TVRadyo
İbrahim Haselçin
İbrahim Haselçin

Halka açık şirketlere uyarı

Halen yürürlükte olan Sermaye Piyasası Kanunu’nun Geçici 6’ncı maddesinde Anayasa’ya uygunluğu tartışmalı bir hüküm var. Bilindiği üzere halka açık anonim şirketlerde artık hisse senedi diye bir kâğıt parçası kalmadı. Sermayeyi temsil eden paylar Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) denilen kamusal bir kurumda isim bazında kayden takip ediliyor. Hisse senetlerinin çalınması, kaybolması, yanması, saklanması gibi problemleri ortadan kaldıran kaydi sistem hamiline yapıyı tümden devreden çıkarıp sistemi tamamen nama yazılı hale getirmiş durumda. Bu şüphesiz desteklenecek bir uygulama. Fakat hamiline sistemi tamamen devre dışı bırakması nedeniyle sermaye piyasasından yatırımcı kaçırdığı gerekçesiyle eleştirilen de bir sistem. Kaydi sistem o kadar ısrarla uygulanmak isteniyor ki şirketlerde tüm hisselerin fiziken yok edilip tamamen kaydi sisteme geçilmesi isteniyor ve kanun da bunu hedeflemiş. Başta bahsettiğimiz kanunun Geçici 6. Maddesi, halka açık şirketlerin kaydi sisteme geçmeyen hisse senetlerinin 2012 yılı sonu itibarıyla iptal olacağını düzenliyor. Aslında hisse senetleri iptal olmuyor. Merkezi Kayıt Kuruluşu’na bu yıl sonuna kadar teslim edilmeyip kaydi sisteme geçirilmeyen hisse senetleri sahibinin elinden çıkacak ve hisse senedini çıkaran şirkete intikal edecek. Hisse senedinden doğan tüm haklar ihraççı şirkete intikal edecek ve ihraççı şirket de o hisse senetlerini 3 ay içinde satıp kâr elde edecek. Böylesine güzel bir sistem öngörülmüş! Yatırımcıyı koruma görevi olan kanun, yatırımcının elindeki hisseyi alıp şirkete verdiriyor. Yıl sonu yaklaştığı için halka açık şirketler peş peşe ilanlar veriyor. “Kaydileşmeyen hisse senetlerini getirin yoksa hakkınızı kaybedeceksiniz, üstelik hakkınız bize geçecek” diye ortaklarını uyarmaya çalışıyorlar. SPK bu yanlışlığı herhalde sonradan fark etti ki Meclis’te bekleyen Sermaye Piyasası Kanunu Tasarısı’nda bu hükmü değiştirmek istiyor. Tasarıdaki hükme göre 2012 sonuna kadar kaydileşmeyen hisse senetlerinin, şu andaki adı Yatırımcıları Koruma Fonu olan, tasarı yasalaşırsa adı Yatırımcıları Tazmin Merkezi olacak kuruma devredileceği öngörülmüş. Mevcut kanuna göre insaflı sayılabilir. Yatırımcıların haklarını şirketlere değil de kamusal bir fona devrettiriyor. İşin esasına bakılırsa neden ille de kaydileşmeyen hisse senetlerine el koymak isteniyor, neden bu kadar ısrar ediliyor anlamak mümkün değil. Halka açık şirketleri buradan uyarmamız gerekiyor. Mülkiyet haklarına el konulamaz. Mülkiyet haklarında zamanaşımı olmaz. Bu nedenle her ne kadar kanun hükmü olarak hisseler kendilerine devredilecek olsa da bu payları satmasınlar, satsalar da bedelini harcamasınlar. Çünkü kanunun bu hükmü Anayasa’ya aykırı ve dava konusu olabilir. Öte yandan, asıl sorumluluk SPK’da. Madem kendi yazdıkları kanun tasarısında bu hükmün değişmesini istiyorlar, kaydileşmeyen hisse senetlerinin şirketlere intikal etmesini durdurmaları lazım. Çünkü tasarının yıl sonuna kadar yasalaşması biraz zor görünüyor. En azından bu hisse senetleri şirketlere değil de Yatırımcıları Koruma Fonu ya da Yatırımcıları Tazmin Merkezi’ne intikal etsin. Böylece kamu yararına bir iş yapılmış olur. MKK tarafından ilan edilen listede kaydileşmeyen hisse senetlerinin kupür numaraları yayınlanıyor. Bir gazeteci arkadaşımız sorsa da bunların parasal değerlerini de açıklasalar. Böylece küçük yatırımcılardan halka açık şirketlere kaç paralık bir kaynak transferi yapıldığını öğrensek.

Yukarı