TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Kazaya sebep olan keçiler bulunacak mı?

NEREDEYSE her gün polis baskını, askerlerin gözaltına alınması haberiyle uyanıyoruz. Savcıların altından kalkamayacağı kadar zor, çetrefilli işlere bulaştığımıza şahit oluyoruz. Basit, sıradan gibi görünmesine rağmen altında bir sürü hinliğin yattığı derin devlet oyunlarının her şeye rağmen devam ettiğini görüyoruz. Savcılar araştırmasa, polisler delil toplamasa askeri kanadın kendini temizleme gibi bir derdi olmadığını üzülerek takip ediyoruz. Son vakamız basit gibi görünen, ama iki yıldır bir türlü aydınlatılmayan helikopter kazası. Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'a soba borusunu gösterip yeni bir tarif daha almamız gerekmiyor mu?
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün sıkı takipçiliği olmasaydı, dün yaşanan baskınlar, operasyonlar olmayacaktı. Ama halen daha, devletin başı, ordunun başkomutanı konumundaki Cumhurbaşkanı'na rağmen direnme söz konusu. Hadiselere karıştığı iddia edilenler hakkında Genelkurmay Başkanlığı neler yaptı? Kamuoyunu niçin aydınlatmıyor? Başlarında bir sürü sıkıntı bulutu dolaşıyor, ama bu krizleri iyi yönetmeleri gerekmez mi? Büyük depremde halk devletinin ve ordusunun bir hiç olduğunu, saçma sapan gerekçelerle halkının yardımına bile koşamadığını görmüş, yaralanmıştı. Son yaşananlar ise halkın eğilimlerinin iyice değişmesine, devlet ve ordu gibi kavramların bireyin önüne geçememesi gerektiğine daha da inandırmış olacak.
Helikopter kazasının benim açımdan vahim olan tarafı ise geçmişte yaptığım yorumlar ve yazılarda olayı sıradan bir kaza gibi değerlendirmem oldu. Sonradan işe ecinnilerin karıştığını öğrenince adeta şoke oldum. Çünkü yapılan spekülasyonları abartılı buluyor, geliştirilen senaryolara da inanmıyordum.
Şimdi ise ASELSAN'daki ölümlerde bile kesinlikle pis işlerin döndüğüne inanıyorum. Üstelik içimizdeki hainler sebebiyle üç kuruşluk menfaatleri için devletin 3 bin kuruşunu heba ettiklerine, kendi insanlarını bozuk para gibi cinayetlerle harcadıklarına gereğinden fazla prim veriyorum. Kesin delillerle, bilgilerle hareket eden birisi olarak bu yöntemin ülkemiz için geçerli olmadığını geç öğrenenlerdenim. Üstelik buna en güvendiğimiz kurum sebep oluyor.
Sancak Air'de benzer helikopter olduğu için kazanın akabinde soluğu Sancak'ın hangarında Bell 206 tipi helikopterin başında aldım. Hatta odama bile bir modelini kaza nedeniyle koydum. Sancak Gurubu'nun Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Bayrak da aynı zamanda tecrübeli bir helikopter pilotu olduğu için onunla birlikte kazayı anlamaya çalıştım. Ama kaza olabileceğine dair hiç kuşkumuz olmadı.
Sonra her dedikoduda, spekülasyonda Mustafa Bey'le konuştum, bu helikopter kullanan pilotların yeni bir yaklaşımı, düşünceleri olup olmadığını sordum. Bir netice alamadım.
Cihazların kayıp olduğu ortaya çıkınca benim için her şey bitmişti. Kazaya sebebiyet verenler profesyonelmiş, her şeyi düşünmüş. Şansları varmış kazayı aydınlatması gereken Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü de bir o kadar sorumsuz ve duyarsız davranmış. Dolayısıyla bu olay için kapsamlı asker-sivil bir sorumlu listesinin oluşması ve cezalarının hiçbir affa uğramadan infaz edilmesi gerekir.
Habertürk'te görüşlerine yer verilen Türk Hava Yolları'nın meşhur kaptanlarından sabit kanat (uçak) pilotu Mustafa Kolko gibi sisli düşünen, kamuoyunu yanıltanlar da var. Hâlâ kendilerini Genelkurmay personeli zannedip doğru düzgün yorum bile yapamıyorlar. Yeşilin her tonundan korkuyorlar. Ayrıca "Uçak pilotusun, döner kanatlı helikopterden ne anlarsın" diyen de yok.
Yine bir uçak kazası olmuş, ben de gazeteci olarak bir televizyon kanalında konuktum. Karşımda da emekli tuğgeneral, eski jet pilotu, özel bir havacılık şirketinin de yöneticisi vardı. Adam hayatında yolcu uçağının karakutusunu görmemiş, merak edip okumamış, rengini bile bilmiyordu, ama çok güzel ahkâm kesiyordu. Üstelik yönettiği şirketin de iki eğitim uçağı, açıklamalar yaptığı günden iki ay önce düşmüştü. Birinde de genç bir mafya babası vardı. Türkiye bu. Ama daha fazla yazık etmeyelim...

Yukarı