TVRadyo
Özlem Dalga
Özlem Dalga

Gerçekten emin ellerde olduğumuzu düşünüyorum

Geçtiğimiz hafta olağanüstü PPK öncesinde Denizbank'ta Yönetim Katı'nda Hakan Ateş ile sohbet ediyoruz. Ateş'le söze www.riskandcorporategovernanceclub.com sitesi için kurumsal yönetim ile ilgili Denizbank ve Dexia yönetim kurulundaki tecrübesinden başladık. Ateş, durgunluk endişelerinin arttığı bu günlerde kurumsal yönetimin nasıl ön plana çıktığını anlattı. Sitenin direktörü Fransız Pascal, ve Bloomberg prodüktörü Josh Bassett kırık Türkçeleri ile Hakan Ateş ile konuşmaları bizim için keyifli olsa da aslında Türkiye'nin ekonomik değişiminin de en iyi göstergesi oldu. 10 yıl önce bir Fransız bir İngiliz Türk Banka Genel Müdürü ile bu genel müdür Dexia İcra Kurulu üyesi olsa bile Türkçe konuşmayı tercih edecek deseler inanmazdım. Gündeme dair sorularımı da yanıtlayan Ateş, 'Amerika'dan ve kıta Avrupa'sından gelecek her kötü haberde bu tür komitelerden iyi haber çıkacak, MB'sı önceden tedbir olsun diye daraltılmış politikaları tersine çevirecek' öngörüsünde bulundu. İşte Denizbank Genel Müdürü Ateş'ten değerlendirmeler....

■ İkinci dip endişeleri artarken Merkez'in politikalarını nasıl değerlendiriyorsunuz, ne olmalı?

Buradan anladığım şey benim, bir ekonomi ünitesinin başında bir kişi olarak, gerçekten emin ellerdeyiz. Hepimizce malum, bir kere dünyada ağır bir kriz ortamı var. İkinci dip konuşulmaya maalesef yine başlandı. Yani bunu hiç telaffuz etmemiştik ama ediliyor artık ve böyle bir ortamda her şeyin ülkemize günlük gülistanlık olmasını beklemek ham hayal olur, böyle bir şey yok. Şimdi hal böyleyse geleceğe doğru Türkiye'nin tedbirlerini önceden alması ülkemizin lehinedir.. En ağır maliyeti bankalar ödedi ve hala ödüyor. Bankalar birçok konuda aracılık maliyeti ve özellikle munzam karşılıklar, onlara verilen faizlerin sıfırlanması gibi bir takım konvansiyonel olmayan, konvasyinonel olan faiz, konvansiyonel olmayan bu yeni tedbirlerle bir deneme yanılma evresi geçirdi ve şu anda öncü göstergelere baktığımızda üçüncü çeyreğe gireceğimiz sıralarda gerçekten cari açığın stabilize olduğunu, kapasite kullanım oranlarının düştüğünü sanayi üretiminin düştüğünü, sanayi üretiminin nispeten başını aşağıya indirdiğini, güven endekslerinin biraz aşağı doğru gittiğini, dolayısıyla ekonomide çok yoğun üretim iştahının olmadığını ve azaldığını en azından görüyoruz. MB politikaları etkili oldu. Sayın Erdem Başçı'nın da ifade ettiği gibi Amerika'dan ve kıta Avrupa'sından gelecek her kötü haberde bu tür komitelerden iyi haber çıkacak.

■ İç talep tamamen kontrol altına alındı mı? Krediler ne gösteriyor?

İç talebin tamamen kontrol altına alınması eğer bankalardaki kredi büyümesini %3 düzeyinde kullanacağı anlamına geliyorsa bu doğru. Bir tek kurdan dolayı, bizim döviz
kredilerimiz de var biliyorsunuz, onlar kur nedeniyle yüzde itibariyle geçen yıla oranla daha büyük. Bir soğuma var. Hızı kesildi, bunu yıl sonuna kadar göreceğiz fakat Türkiye yine de yüzde 5.5'lerin üzerinde büyüyecek. Düşük enflasyon ve büyüme ve de işsizlik azaldı biliyorsunuz. Bundan daha güzel göstergeler olamaz.

■ Kredi büyümesi yüzde 25'ten kaça çekilir gelecek yıl?

Daha da geriye anlamında açıkçası bir şey beklemiyorum çünkü bakınız faizler yüzde 10'lar mertebesinde. Yani krediyle mevduatı şöyle bir paçalladığınız zaman diyelim ki kredilerde 12-13 ki dövizi de üstüne koyup üstüne bir de yüzde 5-6'lık faizi de koyduğunuz zaman 18-19. Zaten banka bilançoları otomatikman bir şey yapmasınız da yüzde 10-12 yüzde 7 enflasyon var. Getiriyor sizi yüzde 19'a. Yani siz otomatik verdiğiniz ödediğiniz aldığınız faiz farkı kadar büyümek ve de enflasyon üstünde bir reel büyümeyi sağlamak için otomatikman zaten bu dediğim yüzde 18-19 rakamlarının üzerine çıkacaksınız ki bankacılık sisteminiz büyüsün. Onun için ben daha da geriye düşürmesini beklemiyorum.

■ MB TL daha fazla değer kaybetmesin diyor ama TL de değer kaybediyor?

Bu kanaatimce dış kaynaklı bir olay. Şu anda işte Amerika 150 kere galiba tarihte bu borç tavanını artırmış ama hiç kimsenin haberi yoktu bu işten bu açıklıkla şimdi Demokratlarla Cumhuriyetçiler arasındaki kavga bunun böyle bütün çıplaklığıyla ortaya çıkması yol açtı ve Amerika'nın imajı, karizması çizildi. Hal böyle olunca yatırımcı güveni de sarsılıyor. Kıta Avrupa'sına bakıyorsunuz Yunanistan'ı kurtarırım dedi Almanya başka da kimseye dokunmam dedi. Peki öbürlerinin durumu ne olacak? Şimdi herkes şöyle bir beklenti içinde: Ey Almanya, kıta Avrupa'sının devi, büyüme motoru, sen bütün Avrupa'nın arkasına geç. Ve Fransa. Sen bunu garanti et.

■ Siz aynı zamanda Dexia İcra Kurulu üyesisiniz. Avrupa bankaları işçi çıkarmaya başladı, bu bize yansır mı ne dersiniz?

Valla Türkiye'de de duyduk biliyorsunuz o haberleri biz alıyoruz ama, şube açıyoruz ve istihdama devam ediyoruz. Şu anda ben de bir belirsizlik içindeyim. Yani onların vereceği kararlar gerçekten çok belirleyici. Mesela İtalya ve İspanya şu anda topun ağzında gibi görünüyor. Ya bir şey olursa bu ülkelere? Herkes olmaz diyor. Ama olduğu noktada ben size bir tek rakam vereceğim. Bugün İtalya'nın kamu borçlanması 1.6 trilyon dolar. Bunu Merkel de gelse halledemez gibi bir korkum var. Maalesef bu tür dönemler, dünyada da geçiş dönemleri her zaman sıkıntılı olur. Başlar ayak olur, ayaklar baş olur. Bir anda ülkeler devriliverir, şirketler devriliverir, o nedenle işte bu kurumsal yönetimle başlamıştık sözümüze risk yönetimi hakikaten olmazsa olmaz bir önem arz eder. Herkes riskini iyi ölçüp biçecek.

 

Bütün hane halkının cebinde veya hesabında dolar var

■ Dövizde yön ne olacak bu tabloda?

İkinci yarıda ben oturmuş olacağını düşünüyorum. Yıl sonuna gittiğimizde TL'nin hani dışarıdaki bu çalkantıyı bir yana bırakacak olursak diyeceğim ama bırakamıyoruz tabii, Türkiye'nin ihracatındaki büyümenin artarak devam edeceği kanaatindeyim çünkü alternatifli bir ülke Türkiye. %10'un üzerinde artırıyor her sene. Sadece geçen ay ilan edilen TİM tarafından %20'nin üzerinde yanılmıyorsam bir artış oldu. İthalatını da dengeye koydu. Kamu sektörüne baktığınızda dövizle ilgili hiçbir problemi yok. Bankalar olarak bizim
pozisyonlarımız flat, yani bir pozisyon yok. Halk kamuoyuna bakınca dövizde long'lar. Yani döviz borcu olmayan bütün hanehalkının cebinde veya banka hesabında dolar var. Böyle bir ülkede döviz üzerine bu kadar baskıyı anlamakta zorluk çekiyorum ve ben buralarda karar kılacağını düşünüyorum. TL faizleri de yüksek. Dolayısıyla o onu yakalayacak zaten. Yani bu 1.70'ler ve onun biraz altlarındaki seviyelerin yılın geri kalan bölümünde korunması bana daha akla yatkın geliyor. Sepetin ben 2.10'lara taşmayacağını, 2.05'in altında yılı tamamlayacağını düşünüyorum.

BU YAZIYA YORUM YAZ
 
11 Ağustos 2011 Perşembe, 10:45 Misafir bedel ödeyen bankalar mı oldu ? komiksiniz ya
Yukarı