TVRadyo
Emre  Alkin
Emre Alkin

Türkiye para ligi hayal değil (mi?)

Hatırlarsanız hafta başında sizlerle UEFA Kriterlerini paylaşmış ve Türk Futbolu'nun şeffaflığa adım atması için önemli bir şansı yakaladığından bahsetmiştik. Tabii, bunun şans olarak değerlendirilebilmesi için ilk önce Türk Futbolu'nun önde gelen isimlerinin bu konuyu olumlu olarak değerlendirmesi gerekir.

Deloitte'un her yıl bu zamanlarda açıkladığı "Football Money League" spor ekonomisi üzerine araştırma yapanların yakından takip ettiği önemli bir çalışma. Dünyada futbol üzerine yapılmış kapsamlı tek çalışma desek yanlış olmaz. Ben de "acaba böyle bir çalışma Türkiye'de de yapılabilir mi?" sorusunun cevabını bulmak için, Deloitte Türkiye'nin bu konudaki en yetkin ismi Sn. Burç SEVEN ile bir söyleşi yaptım. Aynı zamanda iyi bir iktisatçı olan Sn. SEVEN'le yaptığımız söyleşiden bir parçayı sizinle paylaşıyorum:

E.A- Futbol Ekonomisi konusunda Deloitte’un tartışılmayacak bir liderliği söz konusu. Deloitte Türkiye’nin bu konudaki en tepe yöneticisi olarak Avrupa ve Türk futbolu arasındaki farkı ekonomik açıdan nasıl yorumluyorsunuz? Türkiye’nin Avrupalılara karşı bazı üstünlükleri bulunuyor mu?

B.S.- Türk futbolu maalesef henüz Avrupa futboluna kıyasla, futbola olan ilgiyi paraya tahvil etme konusunda başarılı bir noktaya ulaşmış durumda değil. Bunun en büyük sebebinin ligimizin uluslararası arenadaki değerinin henüz istenen seviyelere gelmemiş olması, ayrıca Türk futbol kulüplerinin uluslararası taraftar sayılarının Avrupa’daki futbol anlamında büyük ülkelerin kulüplerine kıyasla oldukça az sayıda olması diye düşünüyorum. Bugün baktığımızda yayın gelirlerinin payları Avrupa’nın büyük kulüplerinde %40’ların üzerindeyken, Türkiye’de bu oran yaklaşık %25’ler seviyelerinde kalmaktadır. Ayrıca Avrupa kupalarındaki başarıların ekonomik açıdan Avrupa kulüplerine olan ciddi olumlu etkilerini de mutlaka iyi irdelemek gerekiyor.

E.A- Türk Spor Kulüplerinin gelirleri nelerdir ve en çok nerelere para harcıyorlar?

B.S.- Türk Futbol Kulüplerinin ana gelir kalemleri aşağıdaki gibidir:

- Maçgünü gelirleri (maç bileti, loca, kombine kart)

- Yayın gelirleri

- Ticari ürün gelirleri

- Reklam ve sponsorluk gelirleri

Ana harcama kalemlerine baktığımızda ise tablo şu şekilde karşımıza çıkıyor:

- Transfer ücretleri

- Oyuncu ve teknik kadro ücretleri (transfer hariç)

- Altyapı harcamaları

- Tesisleşme harcamaları



E.A.- Deloitte İngiltere’nin hazırladığı “Football Money League” gibi Türk Futbolu ile ilgili bir araştırma yapmayı planlıyor musunuz? Böyle bir çalışma için gereken şeffaflığı sağlamak mümkün mü?


B.S.- Aslında birkaç yıldır buna benzer bir çalışmayı Türkiye’de de yapabilmek için fizibilite çalışmaları yapmaktayız. Ancak verilerin tüm kulüplerden eşit ve şeffaf bir şekilde temin edilebilmesinin çok kolay olmadığını düşünüyoruz. Deloitte İngiltere ofisinin bile Avrupa’da bazı kulüplerden bilgileri sağlıklı olarak alamadığı zamanlar olabiliyor. Bu çalışmanın yapılabilmesi için herkesin bu çalışmaya inanması ve sonuna kadar destek vermesi gerektiğini düşünüyorum.

E.A.- TFF Profesyonel Liglerindeki takımların borçluluğu söylendiği kadar ürkütücü boyutlarda mı? Bu çerçevede yatırımcıların Türk futbol kulüplerine nasıl yaklaşmaları gerekir?

B.S.- Maalesef gerek Avrupa’da, gerekse Türkiye’de futbol kulüplerinin gelirleri giderlerini karşılamakta oldukça zorlanıyor. Bu gerçek, kulüplerin giderlerini karşılayabilmek için sürekli olarak borçlanmalarına neden oluyor. Bu durumun istisnası olan bazı kulüpler de yok değil. Kulüpler yüksek borç/özkaynak oranı ile faaliyetlerine devam ettiklerinden bu bir risk teşkil ediyor haliyle. UEFA’nın yürürlüğe koyacağı 'Financial Fair Play' ile futbol kulüplerinin giderleri gelirlerini aşamayacak, böylece borçlanma seviyeleri zaman içerisinde makul     seviyelere inecek diye düşünüyorum. Türkiye’deki halka açıklık yapısına baktığımızda Beşiktaş haricindeki kulüplerin halka açık şirketleri sadece gelirleri barındırdığından yatırımcılar açısından oldukça cazip bir yapı sunarken, bu yapının kulüplere getirdiği yük nedeniyle her üç kulübümüz de bu yapının değişmesi için düğmeye basmış durumda, hatta Galatasaray işlemleri tamamladı bildiğiniz gibi.

E.A- Türkiye’de spor kulüplerinin şirket olmadan dernek hüviyeti ile büyümeleri ve ticari anlam kazanabilmeleri mümkün mü? Dünyada trend ne taraf doğru gidiyor?

B.S.-Dünya’da bu konudaki trend şirketleşme yönünde. Kulüplerin bünyesinde yer alan spor dallarına göre şirketler karşımıza çıkıyor. Türkiye’de derneklerin Dernekler Kanunu'na tabi olmasının bazı konularda engel yarattığını düşünüyorum. Yeni TTK ile birlikte şirket statüsünde olan her türlü işletmenin daha bir kurumsal olabileceğini ve daha bir disipline altına alınacağını düşünüyorum. Bu yapı yatırımcılar açısından da kurumları daha cazip hale getirecektir.

E.A.- Zor bir soru olacak ama, TFF Spor Toto Süper Liginin değerini hesaplayabiliyor musunuz? Bu çerçevede naklen yayın ihalesinde çıkan sonucu nasıl karşılıyorsunuz?

B.S.- Deloitte olarak TFF Spor Toto Süper Ligi'nin değeri ile ilgili bir çalışmamız olmadı. Naklen yayın ihalesinde çıkan sonuçla ilgili olarak da, piyasa bu parayı verdiğine göre değer bu seviyelere çıkmış demek ki diye yorumluyorum ben.

E.A.- Deloitte Türkiye’nin spor ile ilgili projeleri nelerdir? Bize biraz sır verebilir misiniz?

B.S.- Biz Deloitte olarak yukarıda sizin de sorularınızdan birinde yer aldığı üzere Türkiye için bir para ligi çalışması yapmayı çok istiyoruz. Ayrıca bu konudaki uzmanlığımızı kullanabileceğimiz projelerde de yer almayı her zaman düşünebiliriz.

BU YAZIYA YORUM YAZ
 
25 Şubat 2011 Cuma, 12:43 Misafir futbolu sevmiyorum ama sayenizde okumaya başladım. bloomberght 1 numara oldu
Yukarı