TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Akdeniz'de gövde gösterisini kiminle yapacağız?

Akdeniz'de Rum ve İsrail ikilisinin ısıttığı suyu, Türkiye yanına önemli bir müttefik alarak soğutma politikası geliştirebilir mi? Böyle bir müttefik var mı? Amerika'nın durumu her iki taraf için de ortada. Rumlara ve İsrail karşı Türkiye'ye sürekli itidal tavsiye edip, bu ikiliye işinize bakın makamında hareket ediyor. Avrupa Birliği (AB) de aynı yaklaşımda. Elimizde araştırma yapacak, sondajla doğalgaz ve petrol rezervlerine ulaşacak teknik imkân da olmadığına göre en azından siyasi gücü olan, bölgede Amerika ve AB'nin aktif oyuncularına karşı rol paylaşacağımız bir ortağa ihtiyacımız yok mu?
Daha önce Mısır ve Suriye de Rumlarla, Münhasır Ekonomik Bölge ilişkisine girmiş Türkiye'de bu ilişkileri tepki göstermişti. Fakat Türkiye bırakalım Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) ile anlaşma yaparak böyle bir ilişki geliştirmesini, Orta Doğu'da vizeleri kaldırıp, serbest dolaşım ve serbest ticaretin önünü açmaya çalıştığımız günlerde bile Akdeniz'de bu ilişkileri bir yere konumlandıracak anlaşmalara imza atma konusunda ihmalkâr davrandık. Bugünkü bazı tartışmalar Türkiye'nin bu ilişkileri geliştirme ihtimalinden kaynaklandığı kadar, ekonomik gücüyle de çevresini kontrol etme hevesinin zirve yapmasından kaynaklanıyor.
Dün Batılı devletlerin ve bazı komşu ülkelerin bugünlerde Türkiye'yi sıkıştıracak her türlü eyleme imza atabileceklerini yazmıştım. Ve Ankara'da patlama oldu. Bundan sonra daha fazla rahatsız edileceğimizden kimsenin kuşkusu olmasın. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) Norveçli bir şirketle önce sismik aramalar, sonra sondaj yapacağına dikkat çekmesi, Türkiye'nin konuya geç de olsa ciddiyetle eğildiğini gösteriyor. Acaba Norveç, Batılı ülkeler tarafından Türkiye ile ortak çalışmaktan uzak tutulabilir mi? Yoksa daha güçlü ortak bulmak, Rum - İsrail ikilisi ve arkasındaki güçlere karşı müttefik olarak Batı'dan bir ülkeyle Akdeniz'e açılmak mümkün olur mu? Türkiye'nin bu sorunu tek başına değil, müttefiklerle aşması daha akılcı olmaz mı?
Üç tarafı denizlerle çevrili Türkiye'ye artık bir değil çok sayıda araştırma gemisi, açık denizlerde uzun süre kalabilecek deniz gücü, deniz hukukçuları, denizlerdeki yeraltı kaynaklarını araştırabilecek uzmanlar, araştırmacılar lazım.
Nihayetinde Akdeniz'deki sıcak gelişmelerin büyüyen Türkiye'nin daha fazla gözünü açtığını, neler ihtiyacı olduğunu, kimlerle çalışabileceğini ortaya koyması açısından önemli.

***

İhracatçılar Barcelona'da tıkırdamayacak

Dünyanın en önemli makine fuarlarından ve 4 yılda bir yapılan ITMA 2011 Uluslararası Tekstil Makineleri Fuarı'na aylar önceden hazırlanan, fuarda yerlerini ayarlayıp, otel rezervasyonlarını yapan makineciler Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan'dan vize alamamış. Bu fuara Bilim, Teknoloji ve Sanayi Bakanı Nihat Ergün'ün katılacağı beklenirken, ihracat kalemleri arasında göz dolduran makinecilerin Bakan Çağlayan'dan onay alamamalarını henüz çözebilmiş değilim.
Hâlbuki İstanbul Ticaret Odası (İTO) İTMA'da inşa edeceği 370 metrekarelik çok özel bir 'iş salonu'nda yabancı firmalarla buluşarak, önemli iş anlaşmalarına imza atacakları belirtiliyordu. Fakat 22-29 Eylül tarihleri arasında düzenlenecek fuarda bu defa Türkiye olmayacak. Dolayısıyla tekstil makineleri sektörünün yurtdışı açılımına, ihracatına yönelik çalışma da yapılamayacak.
Defalarca yazdığım üzere ithalat ve ihracat politikamızın regülasyon tarafında maalesef bazı eksiklikler söz konusu. Bir tarafta ekonomiye ciddi ivme kazandıran hükümet ve bakanları, diğer tarafta iş dünyası ve onların temsil ettiği çeşitli kuruluşlar söz konusu. Ama ortak noktada buluşma, karar verme, fikir paylaşımı noktasında iki taraf arasında sıkıntılar olduğu kesin. Anlamadığım bir fuar katılım için iş dünyası ile ilgili bakan arasında önceden bunlar konuşulmuyor mu? Fuar için harcanan enerji, zaman, salon kiraları, otel, uçak rezervasyonları ne olacak? Bunları düşünen yok mu?

Yukarı