TVRadyo
Hakan Özyıldız
Hakan Özyıldız

Bir kez daha cari açık üzerine

 

Merkez Bankası’nın çabalarına rağmen cari açık azalmıyor. Tam tersine aldı başını gidiyor. İki aylık açık 12 milyar Doları geçti. Yıl sonu için tahminler hemen değiştirildi. Bir çok uzman yıllık açığın 60 milyar Doları aşacağını söylüyor.

IMF’nin son açıkladığı dünya ekonomisine ilişkin raporda, Türkiye’yenin cari açığının bu yıl yüzde 8 olacağı yer alıyor. IMF gelecek yıllara yönelik yaptığı tahminlerde de her hangi bir iyileşme öngörmüyor. Daha da artması bekleniyor.

Bu kadar büyük açık eskiden kriz göstergesiydi. Demek ki, IMF de konuya finansman sorunu olarak bakıyor. Halbuki sorun uzun vadeli, çözümleri de yapısal olacak.

AÇIK NASIL FİNANSE EDİLİYOR?

Bu bağlamda ilk iki aylık rakamlara bakınca açığın çoğunluğu, neren geldiği tam olarak bilinenemeyen net hata ve noksan kaleminden finanse edildiği anlaşılıyor. İki ayda 8 milyar dolardan fazla kaynağı belli olmayan döviz, ülkeye girmiş. Buna özel sektörün dışarıdan getirdiği mevduatı da eklerseniz miktar 10,6 milyar doları buluyor.

Özel sektörün dışarıdan döviz getirmesinin bir nedeni “Af Kanunu”ndan yararlanmak olabilir. Şirket sahipleri, kamu kurumlarına olan borçlarını ödemek için bu tür bir girişim içinde olabilirler. Rakamlar doğru ise, bu tür döviz girişi yakında kesilecektir.

Döviz hareketlerini takip etmeye çalışan bazı uzmanlar, girişlerde Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da yaşanan olaylar sonrasında bazı tasarruf sahiplerinin paralarını Türkiye’ye getirmiş olabileceklerini düşünüyorlar.

Ayrıca, bu ülkelerde yatırımları olan inşaat şirketlerinin, az da olsa, bazı paralarını ülkeye getirdiklerini söyleniyor.

Ancak, bu tür para girişleri kalıcı sonuçlar yaratmaz. Çünkü, tümü geçici özellikte. Halbuki, IMF’nin de işaret ettiği gibi, Türkiye’nin cari açık sorunu kalıcı. Yapısal, kalıcı sorunlara geçici önlemlerle çare bulunamayacağı bilinen bir gerçek.

MERKEZ BANKASI’NIN TAVRI

Merkez Bankası önümüzdeki toplantılarında, aldığı önlemlerin etkinliğini gözden geçirmek durumunda.

Görüldüğü gibi sıcak para girişlerinde bir azalma yok. Aksine cari açık büyüdükçe, finasmanı için daha çoğu gelmeye devam ediyor. Ardından, TL’nin değerlenmesi de devam ediyor.

Yanı sıra kredileri azaltmadığı gibi DİBS faizlerini olumsuz etkiliyor. Faizler yüzde 9’un üstüne çıktı. Bunu gören yabancılar kamu kağıdı alımlarını arttırmışlar. Bir ayda 1,8 milyar dolarlık kamu kağıdı almışlar.

NE YAPMALI?

IMF yayımladığı raporlarda bazı öneriler sunuyor. Nisan başında yayımlanan ”Yabancı Para Girişlerinin Yönetilmesi: Hangi Araçlar Kullanılabilir?”1 başlıklı son çalışmasında bir çok seçenek ele alınmış.

Özetle, önce para ve maliye politikası araçlarının kullanılmasını öneren IMF, sonrasında alınabilecek diğer tedbirleri sıralıyor. Sıcak para girişlerinin en risklilerinden başlayarak, ne tür özel önlemler alınabileceği tartışılıyor. Öneriler oldukça teknik. Ülkelerin özelliklerine göre farklı uygulamalar yapıbileceği kabul ediliyor.

Asıl önemli olan şey, bu ve benzeri çalışmalar IMF için bir devrim niteliğinde. Tarihsel olarak kambiyo serbestliğinden yana olan Kurum, döviz girişlerinin sınırlandırılması konusunda uyarı ve öneri raporları yayımlamaya başladı. Sanayileşmiş ülkelerden akan döviz nehrinin yaratacağı sellerin, gelişme yolundaki ülkelerde yaratacağı tahribattan korkuyorlar.

Doğal olarak asıl dertleri, bu ülkelere yatırım yapanların zarar etmemesi.

 

http://www.imf.org/external/pubs/ft/sdn/2011/sdn1106.pdf



Yukarı