TVRadyo
Hande Demirel
Hande Demirel

Kuraklık: Risk değil gerçek

Bir süredir Bloomberg HT ekranlarında sıkça izliyorsunuz. Kuraklık konulu yayınlarımızın sayısı arttı. Neden? Çünkü endişe var...

Meteorolojinin verilerine göre Türkiye genelinde yağışlarda yüzde 13'e yakın azalma söz konusu. Şehirlerde içme ve kullanım suyu sıkıntısının yanısıra bu tablo, kuraklık riskini de gündeme taşımış durumda.

Piyasa Hattı'nda konuğum olan Ziraat Mühendisleri İstanbul Şubesi Başkanı Ahmet Atalık, meteorolojik kuraklığın tarımsal kuraklıkla aynı şey olmadığını söylüyor, “Yıl boyunca yağışlarda ciddi azalma olsa da tarımsal kuraklık yaşanmayabilir” diye konuşuyor.

Tarım sektörü yıla 1 Ekim'de başlıyor. 30 Eylül'de sonlandırıyor. Yağışların da işte bu dönemdeki miktarı önemli. Atalık, 2013 sonbaharında yüzde 14'lük bir azalmaya işaret ediyor. Bu dönemde ekilen ürünlerin başında buğday, arpa, çavdar, yulaf geliyor. Bu ürünler hem insan beslenmesinde hem hayvan yemi olarak hem de endüstriyel alanda kullanılıyor. Türkiye'nin de ekili arazisinin yüzde 60'ı bu ürünlerden oluşuyor.

Tahıl üretimi yüzde 10 azaldı

Sonbahardaki kuraklık Orta Karadeniz'den başlayarak İç Anadolu'nun batısına, oradan da Doğa Akdeniz'e inen bir alanda etkili olmuş. Buralar Türkiye'nin tahıl ambarı olan bölgeler.
Ahmet Atalık, “Bugüne kadarki tablo tahıl üretiminde yüzde 10 düzeyinde bir kayba sebep oldu” diye konuşuyor.

Tarımın yağmura en çok ihtiyaç duyduğu aylar bahar ayları... Nisan ve Mayıs'ta yeterli miktarda yağmur yağarsa, söz konusu sıkıntının büyümesi beklenmiyor. Zira tablo kötüleşirse maliyeti ağır olabilir.

Ahmet Atalık, “Türkiye, geçtiğimiz yıl buğday üretiminde 22 milyon tonla Cumhuriyet tarihinin rekorunu kırdı. Bu dönemde bile 4 milyon tonluk ithalat gerçekleşti” diye konuşuyor. Kuraklık etkisi üretimin daralmasına sebep olduğu noktada ithalatta artış kaçınılmaz.

İthalata ve Tarım ÜFE'sine dikkat!

Akıllı Para'ya konuk olan İş Yatırım Ekonomisti Can Uz, “Bu ihtimali düşünmek bile istemiyorum” diye konuşuyor ve ekliyor:
“Yılbaşından bu yana dünyada mısır fiyatlarında yüzde 12, buğdayda yüzde 24, yulafta yüzde 27, şekerde yüzde 12'lik artış var. Bu rakamlar bizim üretimimizin yıllık artışlarının kat kat üzerinde”.

Kuraklık gıda fiyatlarını doğrudan etkiliyor. TÜİK son iki aydır tarım enflasyonu, enflasyonun dışına çıkarıp açıklıyor. Yeni veri, bugün (14 Mart 2014) geldi. Buna göre tarım ÜFE'si Şubat ayında yüzde 1,07 düzeyinde geriledi. Yıllık olarak bakıldığıında ise yüzde 9.57'lik artış var.

Veri henüz çok yeni açıklanmaya başladığından ve ayrıca geçmiş dönemde tarımın enflasyona yaptığı katkıyı inceleyerek baktığımızda son derece volatil olduğundan, yeni dönemin trendiyle ilgili ipucu vermiyor. BETAM Uzmanı Zümrüt İmamoğlu, gelen veriyi “Zaten gıda fiyatlarında bir gerileme vardı, bu da onu takip eden bir veri” şeklinde değerlendiriyor ve ekliyor:
“Dalgalanmalar devam etmekle birlikte kuraklık etkisinin rakamları yüksek tuttuğunu söyleyebiliririz”.

Küresel sorun büyüyor

Kuraklık sadece Türkiye'nin değil, tüm dünyanın gündeminde. Daha büyük ekonomilerde etkisinin ve maliyetlerinin de daha yüksek olduğu görülüyor. Örneğin Brezilya, uzun yıllardır görmediği bir kuraklıkla karşı karşıya. Kahve, şeker ve soya fasulyesi rekoltelerinde müthiş daralma yaşanıyor. Bu tablo vadeli emtia fiyatlarını da artırıyor. Bloomberg'in haberine göre yıl başından bu yana kahve vadeli fiyatlarında yüzde 67 yükseliş var. Ham şeker ve soya fasulyesi tarafında da yüzde 8'ler düzeyinde artış görülmekte. New York merkezli danışmanlık şirketi Sarhan Capital'in CEO'su Adam Sarhan, “Bu yıl Brezilya'daki hava dünya genelindeki emtia fiyatları için büyük sürpriz oldu. Ne zaman kuraklık gibi beklenmedik bir dış etken olsa bütün arz-talep dengesini değiştiyor” diyor.
Kuraklık küresel ölçekte bir endişe...
Ziraat Mühendisleri İstanbul Şubesi Başkanı Ahmet Atalık, global ısınma kapsamında iklim kuşaklarının kuzeye kaydığını, Afrika çöllerinin Türkiye'ye yaklaştığını unutmayın” diyor ve şöyle devam ediyor:

“Sadece kuraklık değil mevcut tarım politikalarımız da endişe verici. Son 10 yılda Türkiye'de 30 milyon dekarın üzerinde tarım arazisi tarımdan kopmuş vaziyette. Tarım arazilerimizdeki küçülme Belçika'nın toplam yüzölçümü kadar. Orman tahribatları artıyor, meralarımız başka amaçlara tahsis ediliyor. 2012 yılında çıkan yeni büyükşehir yasasıyla 30 ilimiz daha büyükşehir oldu. 16 bin köy mahalle statüsüne geçti. Avrupa'nın arazisinin yüzde 80'i kırsal alanlardan oluşuyor. Biz Türkiye topraklarının yarısını şehirleştirdik. Bu tarımsal üretimden, hayvancılıktan kopmak anlamına geliyor”.

Bir tişört 2.5 ton su tüketiyor

Tarımdaki hassas tablo ortada. Ahmet Atalık'ın altını çizdiği gerçeklerle birlikte kuraklık, gereken önlemler alınmazsa soframızdaki yumurtadan domatese herşeyin fiyatında artışa neden olacak, oluyor...

Bu dönemde devletin alacağı önlemlerin ve hayata geçireceği sağlam politikaların yanısıra bizlere de büyük rol düşüyor. İçindeki bulunduğumuz tablo, sürdürülebilir bir gelecek için her konuda iktisat yapmamızı gerektiriyor.

Ahmet Atalık, “Tişörtümüzü bile iktisatlı giymeliyiz. Bugün 250 gramlık bir tişört, tarla hazırlığından tohumunun üretimine, pamuğun yetiştirilmesinden hasatın taşınmasına ve mağazaya gelişine kadar izlediği yolda 2.5 ton su tüketiyor” diyor.

Hande Demirel
hdemirel@bloomberght.com

Yukarı