TVRadyo
Gökhan Şen
Gökhan Şen

FED'den kalanlar

Giriş

Bildiğiniz üzere dün hem ABD Merkez Bankası (FED) Başkanı Bernanke konuştu hem de FED'in son toplantısının tutanakları açıklandı. Detayları merak edenler link#http://www.bloomberght.com/haberler/haber/1360891-fomc-qeyi-azaltmadan-once- daha-cok-iyilesme-lazim#burada# bulabilirler. Çıkan birkaç mesajı en kısa şekliyle yazmaya çalışalım. Parasal genişlemeden geç vazgeçmenin erkenden vazgeçerek toparlanmaya zarar vermeden yeğ olduğunu söyleyen Bernanke bir yandan da var olan risklere ve artan huzursuzluklara dikkat çekti. Bu riskler arasında, düşük seyreden faiz ortamının getirdiği aşırı ve ucuz borçlanma isteği ve ayrıca finansal istikrar var. FED'in bazı vadelerde dolaşımda olan bonoların çoğunluğuna sahip olarak bono piyasasının yapısını bozabileceği gibi endişeler de bu kapsamda değerlendirilebilir. Üstelik bazı üyelerin Haziran'da hemen bono alımlarına son verilmesini istemeleri fazladan moral bozukluğu da yarattı. Açıklamalar sırasında ve sonrasında birçok varlıkta önemli şekilde oynaklık yaşandı ve faizler yükseldi, hisse senetleri geriledi. Emtia fiyatları düşerken altın gibi stresten beslenen değerli metaller yukarı yönde tepki verdiler.

Gelişme

Hikaye genel hatları itibariyle böyle. Açıklamaların ardından ve fiyatlamaları görerek birkaç hızlı yorum yapmak mümkün. Bunlardan ilki, konuşmanın ve toplantı tutanaklarının toplamda beklenenden daha şahin olduğu ve bunun yükselen faizlerle beraber riskli varlıklara satış getirebileceği. Diğeri ise, bilgilerin genellikle bildik olduğu ve FED'in dataya bağımlı olduğu. Bu sebeple de tepkilerin aşırı olduğu ve geri çevrilebileceği. Böylece ilk varsayıma göre piyasa yavaş yavaş faizlerin artacağını fiyatlara nüfuz ettirecek ve gelen her benzer veri, çok kuvvetli olmasa da hikayenin devamı olarak algılanacak. Diğerine göre ise ancak ve ancak Evans Kuralı'nı teyit edecek veri seti fiyatlama davranışını bozabilir, ya da boğalar için fiyatları aşağı çekebilir diyelim. Benim aklıma takılanlarsa biraz daha farklı. Siz o arada aşağıdaki grafiğe bir göz atın.



 
Sonuç Yok

2012'nin ikini yarısından itibaren Avrupa'da ECB'nin 'söz vermesi' ile piyasalar rahatladılar. Devamında gelen ABD'nin 3. QE (parasal genişleme) açıklaması ve Nisan ayında açıklanan Japon genişlemesi ile (ki, hem niceliksel hem de niteliksel genişleme açıklamışlardı) likidite iyice sağlamlaştı ve piyasalar hem toparlanan ekonomiyi hem de bol parayı satın almak üzere çok çeşitli hisse piyasalarında pozisyon aldılar. Şimdi hem toparlanma hem de bol likidite olmayacak olması pastanın kremasını pastanın kutusuna bulaştırıyor. Bir önemli tema da tüm bunlar olurken yatırımcıların ve ekonomi aktörlerinin risk skalalarını kaydırmaları olmuştu. Para piyasası fonlarından hisse senetlerine ve çöp tahvilleri gibi görece riskli enstürmanları soldan sağa bir doğruya dizdiğimizde önemli oranda paranın sağa doğru kaydığını görmüştük. Burada, tesis edilen ekonomik ortamın teşvik edici olmasının yanı sıra merkez bankaları tarafından 'satın alınan finansal istikrarın' da önemi vardı. Bunu sağlamak için de faizler eksiye doğru gidiyor ve reel getiri beklentileri giderek düşürülüyordu. Bir yandan bazı ülkeler mevduatlara eksi faiz uygularken bazıları da buna karşı açık fikirli olduklarını söylüyorlardı. Hal böyle iken yatırımcı camiası da bir 'zorla alım' dalgasına itildi. Eğer satın almazsan fırsat maliyetinden ve hatta elindekinden de olabilirsin. Mevduatından faiz alırız, satın almazsan da Nikkei gibi %45 uçan borsadan ya da yıl başından bu yana %17 yükselen S&P500'den geri kalırsın mesajını almak hayli kolaydı. Böylece eğer kendi servetinse moral bozukluğu, başkasının parası ise geride kalmışlık ve fonların senden alınması korkusu yaşandı. Sonuç olarak da nerede getiri varsa onu bulmak için getiri avcılığı yapmak moda oldu, istemeden oldu. Şimdi FED'den gelen sinyal çok açık. Bugün olmazsa yarın bono alımları azaltılabilir ya da durdurulur. Pekiyi, bu olursa -ama Eylül'de ama Aralık'ta- kim hala Ruanda ya da Dubai bonolarına bu faizlerden para yatırır? İşte bu açıklamalarla FED zoraki alım yapanlara bir mesaj göndermiş oluyor, belki de bilemeden ya da istemeden.

Bir diğer nokta da inanma meselesi. Şu an ekonomi takip eden kaç kişi ABD ekonomisinin sürdürülebilir bir büyüme döngüsüne girdiğini düşünüyor? Benim subjektif hissim bunun az sayıda insan olacağını söylüyor. Objektif olan tahminlere bakınca da rakamların pek parlak olmadığını görüyorum. İnanç bu kadar zayıfsa, alımların yavaşlatılmasının yaralayıcı etkisini anlamak da kolaylaşıyor. Ayda 20-25 milyar doların bu dünyada pek lafı olmaz artık, gel gör ki sinyal etkisi taşıyor. FED 20-25 milyar dolar daha az alırken sonun yakın olduğunu tahmin etmek güç olmasa gerek. Bu noktaya bitişik bir diğer nokta da sonuç. Tüm bu soru işaretleri havada dururken deneysel politikaya son vermek de nesi? FED yola çıktığı güne bugün arasında olanların yüzde kaçından menu olabilir ki? Bu kazanılan zamanda siyasiler ne kadar yol alabildiler? Bu soruyu sadece ABD olarak görmemek gerekiyor. Dünyanın merkez bankası iseniz ama yine de yerel politikalar uyguladığınızı iddia ediyorsanız tabii ki başka ama ne fiyatlamalar ne de dünyanın geri kalanı öyle düşünmüyor. Diğer merkez bankaları mutlaka ki bağımsız ve kendi politikalarını uygulamada başarılılar, ancak buradaki başarı FED'in politikalarına cevap vermekle ölçülen bir başarı; bunu da unutmam gerekir.

Akıldan süzülen bir konu da var olan ve fiyatlanan arasındaki fark. Diyelim ki, FED'in atacağı adirla inanılmaz ölçülü olacak ve gerçekten piyasa bunu çok hafif fiyatlatacak ya da belki normalizasyon olarak olumlu algılayacak. Pekiyi, şu an yaşananları nasıl bu hikayeye uyduracağız? İçinde bulunduğumuz koşullar algılamadaki ve fiyatlardaki seviyeleri destekler nitelikte mi? Yoksa likidite var deyip birçok kusuru görmezden mi geliyoruz? Demek ki, bildiğimiz ile gördüğümüz arasındaki farkı mazur gösteren kavram likidite o kadar da yabana atılacak bir şey değil. Bu yüzden de paranın bolluğunun önemli olduğunu düşünüyorum.

Daha neler neler, ama sıkmayayım belki başka zaman devam ederiz. Bilmiyorum siz ne dersiniz.

Yukarı