TVRadyo
Hakan Özyıldız
Hakan Özyıldız

Orta Vadeli Program ve enflasyon raporu

Türkiye’de gelenektir. Dışarıda görüp beğendiklerimizi veya başımız sıkışınca yardım istediğimizde “Yapın” dedikleri bazı şeyleri “yaparmış gibi” göstererek geçiştirmede çok becerikliyiz. Bu tipik bir şark zihniyeti, davranışıdır. Biliyorsunuz yasa gereği hükümet her yıl, sonraki üç yılı kapsayan bir ekonomik program açıklıyor. 2012-14 yıllarını kapsayan son Orta Vadeli Program (OVP) 13.10.2011 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. OVP, temel makro büyüklükleri yıllar itibarıyla gösteriyor. Amaç yatırımcılara kararlarında yardımcı olmak. OVP’de, 2012 yılı için büyüme yüzde 4, enflasyon yüzde 5.2, bütçe açığı ise 21 milyar lira olarak belirlenmişti. Program kamuoyuna tanıtılınca beğenildi.

DENGELER DEĞİŞİRKEN
Programın uygulanmaya başlamasından bu yana dört ay geçti. Önce bütçenin gelir rakamları değişti. Geçenlerde Merkez Bankası’ndan bütçeye aktarılacak para büyüdü. Şimdi de 2B arazilerinin satışı kanunu çıktı. Uzmanlar kanunla bütçeye oldukça büyük bir gelirin sağlanacağı konusunda hemfikir. Yani bütçe verileri şimdiden eskidi. Bütçe, koca programın sadece bir bölümü denebilir. Ama Merkez Bankası yıl sonu enflasyon tahminini de değiştirdi. Artık yüzde 5.2’lik hedef yok. Banka diyor ki: “Bu çerçevede, enflasyonun, yüzde 70 olasılıkla, 2012 yılı sonunda yüzde 5.3 ile yüzde 7.7 aralığında (orta noktası yüzde 6.5) gerçekleşeceği tahmin edilmektedir.” OVP’deki yüzde 5.2 çoktan unutulmuş. Alt sınırda bile değil. Hiçbir yerde bahsi geçmiyor. Konu önemli. Çünkü OVP’ler hazırlanırken ilk önce fiyatlar, kur ve faiz belirlenir. Buna bağlı olarak büyüme, bütçe ve ödemeler dengesi hesaplanır vs. Eğer enflasyon hedefi/tahmini en az yarısı kadar yukarı çekildiyse, o zaman buna bağlı diğer değerler nasıl sabit kalacak? Değişecekse OVP tamamen yenilenecek mi? Yoksa “mış gibi” yapılarak mı hazırlandı?

YIL SONU TAHMİNİ VE KURLAR
Değişen enflasyon rakamına dönelim. TCMB, petrolden ve diğer etkenlerden geleceğini öngördüğü baskılara rağmen tahminini değiştirmedi. Daha sıkı para politikası izleyeceğine, enflasyonun çok fazla yükselmesine izin vermeyeceğine vurgu yaptı. Bugün enflasyon yüzde 10’lar civarında. Enflasyon raporundan anlaşıldığı kadarıyla, yıl sonunda yüzde 6.5 seviyesine inebilmesi, diğerlerinin yanı sıra birkaç olaya bağlı. İlki, çıktı açığı. Banka arz yönünde bir sorun olmayacağını düşünüyor. İkincisi, iç talebin düşeceğine inanıyor. Nasıl olacağı çok açık değil. Ancak kredi genişlemesinde görülecek yavaşlamaya yapılan atıflardan, “az kredi, az tüketim ve yatırım, az talep” gibi bir sonuç çıkarılabilir. Üçüncüsü, gıda fiyatlarında hava koşullarından gelecek iyileşmeye güveniyor. Dördüncüsü, geçen yıl görülen yüksek artış hızlarının yarattığı baz etkisinin mayıs ayından sonra sorun olmayacağını biliyor. Son olarak, TL’deki değerlemenin devam edeceğini, kurların, fiyatlara baskı oluşturmaması için elinden gelen her şeyi yapacağı mesajını veriyor. Riskleri sıralarken Avrupa ve dünyadaki ekonomik gelişmelere özel önem gösteren banka, yatırımcılara enflasyondan çok kur hareketlerine yönelik mesaj vermeye çalışıyor. “Merak etmeyin kurlarda oynaklığa izin vermeyeceğim” diyor. Böylelikle bir yandan cari açığın finansmanına yardımcı olmaya ve kur istikrarını sağlamaya, diğer yandan da enflasyonun aşırı yükselmesinin önüne geçmeye çalışıyor. Oynaklıkları azaltmak için de faiz koridorunu kullanarak “kuralcı, öngörülebilir” yaklaşım yerine “isteğe bağlı” bir para politikası izleyeceğini belirtiyor. Bu arada faizler ne olacak? Hatırlatayım. Kalıcı olarak yükselirse, yeni borç almak isteyenler ve gelecek yıl, yaklaşık yüzde 15 daha fazla borç geri ödemesi yapacak olan Hazine olumsuz etkilenir.

Yukarı