TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Otomobil üretmek kefeni yırtmak demek

Dünyanın en büyük 16. ekonomisi olan bir ülkenin, bundan ileriye gidebilmesi için beyin gücünü kullanmaya, sanayide atılım yapmaya, kendi markalarını oluşturmaya kaçınılmaz şekilde ihtiyacı var. Beyin gücünün de 60'lardan 16. sıraya çekilmesi icap eder. Başlangıç noktası şüphesiz en fazla ihtiyaç duyulan, iç pazarı oluşmuş bir alan olmak zorunda. Otomotiv sektörü bu iş için biçilmiş kaftan konumunda.
Fakat görünen o ki, bu işe başlayabilmek için de ciddi gayret göstermemiz gerekecek. Almanya gibi ülkelerin içerideki ellerini, görünmeyen bozgun düzenlerini bitirmemiz şart. Çünkü ortaya çıkmadan en fazla tepki verecek, başta terör olmak üzere her türlü tezgâhla üzerimize gelecek ülkelerden birisi Almanya olacaktır. Bugünlerin tartışma konusu vakıf olayları, Almanya'nın terör örgütüne farklı bakışı boşuna değil.
ABD Ticaret Odası Başkanı Tom Donohue, Türkiye'yi değerlendirirken daha açık ve kitabın ortasından konuşmuş. Ancak Almanlar böyle bir yöntemi sevmezler. Onların gizli örgütlerinin faaliyetlerini de bilmeyiz, ama en yoğun faaliyet gösteren de onlardır. Otomotivde Amerika şüphesiz ki Türkiye için Almanya'dan daha güvenilir bir müttefik olabilir.
Otomotiv sektörüne oyuncu olmak için adım atacak Türkiye, kefeni yırtmaya niyetlenmiş olacağından üzerimize gelecekler için, bizim pazarda at oynatanlar için dikkatli olmamız gerekecektir. Kefeni yırtmak kolay olmayacaktır.

***

Tezgâh ile kazalar birbirine daha çok karışır

Bir kazanın, havacılık için küçük addedilen bir helikopterin düşmesiyle gündemin bu kadar meşgul edileceğini 30 ay önce sorsalardı, tahmin bile edemezdim. Ama artık gazetelerin birinci sayfalarında Muhsin Yazıcıoğlu'nun ve yanındakilerin başına gelen elim kazanın nasıl bir düzenek olduğunu çözmeye çalışıyoruz.
Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü (SHGM) ile yakından irtibatlı bir dostum bile halen başka havada. "Kaybolan cihazlar çok önemli değil, onlar olsaydı da kaza raporunun neticesi değişmezdi"diyebiliyor. Lakaytlık ve vurdumduymazlık aynen devam ediyor. Belki devletin zirvesinden de birileri, "Helikopter düşmüşse artık çok kurcalamayın" dediği için kazanın aydınlatılması zaman aldı. Sivil taraf yeterli araştırmalar yapmadan, eksik parçaları bulmadan rapor yazmaya teşne olduysa başka sebepler de olmalı...
Uçaklara, helikopterlere, hasılı Türk hava sahasında seyrüsefer yapan tüm araçlara gerekli lisansları veren, uçuşa elverişliliklerini onaylayan SHGM. Aynı kurum pilotlara, teknisyenlere, havacılıkta çalışan tepe yöneticisinden en basit çalışana kadar da gerekli lisanslamayı yapıyor. Bir kaza olduğunda da yine SHGM ekibi olay mahalline koşup inceleme yapıyor. Böyle bir yapıdan kazayı aydınlatacak rapor çıkar mı?

***

Başbakan'a bağlı NTSB gerekli

Havacılık sektörü bir tarafıyla büyüdü, gelişti ama diğer tarafı paralel gelişemediği için geri düştü. Bu konuyu 15 yıldır yazdığımdan ve yurtdışındaki organizasyonların ne olduğunu bildiğimden SHGM ve Devlet Hava Meydanları İşletmesi'nin (DHMİ) organizasyonun yeniden ele alınması, hatta Ulaştırma Bakanlığı dışında bir yapının daha bulunması gerektiğine inanıyorum. Havacılığın merkezi Amerika, bu hususta bir şeyler yapmak isteyenlere yeterince yol gösterecektir.
Uçak ve helikopter kazalarının AB standartlarında araştırılması amacıyla bağımsız bir kurulun oluşturulması için Başbakan Tayyip Erdoğan talimat vermiş. Bence bu halka biraz daha geniş tutulmalı. Amerika'daki Ulusal Ulaşım Güvenlik Kurumu, NTSB (National Transportation Safety Board) gibi oluşum gerekli. Bu kurumun son incelediği olay, "Pacific Gas and Electric Company Natural Gas Transmission Pipeline Rupture and Fire"yani bir kara, deniz, hava veya demiryolu kazası değil. Doğalgaz boru hattında meydana gelen yırtılma ve yangını inceleyip rapor etmişler. Dolayısıyla böyle bir kurum planlanırken ulaşım meselesinin içine boru hatlarının ve endüstriyel tarafın da konması gerekir. Ve direkt Başbakan Erdoğan'a bağlı yapılanması icap eder.

Yukarı