TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Pamuk Burkino Faso'dan, makine İtalya'dan, kaliteli işçilik Bursa'dan

Türkiye'de pamuk yetişiyor, ama onu işleyecek kalitede makine yapamıyoruz. Dış ticaret açığı dendiğinde işin makine boyutunu atlamamamız gerekir. İtalyanlar tekstil makinesi konusunda olabildiğince iyi. Sadece moda ve tasarım değil, işin teknoloji tarafı da en az onun kadar önemli, değerli ve bu işin olmazsa olmazı. Anlayacağınız Türkiye işin makine tarafına adına ne denecekse densin özel ilgi göstermek zorunda. İşçilik, öne çıkan tasarım makineyle tamamlanırsa anlamlı...
Sadece Türkiye de yetişen pamuktan değil, dünyanın çeşitli yerlerindeki eşsiz mahsullerden de kaliteli işçilikle, dünyayla yarışacak hatta ilk onda yer alan kalitede mamuller ortaya çıkarabildiğimizi ise Londra'da öğrendim.
Havlu, bornoz ve ev tekstil ürünlerini Avrupa'ya taşıyan Özdilek Grubu'nun ilk yurtdışı mağazasının açılışında Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Özdilek'e bu merakımı sordum. Mesela pamuk Burkino Faso'dan, makine İtalya'dan tedarik edilerek nasıl kaliteli havlu üretimine imza atıyorsunuz? Hüseyin Bey, işçiliğimizdeki disipline ve verimli üretim metotlarına ve tabii ki havludaki tarihi derinliğimize dikkat çekti. Ve 2012 Olimpiyatları'nın yapılacağı Londra Stratford'da bulunan Westfield Alışveriş Merkezi'nde kendilerinden emin bir şekilde mağaza açtıklarını söyledi. Mağazayı da en işlek ve en güzel yere kondurmuşlar. Diğer mağazaları da gezdim ve onlardan bir adım daha ilerideler. Açılışa İngiltere Büyükelçimiz Ahmet Ünal Çeviköz'ün bizzat iştirak etmesi de Türkiye'de bir şeylerin gerçekten değiştiğini göstermesi açısından kayda geçirilmeli...
Ayrıca İngiltere de Türk havlusunun olabildiğince itibarlı olduğunu da öğrendim. Kısa süre öncesine kadar İngilizler tarafından üretilen Turkish Towel markasıyla havlu pazarı oluşmuş. İngilizlerin neden bu isimle üretim yaptıklarını sizler gibi ben de merak ettim. Dünyada havlunun dokunduğu ve kullanıldığı ilk yerin Bursa olması her şeyi izah etmez mi?

***

Başbakan neden ağladı?

Cumartesi günü Fatih'teki kalabalığın özellikle sokak arasına taşan tarafına baktığımda Başbakan Erdoğan nazarında birçok insanın ana/baba bağı ve aile kavramıyla daha yakından temaşa ettiğini gördüm. Cenaze namazı için gelen halk içinde gözleri yaşaranlarla sohbetimden anladım ki, Başbakan'a olan muhabbet kadar, onun annesiyle olan ilişkisi de çok etkilemiş.
Başbakan, anne gerçeğini en doğal haliyle adeta toplumun atardamarlarına zerk etti. Ben de kendi şahsıma Başbakan Erdoğan'ın doğal, harbi ve olabildiğince saf evlat/ana ilişkisini ciddi olarak kıskandım. Ne fayda ki, ne zamanı geri alabiliyoruz, ne de gidenler geri dönüyor. Cumartesi günü Fatih'te sürekli olarak zihnimi bu konu meşgul etti. Ölüm hak, sıralı ölüm en güzeli.
Başbakan'ın yaşadığı acı bir tarafıyla insanı olgunlaştıran, diğer tarafıyla düşündüren, ama her halükârda karşılamamız gereken bir gerçek. Başbakan'ın gözlerindeki iki damla yaş, "Önemli olan hayatta en çok şeye sahip olmak değil, en az şeye ihtiyaç duymaktır" sözünü bu vesileyle bir kez daha zihnime derin bir şekilde kazıdı. Başbakanımıza sabır, Tenzile anneye Allah'tan rahmet diliyorum.

***

Doğalgazda taraflar netleşiyor

Azerbaycan-Türkiye ilişkileri bir dargın bir barışık devam etmesine rağmen Azeri gazına ilgi duyan ve Anadolu üzerinden Avrupa'ya ulaştırmaya çalışan projeler de giderek somutlaşıyor. İtalyanların aktif rol oynadığı Türkiye-Yunanistan-İtalya Doğalgaz Boru Hattı (ITGI) Azerbaycan gazını Avrupa'ya taşıyabilmek için en hızlı seçenek konumunu güçlendirmeye çalışıyor.
Şu anki göstergeler de bu hattı, Şahdeniz II'den üretilecek gazın takvimine en uyumlu hat olarak öne çıkarıyor. Fakat henüz Nabucco'nun nasıl bir gelişme göstereceğini bilmiyoruz. İlham Aliyev'in Türkiye'nin sorun yaşadığı ülkelerle kurmaya çalıştığı dostluğun doğalgaza nasıl yansıyacağını da kestirmek zor. Ekim sonunu bekleyelim, bakalım ne olacak?

Yukarı