TVRadyo
Cüneyt Başaran
Cüneyt Başaran

İMKB, faiz ve risk primlerindeki yükselişi ne kadar fiyatlıyor?

Geçtiğimiz 2 yıl içinde gelişmekte olan ülke (EM) fiyatlarında enteresan seviyeler gözlemlendi. Bu ülkelerin risk primleri, Avrupa’nın birçok büyük ülkesinden daha düşük seyrederken, hisse senetlerinde de EM ülkelerinin çok daha iyi performans gösterdiğini gördük. Bu bizi artık şaşırtmıyor. Bizi ilgilendiren ve şaşırtan ise Türkiye’de aynı anda risk primlerinin, (CDS) faizlerin ve İMKB'nin farklı fiyatlama yapıyor olması.

Grafikte de görüleceği gibi 2010 yılı boyunca Türkiye’nin CDS oranları L+250'lerden L+120 lara kadar geriledi. Yani Türkiye'nin batma (default) riskini almak istemeyen bir yatırımcının ödeyeceği prim, yıllık Libor + % 2,5 iken, 2010 Kasım ayında bu maliyet Libor + % 1,2'ye kadar geriledi. Bu yabancı yatırımcıların Türkiye’ye olan güveninin bir göstergesi. Karşılaştırma olması açısından aynı tarihlerde İtalya 5 yıllık CDS fiyatı L + 190, İspanya L + 260 seviyelerindeydi.  

Yine aynı dönemde içeride faizlerin hızlı bir şekilde aşağıya geldiğini gördük. 2 yıllık gösterge tahvil faizi % 10'lardan % 7 seviyesine kadar geriledi. Faizlerdeki bu hızlı aşağıya kayış da Türkiye’ye olan ilginin artığının bir başka göstergesi. İMKB cephesine baktığımızda da CDS ve faizlerdeki iyileşmenin bir sonucu olarak İMKB 100 endeksi, 2010 yılı içinde % 25 primle, 53,000 seviyesinden başladığı yılı 67,000 seviyesinden kapattı.
 
Buraya kadar anlattıklarımızda şaşırtıcı olan bir şey yok. Ancak grafikte çerçeve içine aldığımız bölüm, yani son 15 gündür Türkiye’nin risk primlerinde yükseliş devam etmesine (L+170) ve gösterge tahvil faizi hala % 8,30 seviyelerinde olmasına rağmen endeksin farklı davranarak % 5'e yakın bir yükselişle 66,000 seviyesine yaklaştığını görüyoruz.

Sonuçta şirket kazançlarının ve faiz oranlarının türevi olarak ortaya çıkan hisse senetleri fiyatlarında bu hareketlilik dikkat çekici. Aklıma gelen açıklamalardan biri ise www.bloomberght.com sitesinde ilgi ile izlenen anketlerden birinde yatıyor. Anket sonucuna göre, % 70'e yakın katılımcı 2010 yılı içinde Türkiye’nin ülke notunun artırılacağı beklentisi içinde.

Tabii bu noktada şu soru da sorulabilir. Tahvil, CDS ya da TL piyasasındaki yatırımcılar bu ihtimali göremiyor da, sadece İMKB yatırımcıları mı fiyatlıyor?


 

BU YAZIYA YORUM YAZ
 
19 Şubat 2011 Cumartesi, 22:10 Misafir yazılar faydalı.fakat bazı anlmalar parantez içinde anlatılabilirmi örn.zorunlu karşılı libor risk primi nedir.
19 Şubat 2011 Cumartesi, 17:59 Misafir başta diğer ekonomi kanalı (...-e) yorumları olmak üzere imkb pompalanıyor. bu durumda risk ve faiz primlerini kim fiyatlayacak...
19 Şubat 2011 Cumartesi, 16:00 Misafir sanırım yatırımcı iyimserliği fiyatlıyor, gerçeklerle karşılaşıp bunu idrak ettiğinde fiyatlar ani bir geri çekilme yaşayacaktır.
Yukarı