. TPAO veya başka şirketlerin bu konuda rol üstlenmesi için özel gayret gerekiyor. İçerde entelektüel birikimleri aynı hedefe kanalize edecek platform oluşmuş değil.

***

Hüseyin Çelik zihniyetiyle etkinlik olur mu?
Türk donanması Akdeniz'de daha aktif bir rol oynayacaksa, sipariş gemilerle, ısmarlama yazılımlarla bunun olmayacağı ortada. Türkiye'de demokrasi asker vesayetinden kurtarılarak güçlenmeseydi, bugünkü pozisyonları hayal dahi edilemezdi. Bırakın bölge ülkelerini, Arap Baharı'nı kendi menfaatlerimizi dahi savunamazdık. Fakat büyüklük ve etkinlik için askeri güç şart. Dolayısıyla içerisi unutulmamalı. Batı, Türkiye'de etki edeceği, kendi tarafına çekip oynayabileceği bir askeri vesayeti isterdi ki, Ortadoğu oyun alanı olmaya devam etsin. Din ayrımcılığını had safhada tutan Batı için o dönem geçti. Yeni tabloda askeri yetkililerimiz de onlara prim verecek durumda değil.
Türkiye'nin dış politikada bağımsızlık manifestosu olarak Ortadoğu'ya yönelik politika geliştirmesi aynı zamanda ekonomik bir etki alanı da sağlıyor. Buna göre uluslararası etkinliği olan şirketlerimizi sahneye sürmemiz, eksikliklerimizi gidermemiz gerekiyor. Fakat Suriye gibi komşu ve kardeş ülkelere yönelik üçüncü sınıf politika yapmaktan, Hüseyin Çelik gibi tuhaf söylemler geliştirmekten uzak durmak elzem. Alevi, Sünni, Nusayri ayrımları yaparak halkları farklı şekilde görmeye matuf bir eğilimle Ortadoğu'da Türkiye etkili olamaz. Batı'ya karşı tüm halkların haklarını hassaten azınlıkları düşünmek zorunda.

***

Türkiye uzantılarıyla yerli otomobil yapabilir miyiz?
Başbakan Erdoğan'ın "Türk malı oto" talebini Ford Avrupa Başkanı ve CEO'su Stephen Odell haklı olarak eleştiriyor. Yerli otomobil için dışarıyla bağı olmayanlarla, agresif düşünenlerle, hatta yeni tasarımlarında önünü açacak bir stratejiyle yola devam edilmesi gerekir. Ford Otosan Genel Müdürü Nuri Otay ile Otomotiv Sanayi Derneği'nin (OSD) Türk malı oto raporunu Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün'e takdim ederken hangi argümanları kullanacaklarını merak ediyorum. "Mevcut pazar büyümezse Türk malı otomobil, orada yatırımı olan uluslararası markaların canını yakabilir." İçinde sopa gösteren uyarıları dikkatli tahlil etmek gerekecek.

Yukarı