TVRadyo
Prof. Dr. Kerem Alkin
Prof. Dr. Kerem Alkin

Krizin anahtarı 'karşılıklı güven ve adalet'

Hafta sonu İstanbul'da gerçekleştirilen Istanbul World Forum, 'Adalet' temalı bir dizi panel ve oturuma ev sahipliği yaptı. Tarafımca yönetilen 'Adalet ve Ekonomi' paneline katılan Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, TÜSİAD Başkanı Ümit Boyner, İngiltere Ticaret ve Kalkınmadan Sorumlu Devlet Bakanı Lord Stephen Green ve eski Pakistan Başbakanı Şakat Aziz küresel krizin sebep olduğu ekonomik alandaki 'adalet' erozyonuna yönelik önemli tespitlerde bulundular.
Neoliberal görüşün son 160 yıldır hararetle savunduğu kâr güdüsü ve ekonomik çıkarların, kapitalist sistemin bugün ve geleceği açısından yeterli olmadığının dile getirildiği panelde, 'toplumları oluşturan bireyler arasında, bireyle şirketler arasında, toplumlar arasında karşılıklı güven ve sistemin adaletli olduğu duygusu'nun en az kâr motifi kadar önemli olduğu vurgulandı. Küresel krizin daha sıkıntılı bir 3. Faz'a geçmesinde de, krizin bir türlü atlatılamamasında da, sisteme duyulan güven ve adalet duygusundaki erozyonun etkisi göz ardı edilemez.

KALKINMANIN KALİTESİ BOZULUYOR
Küresel krizin en önemli sorun yumaklarından birisini KOBİ'lerin uğradığı mağduriyet oluşturuyor. Kredileri geri çağrılan ve Batılı ekonomilerde, gelişmiş ekonomilerde adeta kitlenme noktasına gelen bankacılık sektörü kredi kanalından en ciddi darbeyi almış olan KOBİ'ler istihdam üretme kabiliyetlerini de kaybetmiş durumdalar. KOBİ'lerin istihdam ve katma değerdeki rolünün zedelenmesi de, kalkınmanın kalitesini bozuyor.
Bu nedenle, önde gelen gelişmiş ekonomilerde, 2009'dan beri bir gelir dağılımı adaletsizliği sorunu peyda olmaya başladı. Yani, gelir dağılımı adaleti açısından örnek gösterilen ülkelerde bozulma, tersine Türkiye gibi sayısı 2'yi geçmeyecek seçkin gelişmekte olan ülkede ise belirgin bir düzelme var.

KRİZ DEMOKRASİ VE ÖZGÜRLÜKLERİ DE TEHDİT EDİYOR
Gelişmiş ekonomilerde gelir dağılımında gözlenen göreceli bozulma ve sisteme duyulan güvende oluşan kırılganlıkla artan 'adaletsizlik' duygusu, gelişmekte olan ekonomileri 'korumacılık' dürtüsüyle de tehdit ediyor. Göçmen statüsündeki çalışanlara yönelik kötü muamele, göçmen kabul etme koşullarının ağırlaştırılması ve gelişmekte olan ekonomilerden ithalatının engellenmesine yönelik tedbir arayışları, küresel ekonomiye yönelik 'adalet' beklentisini de örseliyor.
Küresel ekonominin geleceği açısından demokrasi, güven ve adalet açığı önemli bir tehdit. Türkiye'nin bu tablodan kendini sıyırabilmesi için, güvendiği kadrolar ile mikro ve makro ekonomik yapısal reformları aynen sürdürmesi gerekiyor.

Yukarı