TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Obama'nın indiği her yere inebilir miyiz?

Başbakan Erdoğan'ın Güney Afrika seyahatinden yine ilginç malzemeler çıkarabilmiş olmamıza sevindim. Bir önceki geziden Alman vakıfları ile dönülmüştü. Henüz tartışması devam ediyor olmakla birlikte, Almanya-PKK ilişkisini ilginç bulanlardanım. Altını bilinçli karıştırmanın getirisine inanıyorum. Daha önce bazı Almanya kökenli şirketlerin çeşitli sivil toplum kuruluşlarıyla olan ilişkilerini devletin ilgili güçleri izlemişti. Ben Almanya tarafının teyakkuza ihtiyaç duyduğunu, boş olmadığını düşünüyorum.
Fakat Güney Afrika gezisindeki olay daha farklı. Başbakan'ın içinde olduğu uçağın havada seyrinin, kalkışının, inişinin Türk Hava Yolları (THY) tarafından en ince ayrıntısına kadar hesap edildiğini biliyorum. Ayrıca Başbakan'ın yanında o uçağı kullanan pilotların canları yok mu? İşi o kadar basite indirgeyerek ele alıyoruz ki, şaşmamak mümkün değil. Neticede konu havacılık. Ayağınız yerden kesilmişse yapmanız gereken tek şey var, kanla yazılmış kurallara uymak. Uymazsanız, bir sonraki uçuşlar için uyulması gereken yeni kurallara sebep olursunuz. Bu birinci fasıl.
İkinci konu gidilen ülke Güney Afrika, Kara Afrika kıtasında toprak piste bile zor sahip olmuş ülke değil. Türkiye'nin yapmaya çalıştığı helikopterleri üreten, birçok açıdan bizim önümüzde olan bir ülke. Bu ülkenin sivil ve askeri havacılık mazisi eski olduğu gibi kuralları da oturmuş. Anlayacağınız Başbakan'ı taşıyan Boeing 777-300 uçağı o meydana inemeyecekse, zaten sizin inmenize izin vermezler. Karga değil ki istediği tarlaya, dala konsun.
Habertürk'ün Başbakanlık acar muhabiri Bülent Aydemir, böyle bir haberi geçince fazla yorum yapacak bir şey olmadı. Çünkü Bülent duymadan, kaynağına güvenmeden böyle bir haberi geçmez. Nitekim ertesi gün Prettoria mahreçli aynı haber Hürriyet, Milliyet gibi gazetelerde yer aldı. Demek ki konuşulmuş, önemli birileri de işin gerçekten bu şekilde geliştiğine inanıp anlatmış. Ve haber oldu. Eğer Başbakan beni yalanlamaz ise arka planını biraz anlatayım.
Güney Afrikalı yetkililer ile THY'nin ilgili yöneticileri görüşmüşler. Başbakan'ı taşıyan Ankara isimli THY uçağı Waterkloof Askeri Havaalanı'na ineceği için gerekli çalışmaları yapıp, teknik incelemeden sonra uçağın pilotlarına ve Güney Afrikalı yetkililere bu meydana inebilecekleri iletilmiş. Durum bu. Konuyu yakından takip eden THY yetkilileri de, "Bırakın son uçuşu, şu ana kadar Başbakan teknik konularda hiç müdahil olmamıştır. Bilgi alma dışında uçuşla ilgili tüm kararları THY yönetimi ve pilotlarımız yerine getirmiştir" diyerek beni uyardılar.

***

Afrika'ya dalayım mı, bir balık alayım mı?

Dün haber geldiğinde bu bilgileri yazıp ortalığı serinletmenin abesle iştigal olduğunu bildiğimden, bir gün bekledim. Başbakan'dan, "Evet kaptan pilot biraz korkak davrandı, sol koltuktan kaldırıp uçağı ben indirdim"açıklaması, yazıya oturduğum ana kadar gelmediğinden, rahatlıkla bu satırları karaladım.
Dolayısıyla Amerikalıların gittiği yoldan gitmek, Obamalar'ın indiği meydanlara inmekte bir beis yok. Ama hava şartları, uçak tipleri, kaptanların durumları, pistin ve ülkenin havacılıktaki konumu önemli. Havacılıkta böyle balıklama atlamalara, inişlere izin verilmez. Somali değil ki, çalıların arasına inesin. Çünkü aynı meydana, aynı uçak tipleri her zaman inemeyebilir. Boeing 777-330 ile 757 uçaklarının tipleri arasında, teknolojileri bakımından, gövde büyükleri cihetiyle dağlar kadar fark var. Üstelik Başbakan'ı taşıyanın daha büyük gövdeli olduğunu okumuşsunuzdur.
THY uçağını kullanan pilotlara, ABD Başkanı'nın eşi Michelle Obama'yı taşıyan Boeing 757 tipi Air Force Two Başkan Yardımcısı uçağının da alana indiği bildirilmeden önce, THY yönetimi uçağın kaptanlarına o meydana inebilecekleri yönünde gerekli bilgileri aktardı. Olay budur, gerisi haberin sosudur.
Pilotların karar vermekte zorlanması, işin içinden çıkamayınca da Başbakan Erdoğan'ın onayını almaları acaba ne kadar doğru? Gerçekte neler konuşulduğunu merak ediyorum.

Yukarı