TVRadyo
İrfan Donat
İrfan Donat

Tarımda 3,5 milyar dolarlık kan kaybı

Başlıktaki rakam deyim yerindeyse Türkiye'nin tarımdaki kanayan yarası.

 

Türkiye'nin en büyük ithalat kalemleri arasında yer alan yağlı tohumlardan bahsediyoruz.

 

Bitkisel Yağ Sanayicileri Derneği (BYSD), sorunların tartışıldığı, çözüm yollarının arandığı önemli bir konferans düzenledi.

 

Yağlı Tohumlu Bitkiler ve Bitkisel Yağlar Konferansı”da yapılan sunum ve paylaşılan veriler oldukça çarpıcı.

 

Hammadde ihtiyacının yüzde 75'ini ithalatla karşılayan 7 milyar dolarlık bir büyüklüğe sahip olan sektörde dışa bağımlılık maalesef artarak devam ediyor.

 

Türkiye’de bitkisel sanayicisinin öncelikli sorunu hammadde.

 

2015 yılında Türkiye’de gerçekleşen yaklaşık 3 milyon ton yağ arzının 750 bin tonu yerli üretimle karşılanırken, hammadde ihtiyacının geri kalan yüzde 75’lik kısmı ithalatla karşılanmış.

 

Bitkisel yağ sektörü özellikle ayçiçeğinde hammadde yetersizliği nedeniyle dışa bağımlı hale gelmiş durumda.

 

2015'te Türkiye'nin tarım ürünleri ithalatında bitkisel yağlar, yağlı tohum ve türevleri 3,5 milyar dolarlık bir paya sahip.

 

Son 10 yılda yağlı tohum ve türevlerinin toplam ithalatı 29 milyar doları buluyor. Bu yılın ilk 7 aylık dönemindeki ithalat 2 milyar dolar seviyesine ulaştı bile.

 

2015 itibariyle 914 milyon dolarlık ihracat sonucu yağlı tohum ve türevlerinde dış ticaret açığı ise 2,6 milyar dolar seviyesinde.

 

Peki üretimdeki açığı nereden tedarik ediyoruz?

 

Sektörün ihtiyacı olan yağlı tohum ve ham yağın büyük kısmı Rusya, Ukrayna, Moldova, Romanya ve Bulgaristan’dan ithal ediliyor.

 

BYSD Yönetim Kurulu Başkanı Tahir Büyükhelvacıgil sektörün karşı karşıya kaldığı riski ve neden yerli üretimin artırılması gerektiğini şu sözlerle ifade ediyor: “Önümüzdeki yıllarda yağlı tohum veya ham yağ temin edememe ve rafine edilmiş ambalajlı yağ ithal etme zorunluluğunda kalabiliriz.”

 

16 MİLYAR DOLARLIK KATKI

 

Türkiye’de ayçiçeği üretimi açığının 2020 yılında yaklaşık 891 bin tona ulaşması öngörülüyor.

 

Bu açığın daha da artarak 2030 yılında 1,3 milyon ton seviyesine yükseleceği tahmin ediliyor.

 

Sektörün yaptığı ekonometrik analiz sonuçlarına göre, Türkiye’de devlet prim ödemelerinin ayçiçeği üretimi üzerindeki piyasa fiyatı etkisi, mazot-gübre desteklemelerinden daha etkili oluyor.

 

2016-2030 yılları arası dönemde ayçiçek yağı ithalatının tamamen durdurulması halinde Türkiye ekonomisine katkısı yaklaşık 15,6 milyar dolar olacak.

 

Türkiye’de yağlı tohum üretimi yıllık 2,3-2,7 milyon ton arasında değişiyor. Sektörün yıllık 2 milyon ton ayçiçeği tohumuna ihtiyacı varken Türkiye’deki üretim 1-1, 2 milyon ton arasında değişiyor. Bu da yağlı tohum üretiminin artırılmasının stratejik bir önemde olduğunu net şekilde ortaya koyuyor.

 

Bugüne kadar Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından yapılan desteklemelere rağmen üretimde istenen artışın sağlanamadığı kaydedilen konferansta, ayçiçeği üretiminde destekleme politikalarının yeniden düzenlenmesi ve prim desteğinin artırılması talebi gündeme geldi.

 

Sektör, prim desteklerinin iki aşamada yapılması ve ayçiçeği hasadından sonra oluşacak fiyatlara göre gerektiğinde telafi edici prim desteğinin uygulanması görüşünü ortaya koydu.

 

Böylece üreticilerin fiyatların düşme endişesi yaşamadan tercihini ayçiçeği ekimi yönünde yapması bekleniyor. Desteklemenin ekim ve hasat zamanı olmak üzere iki aşamada yapılmasının, ayçiçeğini diğer alternatif ürünlere karşı avantajlı duruma getirilebileceği düşünülüyor.

 

Kısacası yağlı tohum üretiminin artırılması işlevsel tarım politikalarının geliştirilmesinden geçiyor.

 

İÇ PİYASA VE İHRACATTA TAĞŞİŞ SORUNU

 

Sektörün tek sorunu ithalata olan bağımlılık değil, bir de tağşiş sorunu var.

 

Son zamanlarda hem iç piyasa, hem de ihracatta tağşişin yaygınlaştığına dikkat çeken Tahir Büyükhelvacıgil, “İç piyasada bazı firmalar, özellikle ayçiçeği yağı, soya yağı, kanola yağı ve aspir yağı fiyatları arasındaki farkların yüksek olduğu dönemlerde, Türkiye’de en çok tüketilen ayçiçeği yağına daha ucuz olan yağları karıştırarak haksız rekabete sebep oluyor” diyor.

 

Büyükhelvacıgil, tağşişin hem tüketiciyi hem de sanayiciyi mağdur ettiğine dikkat çekerek, bu konuda mücadelelerinin sürdüğünü ve bazı firmaların dernekten ihraç edildiğini söylüyor.

 

Tağşişle ilgili uyarılarının dikkate alındığını kaydeden Büyükhelvacıgil, “Tağşişe yasal düzenleme sektörü rahatlatacak” diyor.

 

İrfan Donat

 

Bloomberg HT Tarım Editörü

 

idonat@bloomberght.com

 

Yukarı