TVRadyo
Cüneyt Başaran
Cüneyt Başaran

TCMB ne dedi? Ya da ne demedi?

Günün en önemli iki olayı; içeride Merkez Bankası'nın eylem planı, dışarıda Avrupalı Liderlerin zirvesi olmak üzere gündeme damgasını vuracak gözüküyor. Bunlardan ilki merakla beklenen Merkez Bankası Enflasyon Raporu ve arkasından da 5 maddelik TL eylem planını açıkladı.

Enflasyon Raporu  ve eylem planı öncesinde akıllarda bazı sorular vardı:

1- TCMB politka faizini resmen yükseltecek mi?

2- Borç verme koridoru Merkez Bankası'nın yeni referans, belirleyici faiz silahı mı olacaktı?

3- Dolar/TL 'nin seviyesi konusunda Merkez Bankası ne düşünmekte ? Döviz satım ihaleleri ve müdahalelere devam edecek mi?

4- 2011 Enflasyon tahminini revize edecek mi? 2012'de enflasyon beklentisi nedir?

Bunlar ilk akla gelen sorulardı. Merkez Bankası bunların bir ksımına cevep verirken, bazı sorular yanıtsız kaldı ya da cevabı tam anlamı ile netleşmedi.

Merkez Bankası: "Faizleri artırdık"

Bu açıklama ile  Başkan Başçı aslında en çok merak edilen soruyu cevaplamış oldu. Son yapılan gecelik borç verme penceresinin, %9'dan %12.5'e yükseltilmesiyle yapılan operasyonun bir faiz artırımı olduğunu belirtti.

Diğer netlik kazanan cevaplardan biri de, Merkez Bankası'nın kur konusunda ne kadar ciddi olduğuydu. Başkan Başcı; 'Eğer kura müdahale etmeseydik Dolar/TL'de 2  seviyeleri de mümkün olurdu. Bu da, yıl sonu enflasyonunu % 10 seviyesinin üstüne çıkarırdı' dedi.

Buradan çıkaracağımız anlam, TCMB'nin kurun seviyesinde hassas olduğu. 2yıl boyunca döviz satım ihalaleri ile topladığı 26 milyar doların 8.5 milyar dolarını 1 ayda  satan TCMB, "gerekirse hepsini satarım" diyerek kurun seviyesi konusunda düşüncesini oraya koymuş oldu.

Bundan sonra politika faizinin önemi kaldı mı?

İşte en fazla merak edilen sorulardan biri de buydu. % 5.75 seviyesinde olan politika faizini sabit bırakıp, faiz koridorunun %5-%12.5 arasında tutan TCMB ne yapmaya çalışıyordu?

Başçı, TCMB'nin bundan sonra faiz koridoru ile piyasaları kontrol etmeye çalışacağını söyledi. Merkez, bu koridor ile oynayarak ve API 'den %5.75'den verdiği haftalık parayı azaltıp artırarak, faiz seviyesini, dolayısı ile kurun seviyesini belirlemeye çalışacak.

Peki TCMB ne demedi?

TCMB eğer 3 Kasım'dan sonra işler Avrupa'da işler yoluna girer gibi olur ve kur 1.70'lere gerilerse, Merkez Bankası faiz koridorunu üst bandını tekrar aşağıya çeker mi?

Politika faizini değiştirmemiş ve % 5.75'de tutmuş olan, ancak para piyasalarında bankalararası piyasada % 12.50 orana yeşil ışık yakan TCMB, bu oranın piyasalarda sürmesine ne kadar izin verecek?

İşte aslında piyasanın, traderların hâlâ cözemediği soru bu.

Piyasa der ki; biz her türlü faiz ortamına kısa sürede adapte oluruz. Ancak yılın basında 'sıkılaştırıcı', ortasında 'genişleyici', sonunda tekrar 'sıkılaştırıcı' olan TCMB'nin hızına yetişemiyoruz. Dolayısı ile ne kredi faizi, ne de uzun vadeli tahvil piyasasında fiyatlama yapabiliyoruz.

 

 

BU YAZIYA YORUM YAZ
 
28 Ekim 2011 Cuma, 09:36 Misafir merkez bakaları balonlarla uğraşmasın. hatta klasik merkez bankacılığı yapıp enflasyonla bile birinci dereceden ilgilenmesin. merkez bankaları ödünç veren açısından da ödünç alan açısından da faizin enflasyonun üzerinde ama sermayenin marjinal verimliliğinin altında belirlenmesini sağlasın. öyle ki ne yerleşik para dışarıda getiri arasın, ne de firmalar daha ucuz faizlerle yabancı para cinsinden kredi almaya yeltensinler. patlayn balonların vatandaştaki yaralarını (olursa) sarmak sosyal devletin işi olsun. yoksa konut arzı fazlasından patlayan balon sonucu evsiz kalma abukluğu mb nin işi değil
28 Ekim 2011 Cuma, 09:11 Misafir merkez bankalarının faiz arttırımıyla verdikleri zarardan daha büyük bir fayda sağlayabilecekleri varsayımını çok itici buluyorum. bana filmlerdeki ucubeler yaratan çılgın doktorları andırıyorlar. herkes şunu bir kere anlasın, eğer fed 2007 de kısa vadeli faizleri uzun vadeli faizlerin dahi üstüne çıkararak piyasayı boğmasaydı 2008 krizi yaşanmayacak, veya enflasyon ortaya çıkacak ve varlık balonunun şişkinliği enflasyon ile mass edilerek banka batıkları, iflaslar ve işsizlik ortaya çıkmayacaktı. asıl zararlı olanlar balonlar değil, para basma tekelini elinde tuttuğu halde gerekeni yapmayanlar
28 Ekim 2011 Cuma, 08:57 Misafir merkez bankası başkanı varlık balonlarından ve merkez bankasının bunları engelleme görevinden bahsetti.şayet merkez bankası bir varlığın değerini piyasadan daha doğru(!) hesaplayabiliyorsa piyasaya artık gerek yok, merkez hesaplasın, hükümet de bu fiyatları zorunlu kılsın... olur mu böyle şey yahu? merkezin doğru (halk yararına uygun) hesaplaması gereken tek şey, zorunlu olarak basımını tekelinde bulundurduğu paranın fiyatı olan faizdir. onun da mümkün olan en düşük düzeyde (sermayenin marjinal verimi ile enflasyon oranı arasında) tutulması, para basma tekelinden dolayı bence ahlaki bir ödev
Yukarı