TVRadyo
Gökhan Şen
Gökhan Şen

2016'da nasıl bir Türkiye? Kötümser bir bakış

Yılın son günlerinde yazdığım şu makalede http://www.bloomberght.com/yorum/gokhan-sen/1844814-2016da-nasil-bir-turkiye-iyimser-bir-bakis şöyle diyerek;

''Yukarıda da sıraladığımız gibi, evin tek penceresinden bakarak manzaraya hakim olmak oldukça güç. Bu yüzden güçlü yönlerimizi parlatmaya devam ederek zayıf olanları onarmak, mümkünse değiştirmek ve kimi zaman da kaldırıp atmak gerekmektedir. İşte bunları yapabilmemiz için gereken şartların oluştuğu ya da onları güdüleyen durumları inceleyerek ekonominin gelecek yılki aşağı ve yukarı yönlü risklerini sıralamaya çalışalım*.

Ben, iyimser olmaya çalışan biri olarak ilk yazıda müsaadenizle işin olumlu tarafından bakmak isterim.''

Başlamıştım ve iyimser hikaye için olası fırsatları yazmıştım. Bunlar kısaca,

-    Jeopolitik gelişmelerin lehimize dönmesi
-   AB sürecinde tıkanıklıkların aşılması
-    Kıbrıs'ta çözüm
-    Gümrük Birliği'nin rekabeti artıracak şekilde yenilenmesi
-    Türkiye'nin serbest ticaret anlaşmalarına dahil olması
-    Yeni anayasanın mutabakat içinde yazılması
-    Reformların hayata geçmesi
-    Mali ve parasal politikalarda bozulma olmamasıydı.

Tabii ki madalyonun diğer yüzünü de görmek ve olası risklere karşı hazırlıklı olmak gerekiyor. Şimdi de 2016'nın kabuslarını yazmaya çalışalım. Böylece bizi uykulardan nelerin uyandırabileceğini görmüş oluruz.

Kötümser senaryoyu yazarken, gerek dünyanın gerek bölgenin gittiği yön ve gerekse de makro hikayemizin evrilişi bakımından değerlendirince insan kendini sınırlayamıyor. Başka bir ifade ile, iyimser bir gelecek tarif ederken gerçeklerle ve imkanlarla bağlı hissediyorsunuz. Kötümser bir bakış ise sınır tanımakta zorlanıyor keza kötücül kuvvetlerin baskısı oldukça güçlü ve gelişmeler insan aklını zorlar kertede ölçüsüz. Belki de karamsarların sayısının optimistleri kat be kar aşmasının sebebini burada aramalıyız.

İşte tam da bu yüzden ölçüsüz ve sınır tanımaz olmamak adına, ben gerçeğe daha yakın görülen ve karar vericilerin & yatırımcıların daha yakından izleyip ürktükleri riskleri yazmaktan yanayım. Önem sırasına koymadan ve taraf olabileceğimiz gelişmeleri anarak (örneğin Fed politikası vs. gibi noktalara değinmiyorum bu sebeplerle):

Terör Kaynaklı Sorunların Sürmesi --- Güney Doğu'da süren operasyonların süre olarak uzaması ve bölge halkının daha fazla olumsuzluk ile mücadele etmek zorunda kalması. Bu senaryoda bölge ekonomisi çökmenin eşiğine gelebileceği gibi, politik sonuçları bakımından da kestirmesi oldukça güç bir döneme girilebilir. Bölgeler arasında halihazırda bulunan gelir farklılıklarının artarak sürmesi ve toplumsal barışın daha da zedelenmesi hiç şüphesiz 2016 için olumsuz olacaktır.

Reformların Aksaması --- Açıklanan planın gerisine düşülmesi ya da uygulamanın zayıf kalarak sonuç vermeyecek çıkmaz sokaklara girmesi hem siyasilerin hem toplumun, hem de yatırımcıların kabusu olacaktır. Özgürlükçü ve kapsayıcı reformlarda geri kalış, dünya ile rekabette geri bırakacak gelişmeler olması Türkiye'nin büyüme potansiyelini aşağı çekeceği için ekonomi için oldukça kısıtlayıcı olma tehlikesi içeriyor.

Yeniden Seçim --- Son iki yılda 4 seçim atlatan ve bunun bedelini hem refahta azalış hem de toplumsal kutuplaşma olarak ödeyen ülkemiz yeniden çetin bir kampanya sürecine hazır olmayabilir. Çeyreklerdir aşağı giden özel yatırımların bu seyrinde tek belirleyici siyasi belirsizlik ve artan riskler olmasa da bu cinsten bir gelişme yeni yatırımlar, harcamalar ve işe alım kararlarında negatif bir rol oynayabilir. Büyümenin mumla arandığı dünyada kendi elimizle bunu yaralamak problemli olabilir.

Mali Politika ve Para Politikası --- Aslında ülke olarak oldukça güçlü olduğumuz noktalardan biri de maliye politikası. 2016'da risk asgari ücret artışı (kamuya maliyeti 10 milyar TL'ye yaklaşıyor) gibi tabana yayılacak ancak yeniden dağıtım kanallarının aslında hedeflenmeyen verimsiz yatırımlara yönlendirilmesi ya da artık daha kolay bilinen adıyla popülist politikalar izlenmesi yatırımcıların kaşlarını kaldıracak bir gelişme olabilir. Para politikasındaki karamsar senaryo ise kadrosu büyük ölçüde değişecek Para Politikası Kurulu'nun iyiye değil kötüye doğru bir değişikliğe uğraması. Bunun sonucunda kararların gerçeklerin gerisinde kalması ve bunun da kredibilite sorunu yaratarak finansal piyasalar kanalıyla faizler üzerine ve kur üzerine yukarı yönlü basınç yapması. Bu döngünün sonunda da fiyatlama davranışlarının bozulması ve enflasyonun dünya döngüsü ile oldukça uyumsuz şekilde yukarı yönde kontrolden çıkması.

Jeopolitik Sorunların Büyümesi --- Orta Doğu'da devam eden ve günden güne karmaşık hale gelen Gordion Düğümü'nün daha da gerilmesi. Türkiye'nin de gerek coğrafi gerekse de maddi olarak içinde bulunduğu birçok meselenin daha da çözülemez hale gelmesi belirsizliği artırıp TL varlıklar üzerinde risk primi olarak kendini gösterecektir. Rusya ile gerginliğin yeni bir evreye taşınması, IŞİD gibi örgütlerin Türkiye'de faaliyetlerini artırmaları ve coğrafyada henüz bu formu almamış olsa da bir mezhep savaşının patlak vermesi içinden çıkılması güç durumlar yaratabilecektir.

İki yazıda elden geldiğince detaylı bir şekilde eko-politik olasılıkları belirlemeye çalıştık. Bundan sonrası diğer oyuncuların hamleleri ve siyasi tercihlerimiz ile belirleniyor olacak. Açıkça görülebileceği üzere Türkiye'nin önünde yürümesi muhtemel iki ayrık yol var ve birini bugünden uyutup gelecek yıl sonunda uyandırıp senaryolardan herhangi birini okusak makul bulabileceğine eminim. Bu, normal zamanlarda alışık olduğumuz devam yollarından farklı bir hayata gözümüzü açtığımızı bize anlatıyor. Oldukça meşakkatli bir yolculuk Türkiye'yi bekliyor olacak.

Olumlu senaryo ile başlayarak iki ihtimaller kümesini de aktarmamın sebebi önümüzdeki fırsatları görüyor olmam. Bu yüzden, Türkiye'nin elinin hemen altındaki reform yolunu seçmesi oldukça önemli. Büyük değişimler genellikle ihtiyaçtan doğarlar. Toplumun hemen her kesiminin üzerinde anlaştığı yeni anayasa yapımı, daha serbest bir yatırım ortamı ve makullerde buluşma stratejisi Türkiye'nin sadece 2016 yılını değil belki de önümüzdeki 10 yılını kurtarıyor olacak. Dikkatli olmalı ve doğru taşları oynamalıyız. Bunu yapacak tecrübeye de imkanlara da sahibiz keza. Yeter ki isteyelim.

BU YAZIYA YORUM YAZ
 
14 Ocak 2016 Perşembe, 00:11 Misafir türkiye'ye gelen doğrudan yatırım sermayesi içinde sıfırdan sabit sermaye yatırımı yapmak için gelenlerin oranı genellikle çok düşük. hepsi hazır ve işleyen, kamuya ait ya da özel sektöre ait bir işletmeyi, bir bankayı ve bir yatırımı satın almak veya birleşmek için geliyorlar. bu tür yabancı yatırım sermayesinin üretime ve istihdama da herhangi bir katkisi olmuyor .acaba türkiye'ye sıfırdan sabit sermaye yatırımı yapmak için gelenlerin oranı neden genellikle çok düşük...
Yukarı