TVRadyo
İbrahim Haselçin
İbrahim Haselçin

Yeni kanunun önemi

Sermaye Piyasası Kanunu Tasarısı, Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu'nda kabul edildi. Önümüzdeki günlerde Meclis Genel Kurulu'nda görüşülmesi ve kabul edilmesi bekleniyor. Temel kanun olarak genel kurulda görüşüleceği için çok hızlı bir şekilde yasalaşacağı anlaşılıyor.
Sermaye Piyasası Kanunu hakkında çok yazıldı, çok konuşuldu. Ağırlıklı olarak İMKB'nin şirketleşmesi, yeni şirketin ortaklık yapısı ve borsanın arazilerinin ne olacağı üzerinde duruldu. Ancak kanunun bunları aşan çok önemli özellikleri var. Her ne kadar kanunla getirilen yeniliklerin önemli bir kısmının SPK'nın tebliğleri ve ilke kararlarıyla zaten yürürlükte olduğu söylense de, bunların dışında da oldukça önemli hükümlerin olduğunu söylemek gerekiyor.
Kanunun yenilikleri önümüzdeki dönemde fazlasıyla tartışılacak. Kanunda hemen her maddede konuyla ilgili usul ve esasların yapılması konusunda SPK'ya tam yetki veriliyor. Özellikle bu ikincil düzenlemeler peş peşe yayınlanınca tartışmalar çok daha fazla yapılacaktır. Bu düzenlemelerden bazılarının canının çok sıkılacağını bile söylemek mümkün. Fakat bir hükmü fazlasıyla ele almakta fayda var. Bu madde belki de kanunun en önemli hükmü ve kanunun temel felsefesini de yansıtması açısından üzerinde durmayı gerektiriyor.
Kanunun 1. maddesi "Amaç" başlığını taşıyor. Kanunun amacı, sermaye piyasasının güvenilir, şeffaf, etkin, istikrarlı, adil ve rekabetçi bir ortamda işleyişinin ve gelişmesinin sağlanması, yatırımcıların hak ve menfaatlerinin korunması için sermaye piyasasının denetlenmesi ve düzenlenmesi olarak tespit edilmiş. Halen yürürlükte olan kanunun amaç hükmü benzer ifadeleri taşısa da, yeni kanunda eskisinde olmayan bir yükümlülük bulunuyor. Kanun sermaye piyasasının geliştirilmesinin sağlanması görevini de veriyor. Her ne kadar kanunun yürütülmesinden birinci derecede hükümet sorumlu olsa da, herkesin tahmin edeceği üzere piyasanın bir numaralı sorumlu kurumu SPK olacaktır.
SPK yeni kanunla önceden olduğu gibi sermaye piyasasının denetimi ve düzenlemesini yaparken sadece tasarruf sahiplerinin hak ve çıkarlarını değil, sermaye piyasasının gelişmesini de düşünmek ve dikkate almak zorunda olacaktır. Bu oldukça önemli bir misyondur. SPK'nın alacağı kararlarda bıçak sırtı bir denge izlemek gerekecektir. Öyle ki, bazı kararlar piyasanın gelişimi için elzemken, alınacak bu karar yatırımcı aleyhine olabilecektir. Ayrıca uygulamalarda yerleşmiş anlayışların değişmesi ve yeni misyona uyumunun sağlanması da hem zaman alacak hem de zor olacaktır.
Bu nedenle, söylendiği üzere yeni kanunla halka açık şirketlerin işi zor olacak, aracı kurumlar kanunla kaybeden olacak gibi iddialara nazaran işin doğrusu kanunla birlikte en büyük zorluk SPK'da olacaktır.

Yukarı