TVRadyo
Mine Uzun
Mine Uzun

İnsanlarla, insanca yaşamak istiyorum

Bir kez daha yine yeniden dağlandı yüreğimiz. Kendini bilmez, hastalıklı yetişmiş, insan demeğe dilin varmadığı... Sövsen anlamı yok, sussan gönül razı değil, hissiyatı var her birimizin üzerinde.

Gencecik bir kız, onun hayalleri, umutları, ona dair kurulan planlar ve daha neler neler. Bir gün biri, bir bıçak darbesiyle hunharca, ilkel isteklerine kurban etti.

O sizin kızınız, kardeşiniz, arkadaşınız, sevgiliniz de olabilirdi. O siz de olabilirdiniz ve öyle acı ki günün birinde adınızın böyle bir manşete konu olması olağan hale geldi.

Bu denli cahil ve cani insanların peydah olmasında hiç mi suçumuz yok? Hiç mi sorgulama yapmıyoruz? Kadının bu kadar yok sayıldığı, şiddete bu derece hafifletici nedenler bulunduğu, sanatçı dediğiniz adamın bu denli duyarsızlaştığı, siyasetçinin bu kadar sorumsuzlaştığı, hukukun yerle bir olduğu, bu denli güvensiz bir ülke ne zaman olduk biz? Ya da hep mi böyleydik?

Küçük bir kız çocuğu olmaktan başlıyor zorlukları yaşamanın. Yaşınla, bedeninle birlikte sorunları çekinceleri zorlukları da büyüyor sanki. Genç kız olunca, iş kadını olunca anne olunca… Böyle böyle eklene katlana büyüyor korkuların da. Çocukken ben, yalnız gitmek isterdim okula, dershaneye. Büyümenin bir göstergesi var sayardım yalnız otobüse dolmuşa binmeyi. Yazık, kırılmasın diye benim özgüvenim, korkularla büyümeyeyim diye olan babama oldu, perişan olmuş adamcağız arkamda yollarda… Aylarca bindiğim otobüse binmiş çaktırmadan güvende gidiyor muyum diye kontrol için… Baba ya, dayanmıyor yüreği tabi. Ben büyüdükçe endişeleri de büyüdü benimle. Her dışarı çıkışımda, her sinemaya, tiyatroya gidişimde hop oturdu hop kalktı yürekleri. Ağız tadıyla okul kıramadım mesela,  çünkü başıma bir şey gelirse ulaşılabilir olmalıyım diye haber vermeliydim her gittiğim yeri. Hele şu gece dışarı çıkma isteklerim başlayınca babamın camla mesaisi de başladı. Annemle nöbet değişimleri… Üniversiteyi şehir dışında okudum ben, kim bilir kaç uykusuz gece geçirdiler, nerelerdeyim güvende miyim diye.

Çok kızardım küçükken onlara büyüdüm ben diye hayıflanırdım. Hele, sana güveniyoruz da çevreye güvenmiyoruz dediler mi, zıvanadan çıkardım.
Ama simdi şimdi anlıyorum ne kadar haklılardı. Şimdilerde mesela her gittiğim yerden haberdar ediyorum birini mutlaka, konusuyorum belli aralıklarla mesajlaşıyorum olduğum yerin adresini, birlikte olduğum kişinin telefonunu veriyorum. Her an her yerden ulaşılabilir ve güvende kalmaya çalışıyorum. Sevdiklerimin nerede olduğunu şarjı biterse kimden ulaşacağımı soruyorum, onların adreslerini alıyorum. Tıpkı kendim gibi onları da güvende tutmaya çalışıyorum. Gece toplu taşımaya binemiyorum, yoldan taksi çeviremiyorum, her gün aç ve ilkel insanlarla aynı ülkede soluk almaktan utanıyorum…

Ben sırf akılları başka şey düşünmeye yetmediği, ilkel güdüleri ile yaşayan insanlar var sokaklarda diye giyimimi kuşamımı ayarlamak istemiyorum. Ben sırf onlar var diye eğlencemden olmak istemiyorum. Ben onlardan sakınmak için kendimi cezalandırmak istemiyorum. Onlar cezalarını bulsunlar istiyorum. Başları dara düşünce kurduklarını kıstırıp kurtar baba diye sığındıkları babaları var ya onlar da yargılansınlar istiyorum.

Ben tecavüze uğramak istemiyorum. Sokak ortasında dövülmek istemiyorum.

Birileri bağırıp çağırsın istemiyorum. Ben çocuğuma korunması için çığlık atmayı öğretmeyi istemiyorum. Çok basit bir şey istediğim: Bu güzel ülkede, insanlarla, insanca kardeşçe yaşamak istiyorum!

BU YAZIYA YORUM YAZ
 
17 Şubat 2015 Salı, 12:06 Misafir çok haklısın hepimiz aynı şeyleri istiyoruz ama içimizdeki körelmiş cahillikleri temizliyemiyoruz! yada onlara iyi birer birey olmanın sorumluluklarını öğretemiyoruz. kısacası yetemiyoruz.
Yukarı