TVRadyo
Cüneyt Başaran
Cüneyt Başaran

Adalet mülkün temelidir

Zor bir yılı geride bırakıyoruz. Aslında sene başında 2013'ten bu denli bir "zorluk" beklemiyorduk. Hafızalarımızı tazelemek adına senenin başlarına gidecek olursak ortaya şöyle bir Türkiye resmi çıkıyor:

-Fitch'in "yatırım yapılabilir ülke" notunu cebine koymuş, Moody's'den de kısa süre sonra alacak...

-Hızla büyüyen ve 2012'de cari açığın bir numaralı sorumlusu ilan edilen kredi hacmini kontrol adına önemli tedbirler almış, dolayısı ile 2013'e ayakları daha sağlam basan...

-Küresel ortamdaki bol likidite ve düşük faizden de yararlanarak Kanal İstanbul'dan, 3. Havalimanına kadar pek çok dev proje ve ihale çalışmasına girişen...

 -Yine yılın ilk 4 ayında geçen seneki 25 milyar $'lık (hisse senedi ve tahvil) sermaye akışının üzerine toplam 7 - 8 milyar $ daha para çekmeyi başarmış bir Türkiye ekonomisi, 2013'ün ilk aylarında pozitif sinyaller veriyordu.

-Tılsımı FED bozdu!

Yukarıda bahsettiğimiz 2013'ün ilk 4 ayının parlayan ekonomisinin fabrika ayarlarını önce FED bozdu.

FED Mayıs 2013'de ilk defa tapering, yani tahvil alım programının azaltımından -o tarihten ancak 7 ay sonra başlayabilmesine rağmen- bahsedince, Türkiye dahil birçok gelişmekte olan ülkenin havası söndü. Yaz ayları boyunca gelişmekte olan ülkelerde ciddi bir türbülans yaşandı. Kimilerine göre bu durum "varlık fiyatlarının yeniden fiyatlandırılması" idi. Yine kimilerine göre  FED'in "tapering"e başlaması hiç kolay olmayacaktı ve piyasa boşuna panikliyordu.

Kimileri aslında yanılıyordu. FED geç de olsa tapering'e başlayacak ve gelişen ülke varlıklarındaki kayıplar "yeniden değerlemenin" çok üstünde olacaktı.

-Gezi Olayları ve 17 Aralık Operasyonları

Bu süreç içinde gelişmekte olan ülkeler sadece FED'in tapering'i ile boğuşmadı. Örneğin Tayland, iç siyasette politik skandallar sebebiyle hükümetin ciddi irtifa kaybetmesi, Ukrayna, AB ile Rusya arasında sıkışan dış politikası ve akabindeki sosyal patlamalar ile uğraşmak durumunda kaldı.

Ukrayna vatandaşları başbakanlarının dış politikadaki tercihlerini halkın fikirleri sorulmadan yapması ile sokaklara döküldü. Bir başka örnek Brezilya'dan. 2014 Dünya Kupası için milyarlarca dolar yatırım yapan Brezilya hükümeti bu yaz vatandaşları tarafından sokaklarda şiddetle protesto edildi. Sebep? görünen tarafı ile; otobüs biletlerine yapılan zam! Bölgeyi iyi tanıyan ekonomist/sosyal bilimcilerin açıklamaları ise oldukça net; gelir dağılımındaki uçurum ve hükümette ayyuka çıkan yolsuzluk iddiaları halkın sabrını zorlayarak sokak protestolarına kadar götürdü.

Bu örnekleri çoğaltabiliriz ancak derdimi anlatabildiğimi düşünerek uzatmayacağım. Türkiye için de 2013'ün ikinci yarısı oldukça hareketli geçti. Önce Gezi Parkı arkasından da 17 Aralık operasyonları ülke tarihinin çok uzun süredir görmediği operasyonlar olarak tarihe geçmekle kalmadı, finans piyasalarının da dengelerini yerinden oynattı.

Ancak yukarıda örneklerle açıkladığım gibi, "hikaye" bize özgü veya özel değil. FED sonrası, gelişmekte olan ülkeler için hayatın zor olacağı belliydi. Bunu sadece "varlık fiyatlarının bir parça aşağıya gelmesinden ibaret" olduğunu düşünenler şu an yanılmış olduklarını düşünebilirler. Resme geniş açı ile bakanlar ise parçaları doğru yere koyunca daha iyi analiz yapacaklardır.

-Sermaye ne istiyor?

İngiltere'nin Avrupa Parlamentosu üyesi Milletvekili Daniel Hannah yakın zamanda "How We Invented Freedom and Why It Matters" (Özgürlüğü Nasıl İcad Ettik ve Neden Önemli? ) isimli bir kitap kaleme aldı.

Hannah kitabında, 4-5 yıl önce çöküşe geçtiği düşünülen İngiliz ekonomisinin bugün gösterdiği mucizevi dönüşün, Amerikalıların ve İngilizlerin ait olduğu  Anglo Sakson kültürünün etkisinden kaynaklandığını düşünüyor.

Kitabın bence en can alıcı yerlerinden bir tanesinde kullanılan ifadelerle izah etmek gerekirse:
"Kabul edildiği her yerde ve uygulayan herkes için, hukukun sağladığı özgürlük, insanlara ekonomik refah getirdi. Ve hukuku kontrol etmeye çalışmaktansa, hukuka bağlı çalışmayı seçen hükümetler sayesinde, adalet mülkün temeli oldu."

Sonuç:

1- Olayları genel konjönktürden bağımsız ve rasyonellikten uzak ele aldığımız sürece işler istediğimiz gibi gitmeyecektir.

2- Hayat aslında tahmin etmediğimiz kadar yalın ve adil.

 

BU YAZIYA YORUM YAZ
 
03 Ocak 2014 Cuma, 09:30 Misafir yoruma ek olarak. dünyanın dümenindeki güçlü ülkelerin yaptığı hukusuzluklar otorite bizim gibi bırakın dümeni gemiye binmeye çalışanlar yaptığındaysa diktatörlük...hayat adil değilki.
01 Ocak 2014 Çarşamba, 22:00 Misafir ekonomin güçlü ise,ülke insanlarının birçoğu refah içinde ise hukuk ve demokrasi kendiliğinden gelir.
Yukarı