TVRadyo
Özlem Dalga
Özlem Dalga

İş hayatında beklenti artınca depresyon geldi

Modern zamanların filozofu Alain de Botton, iş hayatında ve aşk hayatında mutlu musunuz sorusunun cevabını buldu mu? Bu soruyu geçtiğimiz hafta Management Center Türkiye'nin konuğu olarak İnsan Kaynakları zirvesine gelen ünlü yazara sorma fırsatını yakaladım. buldum. De Botton, "Bu konular benim hayatımda da problem olduğu için hakkında yazıyorum" dedi. De Botton'a göre, iş ve aşk hayatında modern dünyada geçmişe kıyasla beklentilerimiz arttığı için bu iki konuda sıkça depresyona giriyoruz. Kendisiyle sohbet etmeden önce De Botton'un geçtiğimiz hafta Lütfi Kırdar'daki konuşmasını dinledim. Ayakta dinlemeye gelenlerin 80 lira ödediği "Modern çalışma hayatının zorlukları" konuşması beni kendi çalışma hayatıma dair düşündürdü mü derseniz "Evet". Sizleri ne düşündürecek diye de kendisine sordum...
■ Modern dünyada günümüzde işin rolü nedir?
Bence eski günlerde işin rolü çok kolaydı, çalışmanın rolü çok basitti, maksat paraydı bunu hayatınızı idame ettirmek için yapıyordunuz. Özellikle üniversiteye gitmiş ve iyi bir dereceyle mezun olmuşsanız, iş sadece para kazanmaktan ibaret olunca biraz üzücü bir hale geliyor. Biraz da mutluluk, kendini gerçekleştirme ve yaratıcılık gibi beklentileriniz oluyor. İşte bu hem çalışanların hem de işverenlerin ikilemi aslında. Şirketler en iyi çalışanları işe aldıklarında sadece çok iyi para vererek bundan kurtulamıyorlar. Yani bu insanların istediği keyif aldığı, bir amacı olan şeyler yapmaları gerekiyor mutlu olmaları için. Peki, para için mi çalışıyoruz sorunuza geri dönersek eğer, anlam ve kendini gerçekleştirme, keyif için de çalışıyoruz diyebiliriz.
■ O zaman hepimiz aşkın mı peşinde koşuyoruz, nihai amacımız bu mu evlilikte, işte?
Aşkla mı evlenecek ve diğer bütün her şeyi alacak mısınız yoksa para için mi çalışacaksınız işte bunlarda kriz yaşıyor birçoğumuz. Peki, bu sorunların neden bizi depresyona sokmasına izin veriyoruz? Çünkü bundan 400 yıl önce bir çiftçiye bunu sorsaydık eğer "Bilmiyorum benim işim bu nereden bileyim ben çiftçiyim işte" der geçerdi. Yani keyif almak diye bir şey yoktu çiftçilikten, aynı şey özgürlük için de geçerli. İnsanlar artık sadece işini yapmakla kalmıyor acaba keyif alıyor muyum diye kendilerine soruyorlar. Bu talepkârlıkla bir baskı ortaya çıkıyor.
■ Mesela asker ya da temizlikçi işlerini nasıl eğlenceli hale getirebilirler?
Bir işi ilginç hale, keyifli hale getiren şey bunun önemli ve gerekli olduğu hissi. Bunun için de, yöneticilerin öncelikle çalışanlarını yaptıkları işin önemli ve gerekli olduğuna ikna etmeleri gerekiyor. Yani bu işin sokakları süpürmek, pencere tamir etmek ya da bir uçağı havalandırmak olsa bile neden önemli olduğunu hatırlatmak lazım. Yani bazen bu işi yapma nedenin aslında pencereler kirleniyor ve burası bir okul ya da bu uçak A'dan B'ye gitmeli gibi nedenlerle yaptıkları işin anlamını onlara hatırlatmak çok önemli. Çalışanların yaptıkları işin bir kurumun işlevinde rolü olduğunu bilmeleri gerekiyor.
■ Siz "az daha fazladır"a inanıyor musunuz?
İşlerini bırakan insanlar bunu daha fazla ya da daha az para yüzünden yapmıyorlar. Artık bir şey öğrenemedikleri için işlerini bırakıyorlar. Bence bir işte en çok ihtiyacımız olan şey öğrenmek. Yani kendimizi geliştirmek, insan olarak ve şirketlerin şunu anlaması gerekiyor: Eğer çalışanları sıkılıyorsa onları para ile avutamayacaklar. Onlara daha kendilerini geliştirebilecekleri ortamlar sunmaları lazım.
■ İnsanlar işyerinde eğer fazla mutluysa, verimsiz hale gelebilir mi?
Bence artık bu işyerinde korkmanın en iyi performansı sağlayacağı fikri artık bitti. Bu hiyerarşik bakış açısıydı. İnsanların eskiden sadece korkuyla çalıştırılabileceği düşünülüyordu. Patronsan onları korkutman lazım diye düşünüyorlardı. Eğer yoksa millet tembelleşir deniliyordu. Ama insanların heyecan duyması, o işle ilgilenmesi lazım. Birçok işte yani yüksek seviye iş mutsuz ve üzgün olduğunuzda yapılamayacak şeyler ve bununla ilgili yapılabilecek çok fazla şey de yok. Artık bu kölelik devrini geçtik. Yani insanları kırbaçlama dönemi bitti. Artık bunu yapamazsınız. Bu işe yaramıyor. İnsanlara neredeyse içsel denilebilecek bir motivasyon vermeniz lazım.

Yukarı