TVRadyo
Eren Sağır
Eren Sağır

İskoçya Referandumu

18 Eylül’deki İskoçya bağımsızlık referandumu öncesindeki son haftaya girilirken hem İngiltere’de, hem de küresel piyasalarda sandıktan  “ya evet çıkarsa” korkusu iyiden iyice hissedilmeye ve piyasalara yansımaya başladı.

Referandum anketlerinin bir tanesi hariç hepsi İskoçların çoğunluğunun Birleşik Kırallık’tan ayrılmamayı tercih edeceğini gösterse de, seçim tarihi yaklaştıkça “evet” ve “hayır” oyları arasındaki farkın kapanması, kararsız olan seçmenlerin oranı da göz önüne alındığında, İngiltere’de ciddi bir tedirginlik oluşmasına yol açtı. ScotCen araştırma şirketinin altı farklı anketin ortalamalarından farklı zamanlarda derlediği aşağıdaki grafikten son bir yılda oy farkının bağımsızlık lehine kapanmakta olduğunu görüyoruz.

 

Son haftalarda iyiden iyiye artan bu oy trendlerinin yol açtığı belirsizlik İngiliz poundunun belirgin bir şekilde değer kaybetmesine yol açtı. Eylül başında 1.66 olan pound, dokuz gün içinde %3.13 değer kaybederek dolar karşısında 1.60’lara kadar geriledi. Eğer 307 yıllık ortaklık haftaya da bozulmaz, referandumdan hayır çıkarsa poundun tekrar 1.66’lara sıçraması sürpriz olmaz. Ancak aksi bir sonuçta ekonomisinin %10’una yakınını bir akşamda kaybedecek Birleşik Krallık’ın para birimindeki değer kaybından daha önemli sosyal, politik ve ekonomik tartışma konularının olacağı da aşikar.

 

-Referandumun Tarafları

Britanya birliğinin devam etmesi için oldukça geniş bir koalisyon kararlı bir kampanya yürütüyor. İktidardaki Muhafazakarlar ve Liberaller, ana muhalefet İşçi Partisi ile beraber İskoçya’nın ayrılmaması için yoğun mesai harcıyorlar.  Hatta son haftaya girilirken en popüler üç partinin liderleri programlarını iptal edip İskoç seçmenlerini bağımsızlığa “hayır” oyu vermeleri için ikna etmeye çalışıyorlar. Her grubun da kendine göre sebepleri var. İktidar kanadı daha çok ülkenin ekonomik gücünün zayıflamasından, ve mayıs ayındaki genel seçimlerden önce bu ayrılığın sorumlusu olarak görülmekten endişe ederken, sol kanat genel seçimlerdeki en güçlü olduğu bölgelerden birisinin ülkeden ayrılmasını istemiyor. Öyle ki, yıllardır ortalarda görülmeyen İskoç kökenli eski başbakan Gordon Brown bile meydanlara inerek seçmenleri “hayır” oyu vermeye ikna etmeye çalışıyor. Bu geniş koalisyonun ortak söylemi ülkenin beraber kalırsa daha güçlü olacağı ve finansal krizlere karşı daha dirençli olacağı. Ayrıca bağımsızlık durumda İskoçya ile aynı para birimini kullanmak istemediklerini söyleyip, aynı anda da dünyanın en pahalı finansal kurtarmalarından birisi olan Royal Bank of Scotland’ın borçlarını gündeme getirerek aba altından İskoçlara sopa gösteriyorlar.

Bu geniş koalisyonun karşısında ise Alex Salmond’ın liderliğini yaptığı  Milli İskoç Partisi ve İskoçya halkı var. “Evet”çilerin en büyük avantajları referandum yasasındaki değişiklikler. Oy verme yaşı 16’ya kadar düştü ve İskoçya dışında ikamet eden İskoçların oy verme hakkı yok. Ki ülke genelinde işssizlik %6.4’e gerileşmiş, büyüme %3.2 ile G-7 rekoru kırarken , oy farkının bu kadar kapanmasının altındaki belki de bir numaralı sebep oy dengesini etkileyecek referanduma özgü bu farklar. Ayrıca evetçilerin milliyetçi İskoç söylemleriyle yetinmediklerini görüyoruz. İskandinav tarzı  “yeşil ekonomi”, İngiliz nükleer santrallerinden kurtulmak gibi vaatlerle de gençleri etkilemede başarılı oldukları anket sonuçlarında görülüyor.

-Sonuç ne olur?

Kesin sonucu şimdiden kestirmek kolay olmasa da, sonuçların yakın çıkacağını ve ‘evet’ çıkmasının daha zor göründüğünü söyleyebiliriz. Telefonun, televizyonun, penisilinin ve modern ekonominin kaşifleri olarak dünyadan kredi bekleyen İskoçların yüzyıllar süren bağımsızlık girişimlerinin sonucu ne olur bilinmez ancak gayda seslerinin küresel finansal piyasalarda en az bir hafta daha yankılanmaya devam edeceği kesin. Üstelik sadece pound ve İngiliz sermaye piyasaları değil, olası bir ayrılığın Katalanlara verebileceği bağımsızlık motivasyonunun bile İspanyol tahvillerinde fiyatlandığını şimdiden görebiliyoruz. Haftaya bağımsızlığa “evet” diyen Sean Connery’nin mi, yoksa “hayır” diyen Mick Jagger’ın mı sonuçlardan sonra daha mutlu olacağını ise hep beraber göreceğiz.

Yukarı