TVRadyo
İrfan Donat
İrfan Donat

Tarım sektörünün Rusya krizinden çıkaracağı 3 ders

 

Geçen yılın kasım ayında yaşanan uçak krizinin ardından Rusya ile normalleşme süreci hızla ilerliyor.

 

İkili ilişkiler bir çok alanda beklenenden daha hızlı gelişiyor.

Turizm, enerji, savunma derken tarım sektörünü de sevindiren gelişmeler yaşanıyor.

İlk önce Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Türkiye'den ihraç edilen ve kısıtlama olan bazı tarım ürünlerinin Rusya'ya tekrar ithalatını açacakları yönünde açıklama yaptı.

Ardından Rusya Başbakanı Dimitri Medvedev, Türk gıda ürünlerinin ithalatına getirilen kısıtlamaların bazılarını kaldıran kararnameyi onayladı.

Sonra gözler Rusya Federal Tarım Ürünleri Denetleme Ajansı (Rosselkhoznadzor) Başkanı Aleksey Alekseyenko'ya döndü.

Alekseyenko da Rosselkhoznadzor'un Türkiye'den ilk etapta narenciye ile birlikte kayısı, şeftali, erik gibi sert çekirdekli ürünlerin sevkiyatına izin vereceğini söyledi.

Rus heyeti, sebze ürünlerindeki kısıtlamaların kaldırılmasına yönelik kararını da gelecek hafta Türkiye'ye yapacakları ziyaret sonrasında vereceklerini açıkladı.

Rusya tarafından kısıtlaması kaldırılan ürünler, toplam meyve ve sebze ihracatının yaklaşık yüzde 60-65'lik bir kısmını oluşturuyor.

Örtü altı üretim yapılarak ihraç edilen domates, salatalık ve diğer sebze gruplarından oluşan yüzde 35-40'lık kısım ise halen ambargolu durumda.

Ancak sektör temsilcileri söz konusu kısıtlamaların da önümüzdeki haftalarda kaldırılacağı konusunda iyimser. Gerekçeleri de şöyle: "Örtü altı üretim Türkiye'de kasım ayı başından itibaren yoğunlaşmaya başlayacak, bu dönemde Rusya'nın kendi üretimi azalacağı için talebi karşılayamayacak." 

Yasaklanan ürünlere bakıldığında 2015'te ihraç edilen domatesin yüzde 65’inin, salatalığın yüzde 52’sinin, mandalinanın yüzde 46’sının, portakalın yüzde 21’inin, şeftalinin yüzde 47’sinin, kayısının yüzde 52’sinin, çileğin yüzde 75'inin, eriğin yüzde 20’sinin, kuru soğanın yüzde 45’inin, kırmızı lahananın yüzde 19’unun Rusya’ya gerçekleştirildiği görülüyor.

Türkiye'nin Rusya'ya yaş meyve-sebze ihracatı 2015 yılında 877 milyon dolar seviyesindeydi. Bugün gelinen noktada, ilk 9 aya baktığımızda Rusya'ya yaş meyve sebze ihracatımız sadece 110 milyon dolar seviyesinde.

 

Türkiye İhracatçılar Meclisi Yönetim Kurulu Üyesi ve Tarım Komisyonu Başkanı Mustafa Satıcı, teknik engellerin aşılarak Kasım ayının ortasından itibaren tüm yasakların kalkacağı görüşünde.

2017 HEDEFİ 1 MİLYAR DOLARLIK İHRACAT

Satıcı, eğer yıl bitmeden işler rayına girer ve kısıtlamalar tamamen kalkarsa 2017 yılında Rusya Federasyonu'na yaş meyve sebze ihracatını 1 milyar dolara çıkarmayı hedeflediklerini söylüyor.

Gelelim yaşanan kayba...

Türkiye Ziraat Odaları Birliği'ne (TZOB) göre bu yılın ocak-ağustos döneminde, yaş sebze ve meyvede ihracatımızdaki kayıp 408 milyon dolar civarında.

Bu yılın ocak-ağustos döneminde Rusya’ya yapılan yaş sebze meyve ihracatının miktar bazında yüzde 82, değer bazında ise yüzde 80 gerilediğine dikkat çekiliyor.

Bugün itibaren zararın neresinden dönersek kârdır.

Türkiye-Rusya arasında yaşanan kriz ve bu dönemde üreticiden ihracatçısına kadar sektörün tüm paydaşlarını olumsuz yönde etkileyen bu süreçten belki gerekli dersleri de çıkarma vakti geldi.

Ders 1: Ürün kalitesini artırmamız lazım

Rusya'nın gıda güvenilirliği ve ürünlerin izlenebilirliği noktasında bir takım talepleri var. Tıpkı Avrupa gibi gıda ürünleri konusunda Rusya daoldukça seçici ve sıkı analizler talep ediyor. Bu konuda üretimden paketlemeye kadar ihracatın her aşamasında daha kaliteli ve gıda güvenilirliğini ön plana çıkan bir yol izlemek zorundayız. Özellikle zirai ilaç kalıntıları konusu hem yurtiçinde hem de yurtdışında kamuoyunun en hassas olduğu noktalardan bir tanesi. Bu kriterleri sadece Rusya için değil kendi iç tüketimimiz için de sağlamamız şart.

Ders 2: Tarımsal ihracatta pazar çeşitliliği artırılmalı

Rusya krizi gösterdi ki tarımsal ihracat tarafında pazar çeşitliliği bundan sonraki süreçte daha kritik öneme sahip olacak. Uluslararası ticarete konu olan tarım ve gıda ürünleri, ülkelerin jeopolitk riskler karşısında kullanabileceği en önemli stratejik silah haline geliyor. Bu da bizim hem kendi gıda güvenliğimizi sağlamamız hem de arz-talep dengesi ve fiyat istikrarı açısından dış pazarlarda daha çeşitli müşterilere ulaşmamızı gerekli kılıyor.

Ders 3: Tarımda rekabetçi konuma gelmemiz lazım

Yüksek girdi maliyetlerinin önüne geçerek doğru maliyet hesabı yapabilmeliyiz. Yukarıda değindiğimiz verimliliği artırmak ve kaliteyi yükseltmek konusunda politikalar geliştirerek pazarda daha rekabetçi konum elde etmeliyiz. Aksi takdirde kaybettiğimiz pazarı yeniden kazanmak, mevcut pazarı korumak ya da yeni pazar bulmak konusunda zorlanmaya devam ederiz.

RUSYA'YA İHRACAT İÇ PİYASADA FİYATLARI ARTIRMAZ”

Gelelim konunun bir diğer boyutuna...

Ambargonun kalkıyor olması ile birlikte iç piyasada olası fiyat artışlarına yönelik soru işaretleri var.

Türkiye İhracatçılar Meclisi Yönetim Kurulu Üyesi ve Tarım Komisyonu Başkanı Mustafa Satıcı, Rusya'ya tarımsal ihracatın yeniden başlamasının iç piyasada sebze ve meyve fiyatlarını artırıcı etkisinin olmayacağını savunuyor.

Türkiye'nin yıllık 45 milyon tonun üzerinde meyve ve sebze üretimi olduğunu ve bunun sadece 3,5 milyon tonunun ihraç edildiğini kaydeden Satıcı, bunun da yaklaşık 1,5 milyon tonunun Rusya Federasyonu'na gönderildiğini belirtiyor.

Satıcı, “Dolayısıyla Rusya'ya ihracatımız toplam üretime baktığımızda küçük bir miktar. Türkiye'de sebze ve meyve fiyatlarını belirleyen temel etken iklim ve mevsim koşulları. İhracatın bu alanda çok ciddi bir belirleyici etkisi yok. Tüketicimizin bu konuda endişe etmesini gerektirecek bir durum yok” diyor.

İrfan Donat

Bloomberg HT Tarım Editörü

idonat@bloomberght.com

Yukarı