TVRadyo
Hande Demirel
Hande Demirel

Türkiye'nin yeni mali denklemi ne anlatıyor?

Cari açık Ağustos'ta 2.8 milyar dolarla beklentilerin altında gerçekleşti. Yıllık rakam, önceki veriye benzer şekilde 49 milyar dolara yakın. Piyasaların beklentisi Ağustos'ta bir miktar yüksek bir rakamla karşılaşabileceğimiz yönündeydi. Beklentilerin altında gerçekleşen veri, olumlu fiyatlandı. Verinin ardından TL değer kazandı.
Yıl sonunda piyasanın beklentisi cari açığın GSYH'ya oranının yüzde 5,7 düzeyinde gerçekleşmesi yönünde. Bu da yaklaşık 45 milyar dolara işaret ediyor. Garanti Yatırım Başekonomisti Gizem Öztok Altansaç, cari açık sonrası yaptığı değerlendirmede, gelecek yıl ve sonrası için hikayenin seyrinde petrol fiyatlarının kritik olacağını söylüyor.

Hali hazırda petrolde ciddi bir düşüş var. Her ne kadar petrol fiyatları şu anda son 10 yıllık aritmatik ortalama olan 85-86 dolar düzeyinde seyrediyor olsa da yılbaşından bu yana ortalama 106 dolar düzeyinde olduğumuzu ve bugünkü 84 dolar düzeyindeki rakama hızlı bir geri çekilme yaşandığını  not etmek gerekiyor.

Gizem Öztok Altınsaç şöyle diyor:
"Petrol fiyatlarında her 10 dolarlık düşüş cari açığı 4 milyar dolar iyileştiriyor. Hali hazırda Türkiye'nin cari açığının tamamı net enerji ithalatından kaynaklanmakta. 2015 yılında hem global büyümenin zayıf seyretmesini hemdoların güçlü kalacağını düşünüyorsak; bu durumda emtialardaki ve özellikle petroldeki zayıf seyrin 2015 genelinde devamını tahmin etmek makul gözüküyorBu durumda 2015 için 53 milyar dolar olan cari açık beklentileri 40-45 milyar dolar bandına iner ki bu 2015 GSYH’nin yaklaşık yüzde 5'ine denk düşüyor."

-Bütçe rakamlarına dikkat!

Bu senaryo büyümenin 3-3,5 düzeyinde gerçekleşeceği öngörüsünde. Geçtiğimiz hafta açıklanan Orta Vadeli Program'da Türkiye'nin 2014 yıl sonu büyüme hedefinin yüzde 3,3, 2015 hedefinin de yüzde 4 olduğunu hatırlayalım. Ve cari açığın finansmanıyla birlikte büyüme hesaplarını biraraya koyduğumuz noktada gelin bir de bütçeye bakalım:

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek bugün 9 aylık bütçe gerçekleşmelerini açıkladı. Aynı zamanda yıl sonu ve gelecek yıl beklentilerine ilişkin de bilgi verdi. Bakan Şimşek özetle harcamaların kontrol altında tutulduğunu, bütçe gelirlerinin hedeflerin üzerinde gerçekleştiğini, "denk bütçe"ye doğru ilerlenildiğini kaydetti.

Şimşek'in açıklamalarının ardından görüşmeleri muhtemelen Aralık ayına kadar devam edecek 2015 bütçesinin detaylarını, Fokus'ta Piri Reis Üniveristesi Rektörü Oral Erdoğan ile değerlendirdik. Oral erdoğan'ın işaret ettiği bazı noktalar şöyle sıralanıyor:

1 - Kriz yok

Büyüme istediğimiz bir düzeyde olmasa da sürerken hem global konjonktürde hem yurtiçinde sıkıntı varken cari açığı düşürebiliyor olmamız, en azından kriz yaşamadığımızın bir göstergesi.

2 - Büyüme vasat

Maliye Bakanı'nın "Yüzde 3 büyüme başarıdır" sözüne katılmıyorum. Yüzde 3,3'ü dönüp dolaşıp başarıya getirmek bardağın dolu tarafından bakmaktır. Su bitene kadar bardağa dolu diye bakarsak bu Türkiye'yi tehlikeli bir sürece sokar. Türkiye'nin uzun vadeli büyüme ortaması yüzde 4,7-5 düeyindeydi. Son 3 yıldır bu oran yüzde 3'e geriledi, vasatın altına indi. Bu tablo, uzun vadeli trendi sağlayamama endişesini getirebilir.

3 - Sanayinin payı geriliyor

En kritik olan sanayinin gerileyen payı. Hizmetlerde büyümemiz bizi nereye kadar götürebilir? Bu anlamda baktığımızda büyüme tarafını doğru yorumlamadığımızı düşünüyorum. 2014 devletin ve para politikasını yönetenlerin, sanayinin önemini kavradıkları yıl oldu. Temennim 2015 yılında da bunun uygulamasını görebilmek.

4 - İç talepte sıkıntı varken gelirken nasıl artıyor?

Gelirler tüketime dayalı ve dolaylı vergilerle elde ediliyor. Diğer yandan Maliye Bakanlığı'nın internet sitesini açtığınızda , özelleştirmelerde büyük hamleler geliyor diye görüyorsunuz. Geşmişte de gördüğümüz bir yaklaşım bu. Yine bu tip bir anlayışla ilerlemek ekonomideki büyüme trendlerinde bence hala  rasyonalitiye  tam yakalamamış olmamız anlamına gelir.

5 - İhracat daralıyor

İhracatmızın azalması önemli bir negatiflik. Bakan Şimşek'in de işaret ettiği gibi, özellikle Irak pazarı göz ardı edilebilecek durumda değil. Geçmişte bize avantaj kazandıran altın konusunda da bir ihracat patlaması yok. Türkiye yapısal sorununu çözmek için daha çok düşünmeli. Yeni sektör tercihlemesini, pazarları oturup çalışmalı. Türkiye devlet destekli ihracat modelini başarmak zorunda. Bunu son 3-4 yılda Japonya, Güney Kore gibi ülkeler yaptı.  Japonya, Yen'in değerini düşürerek muazzam bir ihracat hamlesi yaptı. Kore Eximbank anlayışları geliştirererk bunu başardı.

-Yatırımcı ne istiyor?

Türkiye'nin yeni mali denklemi böyle. Peki yatırımcı bu denklemi nasıl okuyacak? Yatırım yapmak için yabancı ne arıyor?

BGC Partners başekonomisti Özgür Altuğ bu soruya şu yanıtı veriyor:

"Yüzde 3 büyüme, yüzde 5 cari açık, yüzde 7 düzeyinde bir enflasyon ve Dolar/TL'de makul (2.20-2.30 bandında) bir seyirden oluşan Türkiye hikayesini yabancı yatırımcı hala satın almaya hazır. Ancak bunun yanında mutlaka yapısal reformları garanti edecek bir politik istikrar görmek istiyor."

BU YAZIYA YORUM YAZ
 
03 Kasım 2014 Pazartesi, 12:03 Misafir borsaya bak nasıl dayanıyor maşallah.
Yukarı