TVRadyo
İrfan Donat
İrfan Donat

Tarımda Lisanslı Depoculuk ve Ürün İhtisas Borsası

Tarım sektörü önemli bir gelişmeye gebe...

Ürün İhtisas Borsası ve lisanslı depoculuk alanında adımlar atılıyor.

Borsa İstanbul-Borsa Konya işbirliği imza töreninde Başbakan Ahmet Davutoğlu, bu yılın ilk yarısında ürün ihtisas borsalarının devreye gireceği sözünü verdi. Davutoğlu, Toprak Mahsulleri Ofisi'nin (TMO) depoculuktan çıkıp regülatör rolü üstleneceğini söyledi. Böylece fiili depoculuk tümüyle özel sektöre devredilecek. TMO da piyasalardaki fiyat oynaklıklarını kontrol altında tutacak düzenleyici bir misyon üstlenecek.

Söz konusu gelişmeler tarım sektörü açısından oldukça önemli. Belki de tarımın bazı kronik sorunlarının çözümünde bir rol üstlenebilecek nitelikte.

Şanslı olduğumuz nokta şu: Türkiye, ürün ihtisas borsasına dayanak oluşturabilecek ürünlerin yetiştirilebildiği, zengin çeşitliliğe sahip bir ülke konumunda.

Ürün ihtisas borsaları ile tarımsal üretimin planlanması, stokların elverişli şartlarda değerlendirilmesi ve ürünlerde ihtisaslaşmanın sağlanması hedefleniyor.

Söz konusu hedeflere ulaşılabilmek için de bazı adımların atılması şart. Bunların başında da lisanslı depoculuk hizmetinin doğru bir sistem içinde işlemesi geliyor.

Bu noktada da ticaret borsalarına lisanslı depoculuk sisteminde önemli roller düşüyor.

Gelin isterseniz Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'nın çalışmalarından yola çıkarak hem lisanslı depoculuk hem de ürün ihtisas borsalarının işlev ve potansiyeline bir göz atalım.

Lisanslı depoculuk, uzun süreli depolanabilen ve standardize edilebilen hububat, baklagiller, yağlı tohumlar, fındık, kuru kayısı, zeytin, zeytinyağı ve pamuk gibi tarım ürünlerinin ticaretine yönelik bir sistem.

Lisanslı depoculuk sisteminde tarım ürünlerinin sınıf ve kaliteleri yetkili sınıflandırıcı olarak isimlendirilen laboratuvarlarca belirleniyor. Ardından modern altyapıya sahip lisanslı depolarda muhafaza ediliyor. Bu ürünlerin ticareti, ürünün mülkiyetini temsilen lisanslı depo işletmesince düzenlenen 'ürün senetleri' vasıtasıyla yapılıyor.

Lisanslı depoculuk sistemi çerçevesinde kaliteleri ve sınıfları belirlenen ürünlerin fiyatı, borsada kalite ve sınıflara göre oluşuyor.

Böylece tacirler, ihtiyaç duydukları miktardaki ürünleri güvenilir biçimde tedarik edebiliyor.

Bildiğiniz üzere tarım sektöründe üretim kadar üretilen ürünlerin pazarlanması da kritik önemde. Bu konuda en çarpıcı cümleyi TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu şu sözlerle dile getiriyor: “Ticarette bir kural var; malı istediğin kadar üret, piyasayı oluşturamazsan kazanamazsın.”

Gelelim ürün ihtisas borsaları tarafındaki tabloya...

Geçtiğimiz günlerde Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci bu konuda bazı rakamlar paylaştı.

Türkiye'de şu an 113 ticaret borsası var ve bunların 58’i illerde, 55’i de ilçelerde yer alıyor.

Ticaret borsalarının işlem hacimleri her geçen zaman diliminde artmakla birlikte dünya ortalamalarının oldukça altında.

2000'lerin başında 110 ticaret borsasının toplam işlem hacmi 17 milyar Lira seviyelerindeyken bugün 113 ticaret borsasının işlem hacmi 172 milyar Lira düzeyinde.

Tüfenkci'ye göre borsa derinliği ve işlem kapasitesi açısından önemli bir yükseliş söz konusu ancak genel olarak ticaret borsalarının mevcut kapasitesi ile tarımsal ürün piyasalarında sürdürülebilir, istikrarlı fiyat yapısını tesis etmek için daha fazla adım atılmalı.

İşte bu noktada ürün ihtisas borsacılığı ve lisanslı depoculuğun yaygınlaştırılması hedefleniyor.

Dünya ve Avrupa'daki emsal ürün borsalarının işlem hacmi ile bir kıyaslama yapıldığında Türkiye'de ticaret borsalarının işlem hacimleri oldukça küçük kalıyor.

ABD, Kanada, İngiltere, Almanya gibi gelişmiş ülkelerin ürün borsalarının işlem kapasitesi 1-5 trilyon dolar arasında. Çin, Brezilya ve Hindistan gibi gelişmekte olan ülkelerin ürün borsalarının işlem kapasitesi ise 500-900 milyar dolar arasında.

Tüfenkci'ye göre hem hacim bakımından bu ülkeler seviyesine gelmek hem de tarımsal ürün piyasalarında fiyat istikrarını sağlamak için benzer yapıların kurulması gerekiyor.

Buraya kadar her şey kulağa hoş geliyor.

Sadece kafamızda bazı soru işaretleri belirdi.

TMO'nun dönem dönem buğday, mısır gibi farklı ürünlerde müdahale alımı ve taban fiyat belirleme hamleleri oluyor. Daha geçtiğimiz haftalarda fındıkta müdahale alımı noktasında TMO'nun adı ön plana çıkmıştı.

Yeni dönemde TMO'nun regülatör olarak nasıl bir rolü ve etkisi olacak? Piyasadaki fiyat oynaklıklarını kontrol altında tutabilecek manevra kabiliyeti ne olacak? Elinde hangi müdahale silahları bulunacak?

Arz-talep dengesizliği ve fiyat istikrarından uzak bir tarım piyasasında bu uygulamalar üreticinin ürününü hak ettiği fiyata satmasına ortam sağlayacak mı?

Bu konudaki çalışmalar 3-4 ay sonra sonlandığında sanırım bu sorulara daha somut yanıtlar alabileceğiz.

Temennimiz teoride kulağa hoş gelen ürün ihtisas borsası ve lisanslı depoculuk projelerinin altyapılarının hazırlanarak pratikte de başarılı olabilmesi.

NOT: Konya Ticaret Borsası yetkilileri de Ürün İhtisas Borsası ve Lisanslı Depoculuk ile sektörde ne tür değişimler olabileceğini maddeler halinde sıralamış. Onları da sizinle paylaşalım:

- Ürettiğiniz değil sattığınız mal sizindir.

- Tarım sektörünün finansal piyasalara entegre olması açısından büyük önem taşımaktadır.

- Türkiye, bölgede tarım ürünleri ticaretinin merkezi konumuna gelebilecektir.

- Ürün senetleri, faizsiz yatırım araçları olmaları nedeniyle, özellikle İslami sermaye tarafından talep görebilecektir.

- Fiyatlar daha etkin oluşacak, likitide artacak, kaliteli üretim teşvik edilecektir.

- Çok sayıda alıcı ve satıcının bulunduğu, fiyatın objektif olarak oluşabildiği bir piyasa meydana gelecektir.

- Ürünler, elektronik ürün senetleri vasıtasıyla elektronik ortamda el değiştirebilecektir.

- Sanayiciler işletmelerinin ihtiyacı olan ürünleri kısa zamanda kolayca tedarik edebilecektir.

- Ürün senetleri; altın, döviz, hisse senedi gibi alternatif bir yatırım aracı haline gelecektir.

- Gelişmiş ülkelerde tarım ürünleri ticaretinde yaygın biçimde kullanılan vadeli işlem araçları, ülkemizde de yaygınlaşacaktır.

- Fiyatların objektif belirlendiği ortamda devlet alım satım değil, regüle etme görevine dönecek.

- Devlet görev zararından kurtulacak.

- Uluslararası rekabet gücü artacak.

İrfan Donat

Bloomberg HT Editörü

idonat@bloomberght.com

Yukarı