TVRadyo
Gökhan Şen
Gökhan Şen

2016'da Nasıl Bir Türkiye? - İyimser Bir Bakış

80 milyona yaklaşan nüfusu, 10 bin dolar sınırından dönen kişi başı milli geliri, kat ettiği mesafeler ve uzayan yollar arasındaki gayreti ile yine zorlu bir yıl ülkemizi bekliyor. Dünya ticaretinin yavaşladığı, özellikle Ortadoğu'ya ilişkin risklerin arttığı, gelişen ülkelere yönelik teveccühün buharlaştığı ve ABD'nin faiz artırma macerasına girdiği bir döngüde ekonomi yine her zaman olduğu gibi en çok dikkat edilmesi gereken alan olacak. Hele ki önümüzde 4 yıl daha seçimlerin yapılması beklenmiyorsa.

Dedik ya, ekonomi hatırı sayılır ölçüde ilgi bekliyor. Aslında ekonomi ile her zaman içli dışlı olmak gerekmez mi? Elbette gerekir ancak kimi zamanlar ihtiyaç artar. Özellikle de dünyada ticaret hacmi daralırken ve sermaye akımları yavaşlamışken bu ihtiyaç daha da artar. Hele ki her kesimden siyasi parti 'reformları' seçim beyannamesine koymuşsa ve toplumun her kesimi uzun vadeli & yapısal değişimler için ortak irade beyan etmişse ve ülkenin ekonomik büyüme hızı hem potansiyel olarak hem de cari olarak düşmüşse kısa vadeli ihtiyaçlar da bunu dayatmış demektir.

Öyleyse, biraz ekonomi konuşalım.

2015 BİTERKEN

2 genel seçim, bir Rusya krizi, IŞİD bombalamaları, PKK terörü, Suriye'de artan gerilim ve vatanından kopup birer mülteciye dönen insanların akını ilk aklıma gelen önemli siyasi ve sosyal gelişmeler. Gelişen ülkelerdeki yapısal problemlerin Fed faiz artışı öncesinde dillendirilip fiyatlanması, bu ülkelerin yavaşlayarak ham madde taleplerini düşürmeleri ve emtia fiyatlarının bunun da içinde olduğu çeşitli sebeplerle çakılmaları da karşılaştığımız küresel ekonomik faktörler.

İşte böylesi bir ortamda Türkiye'nin 2015'i tahminen;

Ø %3'ten yüksek milli hasıla büyümesi
Ø %5'in altında cari açık
Ø %1'in altında bütçe açığı
Ø %35'ten düşük kamu borcu
Ø İşsizliğin %10 civarında tutulması
Ø Tüm gelişen ülkeler yatırım yapılabilir kredi notlarını kaybederlerken uzun vadeli kredi notunu korumuş olması pozitif gelişmelerdir.

Diğer yandan,

Ø Enflasyonun hedeften en az 3 puan sapacak olması
Ø Kurun sepet bazda %16 değer kaybetmesi
Ø Faizlerin çift hanede olması
Ø Ekonominin kalite endekslerinde gerilemeye devam etmesi ise negatif gelişmelerdir.

NASIL BİR YIL OLACAK?

Yukarıda da sıraladığımız gibi, evin tek penceresinden bakarak manzaraya hakim olmak oldukça güç. Bu yüzden güçlü yönlerimizi parlatmaya devam ederek zayıf olanları onarmak, mümkünse değiştirmek ve kimi zaman da kaldırıp atmak gerekmektedir. İşte bunları yapabilmemiz için gereken şartların oluştuğu ya da onları güdüleyen durumları inceleyerek ekonominin gelecek yılki aşağı ve yukarı yönlü risklerini sıralamaya çalışalım*.

Ben, iyimser olmaya çalışan biri olarak ilk yazıda müsaadenizle işin olumlu tarafından bakmak isterim.

MÜKEMMEL BİR YIL?

Jeopolitik --- Türkiye'nin en çok yaralandığı hikayelerden biri bulunduğu coğrafyada yaşanan karışıklık oldu. Yanı başında süren çatışmanın dinmesi ya da çatışmanın içinde bulunan tarafların bunu aralarında bir sulh ile çözmeleri jeopolitik riskleri azaltmak ve gerginliği + terörü dizginlemek adına olumlu olabilir. Jeopolitik sorunlar önemli miktarda yatırımcının kafasını bulandıran ve öngörmesi oldukça güç sorunlardan biri. Bu kategorinin içine hem Suriye'deki gelişmeler hem Rusya gerginliği hem de Kürt güçlerinin Türkiye dışındaki alan kazanma çabaları giriyor. Olumlu bir senaryoda mülteci akını kesilebilir, Türkiye içindeki vatanına hasret insanların dönüşleri hızlanabilir ve bölgesel gerginlikler gerileyebilir. Böylece dikkatler daha fazla iç politikaya döner ve reform ajandası daha sık akla gelir.

AB Süreci --- Bu kategoride yeni fasılların açılmasından Türkiye'nin gerek dış politikada Batı ile hareket etmesi gerekse de AB uyum yasaları çerçevesinde adımlar atmasına kadar çok sayıda madde yer alır. Böylece dış politikada güçlü ve istikrarlı bir cephe oluşturulurken piyasa ekonomisi yolunda modern ve AB ile uyumlu & sağlamlığı denenmiş adımlar atılmasının yolu açılır. Tüm bu süreç sonunda vize serbestisinin gelmesi ile taraflar arasındaki ilişkiler yeni bir döneme girmiş olur.

Kıbrıs'ta Çözüm --- Adada iki tarafın da kamuoyu desteğini kazanacak bir sorunun çözümü ile birlikte Türkiye'nin uzun yıllardır önüne gelen bu sorun aşılmış olur ve pazarlıklardan bir madde -hem de önemli bir madde- eksilmiş olur. Türk insanının AB ile entegrasyonu hızlanmış olur ve veto hakkını elinde tutan Rum kesiminin mini krizler yaratmasının önüne bir set çekilmiş olur.

Gümrük Birliği --- Anlaşmanın 20 yıllık köhne maddelerinin yenilenerek daha fazla sektörün rekabetçi olması sağlanır. Türkiye'nin korumacılık yaptığı sektörleri azaltması ve daha yarışmacı bir yapıya bürünmesi ile üçüncü tarafla olan anlaşmalarda düştüğü haksız durumlar ortadan kalkar ve kimi sektörlerdeki katılıklar aşılır.

STA'lar --- Serbest Ticaret Anlaşmaları ve bunlara taraf olunabilmesi sıfır faiz ortamındaki dünya ekonomisinden pay alabilmek için oldukça hayatidir. Düşük faiz & düşük büyüme & değersiz kur ortamında sürekli daralan pazarlarda var olmak hayli zordur. İşte bunun için koruma duvarlarını aşmak, oyunda kalmak ve mal satabilmek gereklidir. Ülkenin, diğer ülkelerin aralarında anlaşmaları sebebiyle daha baştan kaybettiği rekabetçiliği geri kazanmanın en sağlam metotlarından biri de o anlaşmalara dahil olabilmekten geçmektedir.

Yeni Anayasa --- Partilerin ortak akılla çoğunluğunda birleştikleri, çoğulculuğu teşvik eden, özgürlükçü, hukukun üstünlüğünü esas alan bir anayasa süreci gerek demokratik ortama yapacağı katkı gerekse de yatırım iklimini yeşertmesi ile oldukça önemli bir katkı yapacaktır. Yatırım ortamının iyileştirilmesi ve güven duygusunun uyarılması ile kısır tartışmalar yerini kökten değişimlere bırakabilecektir.

Reformlar --- Herkesin mutabık olduğu şekilde, kısa vadeli döngüsel kararlardan çok, uzun erimli değişimler ve ülkenin 2006'da ara verdiği reform takvimini yeniden hızlandırması kritik önemdedir. Takip edilebilir ve uygulanan bir reform ajandası hiç şüphesiz 2016 yılının en kıymetlisi olmaya adaydır.

Mali Politika ve Para Politikası --- Öyle zannediyorum ki maliye politikasında herhangi bir değişiklik yapmamak dahi Türkiye için bu yıl yeterli olacaktır keza oldukça sıkı bir mali duruş sergilemekteyiz. Para politikasında ise sadeleşme ve bağımsızlığın korunacağı yönündeki mesajlar ve eylemler bu alanda doyurucu başarılar elde etmek için elzemdir. Bu şekilde belirsizlik primi gibi bize fazladan faiz ödeten maddeleri elememiz mümkün olacaktır.

Yukarıda andığım başlıkların hepsinin gerçek olmayacağı aşikar ancak bir iyimserin gözü ve gereksinimleri biraraya getirip yaklaşık sekiz maddelik bir dilek & olması gerekenler listesi yaptım. Ne kadar çok madde o kadar çok performans ve mutluluk...

Sonraki yazıda ise olası kötümser gelişmeleri sıralayacağım.

BU YAZIYA YORUM YAZ
 
06 Ocak 2016 Çarşamba, 19:35 Misafir 2004 yılından beri 11 yıldır tüfe oranları yaklaşık yüzde 10 dolayında çıkıyor. enflasyon kronikleşti...3%'ten yüksek milli hasıla büyümesi iyimi bu işsizlik rakamlarına göre, bence iyi degil ...
Yukarı